Sarma nedir, Sarma ne demek
- Sarmak işi.
- Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılmış olan etli veya zeytinyağlı yemek.
- Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk.
- Saran, içine alan şey, zarf

- Sarılarak yapılan.
- Çevirme.
"Sarma" ile ilgili cümleler
- "Sarma yay."
- "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi." - M. Uyguner
Yerel Türkçe anlamı:
Ahırlarda uzatma işini gören direk.
Sarma; güreşte bacaklarla hasmın bacaklarına sarılarak düşürme oyunu || sarmaya almak: sözü geçen oyunu uygulamak
Namlusu özel biçimde çelik tellerle yapılmış olan av tüfeği : Benim kırma sarmadır, 250 lira verdiler vermedim.
Kol ve bacakları sararak ağaca çıkma için.
Sigara.
Sığır gübresi.
Yelek boyunda kollu, önü açık, düz yakalı, kadifeden işli kadın giysisi, kısa entari.
Denk ya da sandıkların çevresine yapılmış olan çember.
Sarma yemeği
Tüfek cinsi
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Erkek dansçının kadın dansçıyı kollarıyla sarması.
Güreş terimi olarak anlamı:
Üstteki güreşçinin, bir bacağını alttaki güreşçinin karnı altından bacakları arasına sokarak ayağını alttakinin baldırı üzerine koyup, ağırlığını onun beli üzerine yükledikten sonra alttakini dış tarafa doğru yayarak çevirme işlemi.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Bir filmi ya da bir mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma.
Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:
İki örtünün birlikte yeniden kıvrılması ya da yeni bir örtünün, daha eski örtünün çevresini sarması.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Yastık yüzüne iğne ve iplikle yapılmış olan bir oya türü. (Uluğbey *Senirkent -Isparta)
Diğer sözlük anlamları:
Bir çeşit güreşçi çelmesi.
Bilimsel terim anlamı:
Karşı yarışmacının savutunu bir çelgi ile yakalayıp bırakmadan, çember eylemiyle geliştirilen dürtüşün uygulamasına verilen ad.
İşlem görmüş yüzeyleri dış etkenlerden korumak için, geçici olarak bez ya da kâğıtla kaplama.
sinema, televizyon: Bir filmi ya da mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma.
İngilizce'de Sarma ne demek? Sarma ingilizcesi nedir?:
encapsulation, wrapping, envelopment, roof bar, winding, spooling, involution
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Manisa ili, Üçpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Sarma hakkında bilgiler
Sarma, bulgur ya da pirinç başta olmak üzere çeşitli iç malzemelerin, genellikle beyaz lahana, kara lahana, dut yaprağı, kiraz yaprağı veya asma yaprağıyla sarılmasıyla yapılmış olan bir yiyecek. Osmanlı mutfağı kökenli olup, Osmanlı İmparatorluğu'nın hüküm sürdüğü topraklarda yapılmaktadır. Zeytinyağlı sarma ya da kıymalı sarma şeklinde farklı çeşitleri vardır.
Asma yaprağının içerisine bulgur ya da pirinç başta olmak üzere yöresine göre değişen diğer iç malzemeleri konarak yapılmış olan bir yemektir. Zeytinyağlı sarma ya da kıymalı sarma şeklinde farklı çeşitleri vardır.
Malzemeler karıştırılarak harmanlanır. Daha sonra salamura asma yaprağıyla sarılır. Sonra toprak testide, arasına et parçaları ve limon konarak pişirilir. Üzerine limon suyu sıkılarak ya da yoğurt konularak yenir.
Malatya'da yapılmış olan bir çeşit sarmadır. Benzer yemekler dut yaprağı, fasulye yaprağı ve asma yaprağı kullanılarak da yapılabilir.
Sarma ile ilgili Cümleler
- Kollarımı onun boynuna sarmak istedim.
- Ali videoda geri sarma butonuna bastı.
- Samanyolu sarmal bir gök adadır.
- Sarman gerekmiyor.
- Onu başıma sarmaya çalışıyorum.
- Tom'un ailesi canciğer kuzu sarması gibidir.
- Pirenses olay makyaj yapmakla bitmez, sarma yapıyor musun sen bana ondan bahset.
- Zehirli sarmaşık ve zehirli meşe bitkiler arasındaki nasıl ayrım yapacağınızı biliyor musunuz?
Sarma anlamı, kısaca tanımı:
Lahana : Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki, kelem (Brassica oleracea).
Sarılma : Sarılmak işi.
Zeytinyağlı : İçine zeytinyağı katılan.
Yemek : Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Kandırmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Isırmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yasal yoldan cezalandırılmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek.
Sarma kafiye : Bir dörtlüğün birinci ile dördüncü, ikinci ile üçüncü dizelerinin uyaklı olması (a b b a).
Ciğer sarma : İnce kıyılmış akciğer ve karaciğer, pirinç, yağ, çam fıstığı, kuş üzümü, yeşilsoğan, yumurta ve baharat karışımıyla fırında pişirilen bir kebap türü.
Kilit sarma : İki veya daha çok bağ boyundurukları altına karşılıklı olarak atılmış ve birbirine fırçalarla bağlanmış olan bir çift sarma.
Zeytinyağlı sarma : Malzemesi zeytinyağı ile pişirilen sarma.
Lahana sarması : Sarma.
Tavuk sarması : Haşlanmış havuç, kabak ve tavuk göğsüyle hazırlanan, üzerine salça ve yoğurtlu sos dökülerek servisi yapılmış olan bir yemek.
Yaprak sarması : Sarma.
Sarmak : Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Kucaklamak. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Saldırmak, hücum etmek. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Dolayında yer almak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Yumak yapmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Örtmek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Sarılıp tırmanmak.
Sarmal : İçinden çıkılmaz (durum). Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen, helisel, helezonlu, helezoni.
Sarmal yöntem : Herhangi bir çalışmada basitten karmaşığa giden işlemler bütünü, sarmal metot.
Sarmalama : Sarmalamak işi.
Sarmalamak : Sıkı sıkı sarmak.
Sarmalanma : Sarmalanmak işi.
Sarmalanmak : Sarmalama işine konu olmak veya sarmalama işi yapılmak.
Sarman : Azman, iri. Sarı tüylü kedi.
Sarmaş dolaş : Birbirine sarılıp kucaklaşmış bir durumda.
Sarmaş dolaş olmak : İç içe girmek, karman çorman olmak. birbirine sarılıp kucaklaşmak.
Sarmaşan : Sarılgan.
Sarmaşık : Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki (Hedera helix).
Sarmaşıkgiller : Örnek bitkisi sarmaşık olan, iki çeneklilerden bir bitki familyası.
Sarmaşmak : Birbirine sarılmak, kucaklaşmak.
Alev bacayı sarmak : Ateş bacayı sarmak.
Ateş bacayı sarmak : Bir olay, önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
Canciğer kuzu sarması : İçli dışlı, candan, pek içten.
Çapraza sarmak : Bir iş içinden çıkılmaz duruma gelmek, çaprazlaşmak.
Çit sarmaşığı : Çit sarmaşığıgillerin örnek bitkisi olan, genellikle tarla kenarlarında yetişen, beyaz çiçekli, tüysüz ve uzun saplı, sarılıcı, çok yıllık ve otsu bir bitki (Convolvulus sepium).
Çit sarmaşığıgiller : Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, çit sarmaşığı, kahkaha çiçeği, mahmude, küsküt vb. bitkileri içine alan bir familya.
Deniz sarmaşığı : Çok yıllık, sürünücü, beyaz sütlü ve otsu bir bitki (Convolvulus soldanella).
Duvar sarmaşığı : Yaprak dökmeyen, gövde yaprakları saplı, üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşil renkli, sert ve derimsi, küçük çiçekli, meyvesi bezelye tanesi büyüklüğünde etli, sarı veya morumsu siyah renkli bir bitki (Hedera helix).
Fenaya sarmak : İş veya durum kötüye gitmek.
Güce sarmak : Bir iş güç bir duruma gelmek, güçleşmek.
İçini sarmak : Sürekli aynı konuyu düşünmek, hep onunla meşgul olmak.
İş sarpa sarmak : İş, içinden çıkılması zor bir duruma girmek.
Japon sarmaşığı : Asmagillerden, ana yurdu Çin ve Japonya olan, sülüklerinin ucu duvarlara tutunmak için genellikle daire biçiminde genişlemiş olan sarılıcı bir süs bitkisi (Ampelopsis japonica).
Kafası sarmamak : Anlamamak, aklı ermemek.
Kafasını sarmak : Uyuşmak, anlaşmak, uyum sağlamak.
Kırıp sarmak : Bir şeyi yapmak için her türlü imkândan güçlükle yararlanmak.
Kuzu sarmaşığı : Boyu 3 metre kadar olabilen, tırmanıcı, beyaz sütlü, çok yıllık ve otsu bir bitki (Canvolvulus arvensis).
Merak sarmak : Bir şeyi edinme, yapma veya onunla uğraşma isteğine kapılmak, bir şeye eğilim duymak.
Orman sarmaşığı : Akasma.
Örümcek sarmak : Bir yer örümcek ağları ile dolmak.
Sarıp sarmalamak : Sıkıca sarmak.
Sarpa sarmak : Güçlükler ortaya çıkmak, çözülmesi çok güç bir duruma gelmek.
Sigara sarmak : Sigara kâğıdına tütün koyarak sigara yapmak.
Tütün sarmak : Sigara kâğıdına tütün koyup sigara yapmak.
Yangın bacayı sarmak : Durum olağanüstü kötüye gitmek.
Yer sarmaşığı : Gebre otugillerden, nemli yerlerde, duvar diplerinde yetişen bir bitki (Cleome).
Zarf : Kap, kılıf, sarma. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap. Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese.
Çevirme : Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Çevirmek işi, tedvir.
Pazı : Bir ekmeklik hamur topağı, beze. Kolun omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi. Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yaban pancarı, yabani ıspanak (Beta vulgaris varcicla).
Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.
Etli : İçinde et bulunan. Eti çok olan. Yenecek kısmı çok olan (meyve). Dolgun, kalın.
Ayak : Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Basamak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Halk edebiyatında uyak. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Göl ayağı. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri.
Paralel : Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.). Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi, mütevazi. Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri.
Bulgur : Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru. Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday.
Alan : Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası. Bir çalışma çevresi. Yüz ölçümü.
Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.
Sarma masası : Üzerine sarıcı yerleştirilmiş olan ve sarma işini kolaylaştıran masa.
Sarma yol : Tepeye çıkan yol, dağ yolu.
Sarmaç : Bigudi. işleyim: Sarmalama işleminden sonra bir üretim malının oluşturduğu paket, sargı, balya, vb. Van kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Sarmaçlama : işleyim: Üretilen malı tüketime sunmadan önce yapılan sarma, paketleme, sandıklama vb. işlemlerin tümü.
Sarmadan dönme : Sarmayı vuran güreşçi yayma eylemine geçtiği anda, alttaki güreşçinin sarmaya alınmış bacağı üzerinde dönerek sarmayı bozmadan üste çıkması.
Sarmahane : Yatay dokuma tezgahı. (Yeşilova *Aksaray -Niğde)
Sarmakaya : Bingöl şehri, Yenisu nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Sarmal açılma : Açılmanın sarmal biçimde olanı; görüntünün, bir sarmalın bir noktasından başlayıp yavaş yavaş sarmalın tamamlanmasıyla belirmesi.
Sarmal adımı : Sarmal yol ya da sarmal kangal boyunca ardışık sarımlar aralığı.
Sarmal bulutsu : Görünüşü sarmal biçiminde olan bulutsu. (astronomi)
Diğer dillerde Sarma anlamı nedir?
İngilizce'de Sarma ne demek? : [Sarma] n. wrapping, winding, envelopment, packing, twine, infestation, involvement, stuffed dish
Fransızca'da Sarma : enveloppement [le], empaquetage [le], enroulement [le], encerclement [le], enlacement [le]
Almanca'da Sarma : n. Bestürmung, Einhüllung, Liebkosung, Umhüllung, Umschließung, Umschlingung
Rusça'da Sarma : n. завертывание (N), обвязывание (N), обматывание (N), обмотка (F), обертывание (N), наматывание (N), скручивание (N), закрутка (F), сматывание (N), сарма (F)

Bu kısımda Sarma nedir? Sarma ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sarma tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sarma hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.