Alan nedir, Alan ne demek

  • Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
  • Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer.
  • Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.
  • Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
  • Yüz ölçümü.
  • Bir çalışma çevresi.
  • Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
  • İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası

"Alan" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Yer çekimi alanı. Mıknatıs alanı. Elektrik alanı."
  • "Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır." - N. Ataç

Yerel Türkçe anlamı:

Yıkılmış veya yarım bırakılmış ev. 1

Ekilen tarlalarda tohumun bitmediği yerler: Bu yıl ekinlikler hep alan kaldı. 1

Ufuk.

Değirmende tahılın ilk döküldüğü yer.

Çayır, çimenlik.

Ekili tarlada ürün çıkmamış, boş yerler: Tarlanın yarısı alan galmış.

Orman içindeki düz ve ağaçsız yer.

Dışarı, açık, ortalık, yer: Aldığını yerine koy, alanda bırakma.

Kır, ova: Alanlar yeşermeye başlamış.

İki tarla arasındaki sınır.

Orman içinde düzlük saha

Orman içindeki düzlük yer

Açıklık, düzlük yer: Atlar alanda yayılıyor.

Etrafı tepelerle çevrili çukur yer, koyak.

 

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. En küçük mantıksal veri saklama birimi.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: etki alanı]

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Seyircilerin ortasında oyun yeri olan çevreli tiyatro'nun büyüğü.

Roma imparatorluğu döneminde açık havada yapılmış olan gösteriler için yapılmış geniş, çoğu kez değirmi biçimde oyun yeri.

Bir sirkte gösterilerin yapıldığı alan.

Güreş terimi olarak anlamı:

Güreş karşılaşmalarının yapıldığı yer.

Yağlı güreşin ve karakucağın yapıldığı yüzeyi çimle kaplı toprak yer.

Hukuki terim anlamı:

sâha.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

(I) Bir ilingesel uzayda açık ve bağlantılı olan altküme.

(II) bk. yüzölçü.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir alıcı merceğinin seçik bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve enin tümü.

Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Seyirciler ortasında bir oyun yeri.

Eski Roma açıkhava gösterisine özgü geniş yer (elips biçimi).

Diğer sözlük anlamları:

Açık, düz yer, meydan.

Alan isminin anlamı, Alan ne demek:

Erkek ismi olarak; Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer. Ülke alan, fetheden, fatih.

Bilimsel terim anlamı:

Anıtların, tarih yapıtlarının, önemli yapıtasarcılık yapıtlarının çevresinde ya da yakınında, genellikle taşıt dolaşımına açık tutulmayan, herkesin oturup dinlenmesine elverişli duruma getirilmiş, dileyenlerin, gereğinde siyasal toplantılar da yapabilecekleri genişçe düzlük.

 

Birtakım güçlerin etkin oldukları yer.

Alantopu oyununun oynandığı, boyu 23,77 m. eni tek oyunu için 8,23 m., çift oyunu için 10,97 m. olan dikdörtgen biçimindeki yer.

Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı.

İngilizce'de Alan ne demek? Alan ingilizcesi nedir?:

area, field, arena, ring, square, domain, field (of sharpness), focal field, limits of definition, court

Osmanlıca Alan ne demek? Alan Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

meydan, saha

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Samsun şehri, Asarcık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Alan hakkında bilgiler

Alan ya da yüzölçümü bir yüzeyin uzayda kapladığı iki boyutlu yer miktarını ölçen bir büyüklüktür. SI birim sisteminde temel alan birimi m². metrekare'dir. Diğer alan birimleri bundan türetilebilir.

Alan tanımı, anlamı:

Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.

Alan araştırması : Bir olayın veya durumun bilimsel amaçlarla yerinde incelenmesi.

Alan denetimi : Bir elektrik motorunda alan akımının büyüklüğü değiştirilerek elde edilen denetim.

Alan hızı : Hareket eden bir cismi, duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı alan.

Alan korkusu : Bazı kişilerin park, sokak, köprü vb. açık alanlarda çaresiz kalabileceklerini düşünerek duydukları ürkeklik hastalığı, meydan korkusu, agorafobi.

Alan koruması : Bir elektrik motorunda alan uyarma sargısının aşırı ısınmasını önlemek amacıyla alan uyarmasını azaltma veya kesme işi.

Alan savunması : Takım sporlarında rakip takıma kendi yarı alanını kontrol edip birey veya takım olarak hareket alanı bırakmama durumu.

Alan talan : Karmakarışık, allak bullak, darmadağınık.

Alan topu : Tenis.

Açık alan : Şehrin gürültüsünden uzak, insanların dinlenebilecekleri çeşitli bitkilerle kaplı yer. Geniş, kapalı olmayan yer.

Art alan : Bir olayın, bir haberin veya kişinin geçmişi. Daha önceki dönemlerde elde edilen bilgi ve deneyim, art yetişim.

Gideren alan : Bir demiri mıknatısladıktan sonra bunun bir noktasından çıkan indükleme akışını sıfıra indirmek için gereken şiddetteki manyetik alan.

Kamusal alan : Kamuya ait, kamu ile ilgili işlerin yapıldığı yer.

Kırsal alan : Kırsal bölge.

Kör alan : Kör nokta.

Manyetik alan : Bir mıknatısın N ucundan dışarı çıkıp dağıldıktan sonra yine toplanıp S ucundan içine giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan.

Mücavir alan : Bir şehrin gelişmesi bakımından gerekli görüldüğünde kullanılabilecek olan belediye sınırlarına komşu alan.

Sulak alan : Denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, su kuşlarının barınma yeri olan bataklık, sazlık ve turbalıklar.

Üretici alan : Maddi refahın yaratılması, dağılımı ve değişimi konularını kapsayan ekonomik etkinliklerin tümü.

Üretici olmayan alan : Sonucunda maddi ürünlerin değil, hizmetlerin doğduğu etkinlikleri kapsayan üretim alanı.

Yarı alan : Yarışma veya müsabaka alanını ortadan ikiye bölen orta çizginin iki yanında kalan ve her birinde bir takımın yer aldığı alan, yarı saha.

Yeşil alan : Şehir içinde park, bahçe vb. yerlere ayrılmış bölüm.

Ceza alanı : Futbolda ve hentbolda bir oyuncunun bilerek yaptığı kural dışı davranışın penaltı ile cezalandırıldığı veya kalecinin topu elle tutmasına izin verildiği alan, penaltı alanı, ceza sahası, penaltı sahası, onsekiz.

Eğitim alanı : Günün belirli saatlerinde silah ve beden eğitimi yapılmış olan yer, talimhane.

Havaalanı : İçerisindeki bina, tesis ve donatımlar dâhil uçakların iniş, kalkış ve yer hareketlerini yaparken kullanabilmeleri amacıyla belirlenmiş, ülke içindeki uçuşların yapıldığı saha.

İlgi alanı : Bir kişi veya kuruluşun ilgilendiği konular.

İş alanı : Çalışılacak, kazanç sağlanacak dal.

Kapsama alanı : Telsiz ve cep telefonlarıyla konuşmanın yapılabileceği alan.

Oyun alanı : Karşılaşmaların yapıldığı yer, oyun sahası. Çocukların oynayabilmesi için özel olarak hazırlanmış bölüm, yer.

Penaltı alanı : Ceza alanı.

Piknik alanı : Piknik yapmaya elverişli geniş ve yeşil alan, piknik yeri.

Rekreasyon alanı : İnsanların boş zamanlarında, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak etkinlik yapabilecekleri yer. İnsanların eğlenme, dinlenme amacıyla kullanabilecekleri bir duruma getirilen yer.

Savaş alanı : Savaş olan yer, meydan.

Sit alanı : Sit bütünlüğünü veya onun bir parçasını üzerinde bulunduran yer.

Yargı alanı : Yargı çevresi.

Yayın alanı : Bir radyo veya televizyonun vericisinin kaspadığı alan.

Yerleşim alanı : Yerleşim merkezi.

Alan talan etmek : Yağma etmek, yağmalamak. darmadağınık bir duruma getirmek, altüst etmek.

Alan talan olmak : Darmadağınık bir duruma getirilmek, altüst olmak. yağma edilmek, yağmalanmak.

Alanya : Antalya iline bağlı ilçelerden biri.

Ah alan onmaz : "kötülük ettiği için beddua alan iflah olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Av vuranın değil alanın : "bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir" anlamında kullanılan bir söz.

Evlenenle ev alana allah yardım eder : "evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah'ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir" anlamında kullanılan bir söz.

Ucuz alan pahalı alır : "ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur" anlamında kullanılan bir söz.

Geniş : Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Eni çok olan, enli, vâsi. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Çok.

Meydan : Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Alan, saha. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri. Fırsat, imkân veya vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık.

Orman : Bu ağaçların bütünü. Ağaçlarla örtülü geniş alan.

Ağaçsız : Ağacı olmayan.

Düzlük : Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer. Düz olma durumu. Geniş, düz yer.

Kayra : Yüksek tutulan veya sayılan birinden gelen iyilik, lütuf, ihsan, atıfet, inayet.

Ölçü : Değer, itibar. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Belirlenmiş boyut. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Ölçme sonucu bulunan rakam. Ölçüt.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Yüz ölçümü : Bir yerin veya bir şeyin yüzeyini ölçme, mesaha. Bu ölçme sonunda ortaya çıkan miktar, mesaha.

Yüz : Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yüzey. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Yan, taraf. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Nedeniyle, sebebiyle. Utanma. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Kesici araçlarda ağız.

Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Sadece. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Tek.

Çalışma : Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Alan açısı : Bir merceğin seçiklikle kapsadığı çemberin içinde ortaya çıkan dikdörtgenin köşegenleri çizildiğinde elde edilen açı.

Alan adı sunucusu : (AAS)

Alan bağlamı : Bir olay ya da durumun doğal olarak belirdiği bağlam ya da kendiliğinden gerçekleşen gözlem koşulu.

Alan başı yapma : Tarama demetinin, bir alanın satırlarını bitirdikten sonra ikinci alanın başına dönmesi.

Alan boşluğu : Tarayıcı demetin, iki alan arasında, alan başı yapması için bırakılan boşluk. (Bu sürede resim boştur; bu arada alan eşleme imi ile alan boşluğu imi verilir).

Alan boşluğu imi : Alan başı yapma sırasında gereksiz imleri önlemek üzere alan boşluğunda alıcının çıkışına eklenen negatif im.

Alan boşluğu süresi : Resim bilgisi taşımayan satırların yer aldığı alan boşluğunun süresi.

Alan bölgeleri : Ruhsal bir alanda her noktası, büyüklüğü ve yönü açısından belirlenmiş olan bölgelerden her biri.

Alan bölünmesi : Resmin iki alanını birbirinden ayırarak her birine ayrı kaynaklardan gelen ayrı resimler vermekle yapılan elektronik hile.

Alan cimnastiği : Açık havada yapılan cimnastik alıştırmaları.

Alan ile ilgili Cümleler

  • O da güneş lekelerini, güneşin karanlık alanlarını keşfetti. O, Venüs gezegeninin ışığı olduğunu ve sadece ay gibi karanlık evreleri olduğunu gördü. Bu keşifler güneşin güneş sisteminin merkezinde olduğunu kanıtlayan deneysel bilgi sağladı, Nicholas Copercinus'un önceden bildirdiği gibi.
  • Sayfaların boyutu genellikle en az 4 KiB (4 × 1024 bayt) büyüklüğündedir ve büyük sanal adres alanlarına ya da büyük gerçek bellek miktarlarına sahip sistemler genellikle daha büyük sayfalar kullanırlar.
  • Hemen hemen tüm sanal bellek uygulamaları bir uygulama programının sanal adres alanını sayfalara böler; bir sayfa bitişik sanal bellek adreslerinden oluşan bir bloktur.
  • 20 Mart 2015 sabahı sırasında tam güneş tutulması İskoçyanın kuzeybatısında yer alan Faroe adalarından ve Greenland'in doğusunda yer alan Svalbarg adalarından gözle görülebilir olacak.
  • Sentetik kumaşları ütülerken yüksek ısı ayarları kullanmak sentetik kumaşları eritecek ve görülebilir kalıcı hasara sebep olacaktır, bu, çok sıcak ütünün kumaşla en uzun temas ettiği yerde çoğunlukla parlak bir alan gibi görünür.
  • Dünyanın ilk bilgisayarı olan ENIAC, elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip, 167 m² bir alana sığan ve ağırlığı 30 tonu bulan bir bilgisayardı.
  • Acemi asker skandalı kamu görevlilerini ve rüşvet olarak RecruitCoscom'dan gizli payları alan politikacıları ilgilendiren bir rüşvet skandalıdır. Hisseler sürekli yükseliyordu.
  • Burroughs B5500 gibi bazı sistemler sanal bellek uygulamak için sayfa numaralama kullanmazlar.Onun yerine segmentasyon kullanırlar, bu sanal adres alanlarını değişik uzunluktaki segmentlere böler. Bir sanal adres bir segment numarası ve segment içinde bir ötelemeden oluşur.
  • Güneş tutulması ya da güneşin ışığını tam engelleme, güneş lekesinin karanlık ortasıyla kaplanmış alanda yaşayanlar tarafından görülür. Yarı gölge tarafından kaplanmış dünya alanında yaşayan insanlar bir kısmi tutulma görecektir.
  • Herkes komik roller oynamanın diğerlerinden daha zor olduğunu iddia ediyor fakat bu hiç doğru değil. Herhangi bir alanda, iyi bir iş yapmak her zaman zordur.

Diğer dillerde Alan anlamı nedir?

İngilizce'de Alan ne demek? : [Alan] n. male first name

n. Alan, male first name

n. Allan, male first name

Almanca'da Alan : n. Anschnitt, Bereich, Ebene, Feld, Fleck, Haus, Inhalt, Oberfläche, Platz, Rayon, Region, Sektor, Territorium, Zone

adj. räumlich

Rusça'da Alan : n. площадь (F), площадка (F), область (F), пространство (N), сфера (F), поприще (N), арена (F), лужайка (F), поляна (F), фронт (M)

adj. берущий