Flirting türkçesi Flirting nedir

Flirting ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary are always flirting with each other.
Turkish: Ali ve Mary her zaman birbirleriyle flört ediyorlar.

English: Ali and Mary seem to be flirting with each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirleriyle flört ediyor gibi görünüyorlar.

English: Ali began flirting with Mary.
Turkish: Ali Mary ile flört etmeye başladı.

English: Ali has been flirting with Mary all night.
Turkish: Ali bütün gece Mary ile flört ediyordu.

English: Ali didn't notice that Mary was flirting with him.
Turkish: Ali Mary'nin onunla flört ettiğini fark etmedi.

Flirting ingilizcede ne demek, Flirting nerede nasıl kullanılır?

Flirtingly : Aşıkane. Flört ederek. Kur yapan bir şekilde.

Flirt with : Kırıştırmak. Aşık gibi davranmak. Flört etmek.

Flirt with the thought : Fikrini hesaba katmak. Fikri göz önüne almak. Fikirle oynamak.

Flirt : Kur yapmak. Fıkırdamak. Fırlanmak. Sallanmak. Cilve yapmak (kadın erkeğe). Fırlatmak. Çıkmak. Fırlamak. Flört. Sallamak.

Flirtation : Macera. Aşıktaşlık. Şuhluk. Flört. Kur yapma. Kur. Flört etme.

Flirter : Sevgiyle takılan kimse. Kur yapan kimse.

Flirtatiousness : Çapkınlık. Ayartıcılık. Karşı cinsi cezbetmeye çalışma özelliği. İşve. Oynaşma. Oynaklık. Fingirdeklik. Naz. Baştan çıkarıcılık.

 

Flirted : Fırlanmak. Çıkmak. Fıkırdamak. Flört etmek. Sallanmak. Flört. Kur yapmak. Fırlatmak. Fırlamak. Sallamak.

Flirters : Kur yapan kimse. Sevgiyle takılan kimse.

Flirts : Sallamak. Fırlanmak. Fıkırdamak. Çıkmak. Flört etmek. Fırlatmak. Fırlamak. Sallanmak. Cilve yapmak (kadın erkeğe). Flört.

İngilizce Flirting Türkçe anlamı, Flirting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flirting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Toying : Oyuncak. Eğlenmek. Önemsiz şey. Çocuk oyuncağı. Küçük. Oynamak. Önemsememek.

Girlfriends : Kız arkadaş. Manita. Sevgili.

Gambol : Sıçramak. Sıçrayıp oynamak. Hoplamak. Oyun oynama. Zıplamak. Zıplama. Sıçrama. Sıçrayış. Hoplayıp sıçrama. Sıçrayarak oynama.

Flirtation : Kur yapma. Şuhluk. Aşıktaşlık. Kur. Macera.

Dalliance : Oyalanma. Oynaşma. Üşengeçlik. Tembellik. Cilveleşme. Vakit geçirme.

Boyfriends : Sevgili. Sap. Erkek arkadaş.

Flirted : Çıkmak. Kur yapmak. Fırlanmak. Sallanmak. Flört etmek. Fırlamak. Sallamak. Fırlatmak. Cilve yapmak (kadın erkeğe).

Boyfriend : Sevgili. Sap. Erkek arkadaş.

Dating : Eski bir tarihten geliyor olmak. Tarih atma. Buluşma. Eskiden kalmak. Çıkmak (argo terim). Tarihlendirilen. Tarih koyma. Bayatlamak. Buluşmak.

Frolic : Neşe. Oynamak. Eğlenmek. Hoplayıp sıçramak. Oyun. Eğlenti. Gülüp oynama. Eğlenme. Sıçrayıp oynamak. Gülüp geçmek.

Flirting synonyms : play, wooing, romp, girlfriend, courtship, flirtations, coquetry, love affair, flirts, caper, courtships, flirt.