Araba nedir, Araba ne demek

  • Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
  • Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

"Araba" ile ilgili cümleler

  • "Sarhoşların araba sürmeleri sakıncalıdır." - E. Şafak
  • "İki araba saman. Bir araba kömür."

Yerel Türkçe anlamı:

Araba, bk. arabe

Kağnı.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Sirkin barınma ve çeşitli çalışma yerleri olarak kullanılan araba. Arabalar bir yerden başka bir yere gitmede de kolaylık sapar.

İngilizce'de Araba ne demek? Araba ingilizcesi nedir?:

wagon

Araba hakkında bilgiler

Araba (tekerlekli taşıt), yolcu ve yük taşımaya uygun tekerlekli, motorlu veya motorsuz hareket edebilen her türlü kara ulaşım taşıtı. Motorsuz olanlar hayvanlarla ya da insanlar tarafından yürütülür. Çekçekler, el arabaları insan gücüyle yürürken, kağnı, öküz ve mandayla; fayton ve benzeri arabalar at ile otomobil, kamyon vb. motordan aldığı güçle yürütülür. Keçilerin çektiği hafif arabalar da vardır.

Araba kelimesi ilk kez Codex Cumanicus'da geçmektedir Sakaca rraha (at arabası) , Zentçe raθa aynı anlamda ve eşkökenli Sanskritçe rátha (ata koşulan tören arabası) eşkökenli Arapça arrādat ( عرّادة ) (iki tekerlekli savaş arabası) eşkökenli Latince raeda (dört tekerlekli at arabası) .

 

Arabaların M.Ö. 3000 yıllarında tekerlek ve kızağın bulunmasından sonra ortaya çıktığı düşünülmektedir. İlk çağ kavimlerinin (Sümer, Mısır, Yunan, Asur) arkası açık iki tekerlekli savaş arabaları kullandıkları bu dönemle ilgili adak heykelciklerinde görülmektedir.

İki tekerlekli ve parmaklıklı ilk arabaları M.Ö 2000'li yıllarda savaş amacıyla Hititliler yapmıştır. Frigler, Yunanlar ve Romalılar dağlık ve sarp bölgelerde arabaların devrilmemesi için teker açıklığı kadar mesafede birbirine paralel giden oyuk yollar yaptığı bilinmektedir.

Araba ile ilgili Cümleler

  • Yeni bir araba satın alması için babasına baskı yaptığında Catherine'nin bir art niyeti vardı; O, arabayı kendisinin sürebileceğini umuyordu.
  • Bayan Baker, genç adamın yakında gitmek zorunda kalacağını biliyordu,böylece yatmadan önce gece arabasını uygun bir yere parkedebilmek için, genç adama arabasını biraz hareket ettirmesi için rica etmeye karar verdi.
  • Jale tatilleri sever güzel kıyafetleri de sever güzel arabaları da sever güzel evlerde oturur Jale çok eleganttır ben Jale'nin hızına yetişemem.
  • Teknolojiye ihtiyacım vardı güzel bir arabaya da ihtiyacım vardı gezmeye de ihtiyacım vardı siz ne yaptınız engellediniz.
  • Bazı insanlar daha alt düzey teknolojinin kullanıldığı bir toplumda yaşamayı hayal ederler. At arabası da teknoloji ürünüdür.
  • Alkolle ilgili ölümün dört ana nedeni vardır. Araba kazalarından ya da şiddetten yaralanma biri, karaciğer sirozu, kanser, kalp ve kan sistemi gibi hastalıklar diğerleri.
  • Evime gizli kamera takman, arabama GPRS cihazı koyman, telefonlarımı dinlemen, fiziki takibi sürekli yapman hoşuma gitmiyor.
  • her şeyin para olmadığına plakaların arabaların ve insanların fikirlerinin değişebileceğini biliyorum ve bunu normal karşılıyorum..
  • Bayan Baker çok yakında genç adamın ayrılmak zorunda kalacağını biliyordu, yatmaya gitmeden önce arabasını gece için uygun bir yere parkedebilmek için genç adama arabasını biraz hareket ettirmesi için rica etmeye karar verdi.
  • Antik yunanlılar Güneşin tanrı Heleius tarafından sürülen dört beyaz at tarafından çekilen bir arabada gökyüzünü boydan boya geçtiğine inanıyorlardı.
 

Araba anlamı, tanımı:

Tekerlekli : Tekerleği olan, tekerli.

Motorlu : Motorla çalışan.

Motor : Akaryakıtla işleyen deniz aracı. Motosiklet. Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Araba devrilince yol gösteren çok olur : "iş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur" anlamında kullanılan bir söz.

Araba ile tavşan avlanmaz : "her işte başarıya ulaşabilmek için kullanılması gereken özel yöntemler vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Araba kullanmak : Arabayı sürmek.

Arabanın tekerine taş koymak : Güçlük çıkarmak.

Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer : "kıdem ve yaş bakımından büyük olanların yaptıkları her zaman örnek alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Arabasını düze çıkarmak : Karşılaştığı güçlükleri yenip işini kolay yürür duruma getirmek.

Araba araba : Arabalar dolusu.

Araba falakası : Çift atlı arabalarda, okun dibinde ve iki yanında bulunan, uçlarına koşum kayışları bağlanan ağaç bölüm.

Araba mezarlığı : Kullanılmaz duruma gelmiş veya eski arabaların bırakıldığı yer.

Araba vapuru : Arabalı vapur.

Bir araba : Pek çok, fazla. Odun, kömür vb. bazı şeylerin ölçü birimi.

Yaylı araba : Yaylı.

At arabası : Çeşitli yükleri taşımak için kullanılan, dört tekerlekli, at koşulmuş taşıt.

Çöp arabası : İşe yaramaz, değersiz, kaba saba kimse. Süprüntülerin, atıkların taşındığı araba.

Domuz arabası : Ağır yükleri yakın yerlere taşımak için kullanılan, ufak tekerlekli, üstü düz, alçak araba.

El arabası : Elle sürülen taş, toprak vb. taşımaya yarayan, tek tekerlekli ve iki kollu, küçük araba.

Kağnı arabası : Kağnı.

Kira arabası : Kiralık kullanılan araba, taksi vb.

Makam arabası : Yüksek makamdaki bir kimse için ayrılan araba, makam otomobili.

Muhacir arabası : Üstü ve yanları örtülü, dört tekerlekli, yaysız araba.

Ordövr arabası : Ordövrlerin servisinde kullanılan küçük el arabası.

Öküz arabası : Öküz koşulmuş araba.

Polis arabası : Polislerin görev sırasında kullandığı araba.

Servis arabası : Bir iş yeri çalışanlarının veya öğrencilerin taşınması için hizmet veren araç, servis aracı. Lokantalarda müşteriye hizmet vermek üzere kullanılan tekerlekli araba.

Şeytanarabası : Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu.

Tanzifat arabası : Temizlik arabası.

Taş arabası : Aptal, sersem.

Tatar arabası : Posta arabası.

Tay tay arabası : Küçük çocukları yürümeye alıştıran dört tekerlekli araç, yürüteç.

Top arabası : Sahra topunun oturtulmuş bulunduğu tekerlekli taşıt.

Yarış arabası : Yarışa katılan, motoru özel olarak güçlendirilmiş araba, yarış otomobili.

Yük arabası : Yük taşıyan araba.

Arabacı : Araba yapan veya satan kimse. Arabayı süren kimse.

Arabacılık : Arabacının yaptığı iş.

Arabalı : Arabalı vapur. Arabası olan.

Arabalı vapur : Kara yolu ve demir yolu araçları ile yolcuları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi, arabalı, araba vapuru, feribot.

Arabalık : Araba dolduracak miktarda olan. Garaj.

Araban : Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri. Klasik Türk müziğinde bir makam.

Arabankürdi : Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam.

Arabaşı : Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.

Arabasız : Araba olmaksızın. Arabası olmayan.

Arabasızlık : Arabasız olma durumu.

Atın bahtsızı arabaya düşer : "değerli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uygun olmayan ağır ve aşağılık işlerde kullanılırlar" anlamında kullanılan bir söz.

Kimin arabasına binerse onun türküsünü çağırır : Çıkar sağladığı kimsenin hoşuna gidecek biçimde davranan dönek ve dalkavuk kimseler için kullanılan bir söz.

Öküz arabası gibi : Çok yavaş.

Tavşanı araba ile avlamak : İşini telaşsız ve soğukkanlılıkla görmek.

Zengin arabasını dağdan aşırır fakir düz ovada yolunu şaşırır : "zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz" anlamında kullanılan bir söz.

Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.

Yolcu : Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. Doğması beklenen çocuk. İşten çıkarılması beklenen kimse. Yolculuğa çıkmış kimse. İyileşmesi umutsuz hasta.

Taşıma : Taşımak işi.

Uygun : Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Hareket : Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Devinim. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Deprem. Davranış, tutum. Yola çıkma.

Ulaşım : Ulaşma işi. Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas. Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Araba anahtarı : Araba tekerlerindeki vidaları gevşetip sıkmağa yarayan demir araç. (*Senirkent, *Yalvaç -Isparta; Yenikent *Aksaray -Niğde)

Araba evi : Kağnıda tekerleklerin üstündeki yük taşımaya yarıyan tahta kısım.

Araba konut : Sanatçıların içinde yaşadıkları tekerlekli ev.

Araba kuklası : Bir arabanın içinde, alttan oynatılan Türk kuklası.

Araba oku : Koşum sırasında atların bağlandığı araba makasına tutturulmuş 3 m. uzunluğundaki ağaç. (*Senirkent -Isparta; Yenikent *Aksaray -Niğde)

Araba sahne : Araba üzerine kurulan sahne türü. Bunlar ilk kez Ortaçağ'da ortaya çıkmış ve Kilise'nin dinsel amaçlarına uygun olarak kullanılmıştır.

Araba tabanlı fırın : Üzerine ısıl işlem uygulanacak parçaların koyulduğu tabanı, araba gibi tekerler üzerinde devinen fırın.

Araba yıldızı : Küçükayı yıldız kümesi.

Arabaalan : Çanakkale şehrinde, Biga ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Arabacı burgusu : Araba yapıcılarının ve dülgerlerin kullandıkları, uzun saplı, elle döndürülen özel ağaç delgi aracı.

Diğer dillerde Araba anlamı nedir?

İngilizce'de Araba ne demek? : [Álava] adj. Arab, Arabian, Arabic, of a Semitic people living in the Middle East and northern Africa

v. plow; hoop

n. car, automobile, motorcar, auto, cart, autocar, wheels (Slang); carriage, gharry; motor

Fransızca'da Araba : voiture [la], automobile [la], char [le]

Almanca'da Araba : n. Wagen

Rusça'da Araba : n. автомашина (F), автомобиль (M), машина (F), повозка (F), телега (F), арба (F), вагон (M), воз (M), карета (F)

adj. автомобильный