Bulgur nedir, Bulgur ne demek

  • Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday.
  • Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru

Yerel Türkçe anlamı:

Bulgur, bk. burgul, bûrgul

Fransızca'da Bulgur ne demek?:

chalazion-chalza

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Tekirdağ ili, Şarköy ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Bulgur hakkında bilgiler

Bulgur buğdaydan yapılmış olan geleneksel bir anadolu yiyeceği olup tahıl grubundan sayılmakta ve beslenme piramidinin tabanında yer almaktadır. Bulgur önemli ve ekonomik bir karbonhidrat kaynağıdır.

Bulgurun yapıldığı ana madde olan buğday; öz, kepek ve endosperm olarak 3 bölümden oluşur ve gerekli olan besin öğelerinin birçoğu öz ve kepek bölümü içerisinde yer alır. Endosperm içerdiği nişasta ve az proteinlerle buğdayın ve tabii ki bulgurun sadece enerji veren bölümüdür.

Buğdayın yapısında bulunan öz ve kepek, çinko, magnezyum, krom gibi mineralleri, diyet posasını, bazı fenolleri, fitatları ve selenyumu; ayrıca da B12 dışındaki bütün B vitamini maddlerini içermektedir.

Bulgurun Faydaları Oldukça yüksek miktarda lif içermesi bulguru bağırsak çalışmasından önemli bir pozisyona getirmiştir. Liflerin ayrıca tok tutucu bir özelliğe sahip olması, bulgura kilo kontrolünde de önemli bir rol yüklemiştir. Dünya Sağlık Örgütünün belirttiği üzere günde 25-30 gr. civarında lif ihtiyacımız bulunmaktadır.

 

Bulgur ile ilgili Cümleler

  • Bulgur pilavı ve cacık birlikte harika gider.
  • Bir dahaki sefere Çinli aşçılara söyle böceği bulgur pilavının tam ortasının ortasına koysun o zaman artık kime denk gelirse olur, canım.

Bulgur anlamı, kısaca tanımı:

Buğday : Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi. Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum).

Bulgur çorbası : Domates, bulgur, yeşilbiber, soğan, tereyağı ve salça kullanılarak hazırlanan bir çorba türü.

Bulgur pilavı : Bulgurla pişirilen pilav.

Ebebulguru : Bulgur iriliğinde yağan kar.

Bulgu : Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

Bulgurcu : Bulgur yapan ve satan kimse.

Bulgurcuk : Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.

Bulgurculuk : Bulgurcunun yaptığı iş.

Bulgurlamak : Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayırmak.

Bulgurlanma : Bulgurlanma işi. Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaşması olayı.

Bulgurlu : "Bu kadar süslenmeye gerek yok"anlamındaki Bulgurlu'ya gelin mi gidecek deyiminde geçen bir söz. Bulguru olan.

Bulgurlu köfte : İnce bulgurla yoğrulmuş köfte.

Bulgurluk : Bulgur yapmaya elverişli.

Bulgurumsu : Bulgursu.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

 

Sert : Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Titizlikle uygulanan, sıkı. Gönül kırıcı, katı, ters. Güçlü kuvvetli. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Hırçın, öfkeli, hiddetli.

Ufak : Önemsiz, çok az. Yaşça daha küçük olan. Kısa bir süre. Makam, derece bakımından geri olan. Boyutları normalden küçük.

Tane : Bazı bitkilerin tohumu. Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Çekirdekli küçük meyve.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Geleneksel : Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi, tradisyonel.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Bulgur bulgur : Terin taneler halinde alna birikmesini anlatır.

Bulgur düzeni : Önemsiz, şöyle böyle: Bu iş bulgur düzeni olmuş.

Bulgur püskürmesi : Küçük dolu tanesi, dolu.

Bulgur püskürtmesi : Bir çıban.

Bulgur sohusu : Bulgur dibeği

Bulgur unu : Bulgurun, elendikten sonra alta geçen incesi.

Bulgura : Cura, üç telli saz, uzun saplı bağlama

Bulgurca : Buğdayın suda fasulye, nohut, mısırla birlikte kaynatılmasıyla yapılan çerez. İzmir ili, Menderes ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Bulgurcular : Tunceli şehri, Mazgirt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Bulgurçak : Küçük dolu tanesi, dolu.

Diğer dillerde Bulgur anlamı nedir?

İngilizce'de Bulgur ne demek? : n. dried crushed wheat

Fransızca'da Bulgur : gruau [le], gruau (préparé avec du blé bouilli)

Almanca'da Bulgur : n. Graupe

Rusça'da Bulgur : n. крупа (F)