Flirt türkçesi Flirt nedir

Flirt ile ilgili cümleler

English: I remember the way you used to flirt with Tom.
Turkish: Tom'la flört etme tarzını hatırlıyorum.

English: I can't help it if girls want to flirt with me.
Turkish: Kızlar benimle flört etmek isterse elimde değil.

English: I remember the way Tom used to flirt with Mary.
Turkish: Tom'un Mary ile flört etme tarzını hatırlıyorum.

English: Don't flirt with me, Tom.
Turkish: Benimle flört etme, Tom.

English: I didn't flirt with Jale.
Turkish: Jale ile flört etmedim.

Flirt ingilizcede ne demek, Flirt nerede nasıl kullanılır?

Flirt with : Flört etmek. Kırıştırmak. Aşık gibi davranmak.

Flirt with the thought : Fikri göz önüne almak. Fikirle oynamak. Fikrini hesaba katmak.

Flirtation : Şuhluk. Kur. Kur yapma. Flört. Macera. Flört etme. Aşıktaşlık.

Flirtations : Kur yapma. Aşıktaşlık. Kur. Macera. Flört. Flört etme.

Flirtatious : Fındıkçı. Oynak. İşveli. Cilvekar. Nazenin. Cilvebaz. Çapkın. Fingirdek. Fıkırdak. Cilveli.

Flirty : Aşık. Kur yapma ile alakalı. Flört eden. Tutkun. Flört etmeye meyilli. Kur yapmaktan hoşlanan.

Flirtatiousness : Oynaşma. Oynaklık. Fingirdeklik. Karşı cinsi cezbetmeye çalışma özelliği. İşve. Çapkınlık. Naz. Ayartıcılık. Baştan çıkarıcılık.

 

Flirtatiously : Çapkınca. Cilveli bir biçimde. Sevinçli bir şekilde. İsevgiyle takılan bir tarzda. Çapkın çapkın. Fingirdek bir şekilde. Oynak bir şekilde.

Flirter : Kur yapan kimse. Sevgiyle takılan kimse.

Flirted : Fıkırdamak. Cilve yapmak (kadın erkeğe). Sallamak. Sallanmak. Flört. Çıkmak. Flört etmek. Fırlatmak. Fırlanmak. Fırlamak.

İngilizce Flirt Türkçe anlamı, Flirt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flirt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dilly dallying : Vakit öldürmek. İşi ağırdan almak. Oyalanma. Oyalanmak.

Philanders : Kadın peşinde koşmak. Karı kız peşinde koşmak. Asılmak. Karı kıza düşmek. Zamparalık etmek. Askıntı olmak.

Break out : Patlak vermek. Kopmak. İsyan çıkmak. Patlamak. Ortaya çıkmak. Patırtı kopmak. Fırtına kopmak. Kaçmak. Başlamak (savaş veya yangın).

Dallies : Oynaşmak. Haylazlık etmek. Eğlenmek. Zaman öldürmek. İşi ağırdan almak. Vakit öldürmek. Oyalanmak.

Flapped : Telaşlanmak. Titrek ünsüz. Titrek. Saçmalamak. Sinirlenmek. Zırvalamak. Kanat çırpmak.

Pitch : İnsan kulağının algıladığı biçimiyle herhangi bir notanın ses frekansı değeri. Tizlik. İşportacı tezgahı. Bilgisayar, fizik, gitar alanlarında kullanılır. Alan. Derece. Vida adımı. Eğim. Aşama.

Dillydallied : Ertelemek. Başka bir zamana bırakmak. Geciktirmek. Ayak sürümek. Vakit öldürmek. Kararsız. (argo) oyalanmak. Ağır davranmak. Tereddüt etmiş.

Catapults : Fırlatma düzeneği ile ilgili. Atmak. Mancınık. Katapült uçak. Vurmak. Sapan. Mancınıkla atmak.

 

Bungs : Tıkamak. Savurmak. Ağzını tıpa ile kapamak. Tıkaç. Dövmek. Tıpalamak. Tapalamak. Tıpa. Fıçı tapası.

Boomed : Gelişmek. Gürlemek. Hızla artmak (ticaret). Uğuldamak. Çıkış yapmak. Güm etmek. Gümlemek. Patlama sesi. Gümbürtü.

Flirt synonyms : prickteaser, vamper, absent oneself, flirts, vamp, courted, flap, bolt, dilly dally, bolts, woman, wanton, keep company with, belch, make advances to, butterfly, flirtation, darted, bunged, flings, fling, courts, flirt with, blows, broken through, flirtations, minx, flirted, boom, catapulted, date, philandering, be slung from.

Flirt zıt anlamlı kelimeler, Flirt kelime anlamı

Man : Adam atamak. Adam vermek. Yeterince insan olmak. Erkek. Belirli bir iş için yeterince insan olmak. Adam. Adamla donatmak. Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı. İnsan.

Refrain : Kendini tutmak. Çekinmek. Geri durmak. Frenlemek. Nakarat. Kaçınmak. Sakınmak. Alıkoymak.

Flirt ingilizce tanımı, definition of Flirt

Flirt kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To coquet. Pert. Hence, a jeer. Especially, to play the coquette. A sudden jerk. Wanton. As, they flirt with the young men. A darting motion. He flirted a glove, or a handkerchief. To act with giddiness, or from a desire to attract notice. As, they flirt water in each other`s faces. To fling suddenly. To throw with a jerk or quick effort. A quick throw or cast. To run and dart about. To play at courtship.