Roll türkçesi Roll nedir

  • Sallana sallana gitmek.
  • Tomar yapmak.
  • Takla (yuvarlanma).
  • Dalga dalga göndermek.
  • Rulo yapmak.
  • Sürmek.
  • Soymak (sarhoş vb).
  • Havada takla atmak.
  • Yuvarlanmak.
  • Yaprak haline getirmek (metalurji terimi).
  • Kadro.
  • Vurgulayarak telaffuz etmek.
  • Kangal.
  • Ağzında yuvarlayarak söylemek.
  • Silindirle ezmek.
  • Haddeden geçirmek.
  • Top yapmak.
  • Salınmak.
  • Şakımak.
  • Bir tüzel kişiliğin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştiren kişi veya kişiler. bir tüzel kişilikte çalışanların yüklendiği yetki ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge.
  • Rulo ile boyamak.
  • Gümbür gümbür çalmak.
  • Döndürmek.
  • Gitmek (araba).
  • Makaraya değil, göbekli ya da göbeksiz olarak kendi çevresinde sarılmış çeşitli çaptaki film tomarı.
  • Kullanmak.
  • Vücudun, yerde ya da bir araçta, enine ekseni çevresinde yumularak öne-arkaya yuvarlanması.
  • Yuvarlamak.
  • Çevirmek.
  • Dürmek.
  • Arabayla dolaşmak.
  • Oklava ile açmak (hamur).
  • Sarmak.
  • İktisat, jimnastik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Sallanmak.
  • Sallamak.
  • Tekerlekler üzerinde gitmek.
  • Rulo.
  • Yalpa yapmak.

Roll ile ilgili cümleler

English: He was absent at roll call.
Turkish: O, yoklamada yoktu.

English: I'm really looking forward to next March, when they roll out the new Play Station 2.
Turkish: Yeni Play Station 2'yi çıkardıkları zaman olan önümüzdeki mart ayını gerçekten iple çekiyorum.

 

English: Ali handed Mary the roll of masking tape.
Turkish: Ali maskeleme bandı rulosunu Mary'ye uzattı.

English: Ali and Mary held hands as they watched the fog roll in.
Turkish: Ali ve Mary sisin yağışını izlerken el ele tutuştular.

English: I roll my own cigarettes.
Turkish: Ben kendi sigaramı sararım.

Roll ingilizcede ne demek, Roll nerede nasıl kullanılır?

Roll back : Aşağı çekmek (fiyat). Ucuzlatmak. Düşürmek. Daha düşük bir fiyat tespit etme. Tutarı geriye çekme. Düşman savunmasını zayıflatma. Tesirsiz hale getirme. Değişiklikleri kaldırmak.

Roll call : Asker yoklaması. Yoklama. İsim yoklaması. Verilmiş bir ders, işlenmiş bir konu ya da tamamlanmış bir ünite ile ilişkili olarak öğrencilerin başarı durumlarını anlamak için ders öğretmenince yapılan kısa süreli, küçük sınav. bk. sözlü yoklama, yazılı yoklama. öğrencilerin derste (derslikte, işlikte, uygulamada) bulunup bulunmadıklarını anlamak için yapılan araştırma. Yoklama alma. Öğrenci yoklaması. İsmen sayma. Askerlik yoklaması.

Roll in : Çok para tutmak (pahalı vb). Belleğe getirmek. Yığınla gelmek. Yağmak. Tortop olmak. Kıvrılıp yatmak. Oluk gibi akmak. İçinde yüzmek. Yatağa girmek.

Roll mark : Hadde izi.

Roll neck : Balıkçı yaka. Dik yaka. Balıkçı yakalı (giysi). Kıvrılabilir veya katlanabilir yüksek dar yaka.

Roll over : Çevirmek. Uyum sağlamak. Pes etmek. Teslim olmak. Daha uzun vadeli bir işleme dönüştürmek. Bir taraftan öbür tarafa yuvarlanmak. Devrilmek. Takla atmak. Mahkum arkadaşını satmak. Yuvarlanmak.

Roll on ferry : Araba vapuru.

 

Roll on roll of : Tır ve konteyner taşımacılığında kullanılmak amacıyla inşa edilen büyük kapasiteli özel gemi. Ro-ro.

Roll of paper : Kağıt tomarı. Kağıt rulosu. Yuvarlak bir silindir etrafına sarılmış kağıt.

Roll tape : Mıknatıslı görüntü kuşağının yayına verilmesi komutu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mıknatıslı görüntü.

İngilizce Roll Türkçe anlamı, Roll eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Roll ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Turn over : Teslim etmek. Üzerinde düşünmek. Devrilmek. Altüst olmak. Dönmek (yatakta). Polise teslim etmek. Alabora olmak. Çevirmek (sayfa).

Hanks : Amerikalı sinema oyuncusu ve yönetmeni. Bukle. Tom hanks (1956 doğumlu). İpek çilesi. Yün çilesi. Kuzey dakota'da bir köy. Soyadı. Er ryan'ı kurtarmak filminde başrol oynayan. Çile.

Shimmying : Uçak tekerleğinde meydana gelen anı ve sert titreşim. Şimi dansı yapmak. Esneme. Titremek. Şimi dansı. Gömlek. Yalpalamak. Şimi. Balkıma.

Annulling : İlga etmek. Fesh etmek. İptal etmek. Sözleşme vb'ni bozmak. Hükümsüz kılmak. Feshetmek. Yürürlükten kaldırmak. Kaldırmak. Bozmak.

Trill : Titrek sesle söylemek. Sesini titretmek. Titreyerek konuşmak. Sesi titremek. Tril. Terane. Ses titremesi. Sesi titretmek. Titrek sesle şakımak.

Twitter : Kıkırdama. Cıvıltı. Heyecan. Kıs kıs gülmek. Heyecandan titremek. Heyecanlanmak. Kıkırdamak. Sesi titremek. Cıvıldamak.

Dawdle : Ağır davranmak. Boşa geçirmek. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Oyalanmak. Aylaklık etmek. Zaman harcamak. İşi ağırdan almak. Eğlenmek.

Bowl : Stadyum (amerikan ingilizcesi). Kriket top atmak. Dokuz kuka oyunu. Bovling oynamak. Tas. Top (bowling vb.). Yolunda gitmek. Bowling oynamak. Leğen.

Roulade : Çocukların taklalarına benzeyen, yere sırt dayanarak atılan takla. Dolması yapılan et dilimi. Nağmeleme. Sırt taklası. Et sarma.

Beset : Rahat vermemek. Etrafını sarmak. Etrafını çevirmek. Sıkıntı vermek. Sıkıştırmak. Dört bir yandan saldırmak. Rahat bırakmamak. Kuşatmak.

Roll synonyms : locomote, jugging, get rolling, twittered, reeled, cylinder, bandaged, payroll, brandished, lets, jugs, dispose, trilled, round off, be slung from, annul, tumble, flaps, bind, rouleau, eliding, thistles, bedaubed, employ, careened, wheel, shimmies, bedaub, topple over, wad, birl, agitate, roll out.

Roll zıt anlamlı kelimeler, Roll kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Unwind : Çözmek (sarılı bir şeyi). Açmak (sarılı bir şeyi). Gevşemek. Çözülmek. Çözmek. Açılmak (sarılı bir şey). Açılmak. Yan gelip yatmak. Açmak.

Uncoil : Açılmak. Kangalını açmak. Sarım çözmek. Çözülmek (halka şeklinde sarılı bir şey). Çözmek. Çözmek (kangal). Açmak. Sargıyı çözmek. Kangalı açmak. Çözülmek.

Roll ingilizce tanımı, definition of Roll

Roll kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To move by turning on an axis. To revolve upon an axis. As, a ball or wheel rolls on the earth. To turn over and over. The act of rolling, or state of being rolled. To cause to revolve by turning over and over. To impel forward by causing to turn over and over on a supporting surface. As, the roll of a ball. To move, as a curved object may, along a surface by rotation without sliding. As, to roll a wheel, a ball, or a barrel. The roll of waves. A body rolls on an inclined plane.