Frat türkçesi Frat nedir

  • Üniversite erkek öğrenci birliği.
  • Okul derneği.

Frat ile ilgili cümleler

English: He's a frat boy.
Turkish: O üniversitede bir erkek öğrenci.

English: He is a member of the fraternity.
Turkish: Kardeşlik derneğinin bir üyesidir.

English: Ali joined a fraternity.
Turkish: Ali bir kardeşlik derneğine katıldı.

English: Company policy precludes fraternization between co-workers.
Turkish: Şirket politikası, farklı mevkilerdeki meslektaşları arkadaşlık etmekten men ediyor.

Frat ingilizcede ne demek, Frat nerede nasıl kullanılır?

Fraternal : Kardeş gibi. Kardeşler arasındaki. Kardeşlere özgü. Fraternel. Kardeşlerle ilgili. Kardeşçe. Kardeşlere ait. Kardeşlik. Kardeşsel. Kardeş.

Fraternal association : Kardeşlik derneği. Yardımlaşma derneği.

Fraternal society : Kardeşlik derneği.

Fraternal twin : Dizigotik ikizler. Çift yumurta ikizi. Çift yumurta ikizleri. İki veya daha fazla yumurtanın aynı anda veya kısa aralıklarla farklı spermatozoit tarafından döllenmesi sonucu oluşan ve genetik olarak farklı olan ikizler, ayrı yumurta ikizleri, dizigotik ikizler, fraternal ikizlik. Ayrı yumurta ikizleri.

Fraternal twining : Çift yumurta ikizleri. Fraternal ikizlik. Ayrı yumurta ikizleri. Çift yumurta ikizi.

Fraternalism : Arkadaşlık. Kardeşlik. Kardeşe özgü olma. Birlik.

 

Fraternally : Kardeşçe. Dostça. Kardeşçe bir şekilde. Ağabeyce.

Fraternise : Dostça ilişki kurmak. Dost olmak. Arkadaşlık kurmak (ayrıca fraternize). Eklemek. Arkadaşlık etmek. Kardeşçe davranmak. Bir araya gelmek.

Fraternisation : Arkadaşlık etme. Arkadaşlık. Komünyon. Dost olma. Diğerleriyle kardeşçe bir şekilde işbirliği yapmak (ayrıca fraternization).

Fraternization : Dost olma. Arkadaşlık etme.

İngilizce Frat Türkçe anlamı, Frat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chapter : Dernek bölge kuruluşu. Dini meclis toplantısı. Fasıl. Bölüm (kitapta). Bahis. Papazlar meclisi. Kısım. Bölüm. Parça.

Club : Dernek. Coplamak. Toplanmak. Sopayla dövmek. Kolun gücünü ve savurma yeteneğini geliştirmek için kullanılan şişe biçiminde değişik ağırlıktaki ağaçtan el aracı. Toplamak. Sopa. Sinek (iskambil). Lobut.

Order : Rütbe. Ismarlama. Emir vermek. Düzen. Usul. Üzerinde taşıyanının adı yazılı olan. Düze. Sipariş vermek. Buyurmak. Öğeleri, belirlenmiş kurallara göre yerleştirmek.

Lodge : Saplanmak. Konaklamak. Kapıcı evi. Para yatırmak. Misafir olmak. Oturmak. Bodrum kat. Misafir etmek. Kiracı olarak kalmak. Beyanatta bulunmak.

Gild : Yaldızlamak.

Society : Dostluk. Kurum. Sosyete. İçtimai teşekkül. Ortaklık. Yaşamlarını sürdürmek, birçok temel çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan, aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşayan ve ortak bir ekini olan insan kümesi. Sosyal kuruluş. An, karınca, termit sosyeteleri gibi toplu halde ve iş bölümü yaparak yaşayan organizmalar grubu. cemiyet. Topluluk. Dernek.

 

Fraternity : Kardeşlik derneği. Birlik. Erkek üniversite öğrencilerine ait birlik. Cemiyet. Birlik ve beraberlik. Dernek. Kardeşlik.

Social club : Sosyal kulüp. Sosyal klüp.

Guild : Lonca. Uğraşları bir olan kimselerin, bir pirin yönetimi altında oluşturdukları özel dernek. Dernek. Herhangi bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek. krş. ahilik. İktisat, tarih alanlarında kullanılır. Esnaf loncası.

Frat synonyms : frats.