Surrounding türkçesi Surrounding nedir

  • Çevreleyen.
  • Civardaki.
  • Kuşatma.
  • Kuşatıcı.
  • Kuşatan.
  • Çevredeki.
  • Etraftaki.
  • Sarma.
  • Çevre.
  • Muhit.
  • Etrafındaki.
  • Etrafını saran.

Surrounding ile ilgili cümleler

English: The surrounding hills protected the town.
Turkish: Çevreleyen tepeler kasabayı korudu.

English: He felt ill at ease in the new surroundings.
Turkish: Yeni ortamlarda huzursuz hissettim.

English: Most castles have a moat surrounding them.
Turkish: Çoğu kalelerin onları çevreleyen bir hendeği vardır.

English: The surrounding area was very quiet.
Turkish: Etraf çok sakindi.

English: They're surrounding us.
Turkish: Onlar bizi kuşatıyor.

Surrounding ingilizcede ne demek, Surrounding nerede nasıl kullanılır?

Surrounding air : Ortam. Hava.

Surrounding area : Etraf.

Surrounding countryside : Kırsal çevre.

Surrounding wall : İhata. Dış duvar. Kuşatıcı duvar.

Chromatic distortion due the surrounding : Çevre renklerinin etkisiyle, renk algılamasindaki değişme. bk. renk sapması. Renk kayması.

Be surrounded : Sarılmak. Çevrelenmek.

Surrounded : Çevrilmiş. Çevrili.

Surrounds : Kaplamak. Çepeçevre sarmak. Etrafını sarmak. Sarmak. Etrafını kuşatmak. Çevrelemek. Çevirmek. Etrafını çevirmek. Kuşatmak.

Surround of a comparison field : Çevre alanı. Bir ölçüştürme-karşılaştırma-alanının parıltısı, görme organı üzerinde dolaylı bir etki dışında, görsel ışıkölçümsel ölçüştürmeye girmeyen, ve ölçüştürülecek parıltılar alanını sınırlayan ve çevreleyen alan.

 

Surroundings : Çevre halkı. Ortalık. Dolay. Etraftakiler. Civar. Muhit. Etraf. Çevre.

İngilizce Surrounding Türkçe anlamı, Surrounding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surrounding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Atmospheres : Atmosfer. Basınç birimi. Hava. Ortam.

Circuit : Daire çevresi. Devretmek. Turneye çıkmak. Çıngı devresi. Devre. Elektriksel erke üretecinin ucaylarma bağlanarak kesiksiz bir iletim yolu oluşturan iletken aygıtlar ya da gereçler dizisi. Daire. Etrafında dönmek. Lig. Devir.

Bandaging : Bandaj uygulama işi. Sargı yapma işi. Bandaj sarma. Bandajlayarak. Bandajla sarma. Bandajlama. Sargılama.

Ambit : Saha. Alan. Hudut. Ortam. Sınır. Şümul. Etraf. Çerçeve.

Blockades : Blokaj. Abluka etmek. Ablukaya almak. Abluka altında tutmak. Kuşatmak. Kuşatma altına almak. Abluka. Abluka altına almak.

Commons : Yemek salonunda verilen yemek. Avam üyeleri. Avam. Porsiyon. Halk tabakası. Parça. Paylaşılan yiyecekler. Meydan. Şehirde veya kasabada halka açık alan.

Connexion : Yakınlık. Arkadaş. Yakın. İlişki. Bağlantı. İlinti. Dost. Bağ.

Ambient : Ambiyant. Ortama ait. Çevresel. Yakın civar. Yerel (ısı veya basınç). Çevreyi saran.

Fasciculation : Kas seğirmesi. Paketleme. Bir arada ciltleme. Fasikülasyon. Seğirme. Bağlama.

Surrounding synonyms : circumferent, circumjacent, entwisting, besetting, circumferences, encompassing, embosoming, enclosing, ambience, girdlers, enclosures, girdler, neighboring, enveloper, encapsulation, girths, envelopments, circumambient, connection, fasciation, encirclement, domains, enclosers, entourage, circles, beleaguerer, enclosure, infestation, environ, besieging, wraparound, domain, ambients.

 

Surrounding zıt anlamlı kelimeler, Surrounding kelime anlamı

Distant : Hafif. Uzakta. Soğuk. Irak (yer). Samimiyetsiz. Uzaktan. Ağır. Irak. Uzak. İlgisiz.

Surrounding ingilizce tanımı, definition of Surrounding

Surrounding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Inclosing. An encompassing. Encircling.