Flemishes türkçesi Flemishes nedir

Flemishes ingilizcede ne demek, Flemishes nerede nasıl kullanılır?

Flemish : Flamanca. Flaman. Flaman diline ait.

Fleming : New york eyaletinde yerleşim yeri. Missouri eyaletinde şehir. Flaman.

Fleming hound : Flaman tazısı. Kan tazısı.

Flemings : Flaman. Missouri eyaletinde şehir. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Mundell fleming model : Ekonomide iç denge ve dış dengenin sağlanması için hangi iktisat politikalarının izlenmesi gerektiğini, yata-pata modelini dış dengeyi de içerecek biçimde genişleterek açıklayan r. a. mundell ve j. m. fleming tarafından geliştirilen açık ekonomi modeli. Mundell-fleming modeli.

İngilizce Flemishes Türkçe anlamı, Flemishes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flemishes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fleming : New york eyaletinde yerleşim yeri. Missouri eyaletinde şehir.

Flemings : Missouri eyaletinde şehir. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Flemish : Flaman diline ait.

Flament : Röntgen tüpünün katotunda bulunan ve ısıtılınca elektron yayan metal tel.

Ethnic group : Etnik grup.

Flemishes synonyms : ethnos.

Flemishes zıt anlamlı kelimeler, Flemishes kelime anlamı

Perfect : Yetkin. Mükemmelleştirmek. Eksiksiz. Geliştirmek. Berkemal. Dört dörtlük. Tam. Bitirmek. Kusursuz yapmak. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb.

 

Unblemished : Saf. Lekesiz. Özürsüz. Kusursuz. Hatasız.

Undamaged : Sağlam. Zarar görmemiş. Hasar görmemiş.