Functor türkçesi Functor nedir

  • Bağımlı yapı biçimi.
  • İzleç.
  • Fonktör.

Functor ile ilgili cümleler

English: The inspection was quite perfunctory.
Turkish: Denetim oldukça baştan savmaydı.

English: Ali gave Mary a perfunctory kiss.
Turkish: Ali Mary'ye formalite icabı bir öpücük verdi.

Functor ingilizcede ne demek, Functor nerede nasıl kullanılır?

Contravariant functor : Karşıdeğişkin izleç. Kontravaryant fonktör.

Covariant functor : Kovaryant fonktör. Eşdeğişkin izleç.

Perfunctorily : Kör topal. Baştan savma. Göstermelik bir şekilde. Yalapşap. Dikkatsizce. Formalite gereği. Formalite icabı.

Perfunctoriness : Üstünkörülük.

Perfunctory : Formalite gereği yapılan. Yapmış olmak için. Yalap şap. Formalite icabı. Sıkıcı. Baştan savma. Acele yapılan. Göstermelik. Üstünkörü. Yarım yamalak.

Function category : İşlev kategorisi.

Function as : Olarak kullanıldı. Olarak çalıştı. Olarak hareket etti. Olarak işlevini yerine getirdi. İşlevini görmek.

Function bounded below : Alttan sınırlı fonksiyon.

Functinal symptom : İşlevsel belirti. İşlevsel semptom.

Functinal sign : İşlevsel belirti. Hastalık canlının hangi organ ve dokusuna yerleşmiş ise o doku, organ veya organ grubunun fizyolojik işlevlerinde azalma, artma, aykırılaşma veya hiç yapamama sonucu görülen semptom, işlevsel semptom, görevsel belirti.

 

İngilizce Functor Türkçe anlamı, Functor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Functor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inverse function : Ters işlev. Ters fonksiyon. Bir fonksiyonun bağımlı değişkenini diğer bir fonksiyonun bağımsız değişkeni olarak belirterek ulaşılan işlev (matematik). Evrik fonksiyon.

Exponential function : Doğan üstel fonksiyon. Üstel fonksiyon. Üstsel fonksiyon. Üstel işlev.

Transformation : İnkılap. Değiştirilme. Değiştirim (şeklen). Herhangi bir gen eklenmiş plazmidin ya da sadece plazmidin bakteri, maya ya da diğer bir canlı hücre içerisine aktarılması olayı. Dönüştürme. Doğaçtan oyunculukta bir anlatımdan başka bir anlatıma güzelduyusal bir uyumla geçmek. bu, oyuncunun yaratı gücüne ilişkin bir şeydir. örnek : bir ağacı simgelerken giderek uçan bir kuş görünümünü alma. Dönüştürüm. Serbest dna’nın bir bakteriden diğerine aktarılması. Veri seti normal dağılımdan uzak olduğunda, verileri daha farklı bir ölçüm skalasında logaritmik, karekök gibi matematiksel bir fonksiyon yardımıyla tüm ham veriyi normal dağılım elde etmek üzere dönüşüme uğratma işlemi. Dönüştürülme.

Parameter : Veri. Başlangıç noktası ile kristal eksenlerinin, kristal yüzeylerini kestiği nokta arasındaki eksen parçaları. Bir işlevin uzbilimsel yazımına giren, dileğe bağlı değerler alabilen bir nicelik. Sınırölçüleri. Değişken. Etken. Kristal değişmezleri. Evrendeğer. Değiştirgen. Katsayı.

Cause : Neden. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. İlke. Sebep olmak. Sebeb. -e neden olmak. Sebep vermek. Hedef. Neden olmak. Sebebiyet vermek.

 

Map : Plan. Gözlem ya da verileri alansal ve yersel dağılımıyla gösteren çizim. Haritasını yapmak. Harita çizmek. Harita. Haritasını çıkarmak. Yeryüzünün ya da bir parçasının, belli bir ölçeğe göre küçültülüp kuşbakışı görünüşüyle bir düzlem üzerine geçirilmesi. Haritalamak. Eşlemek. Planlamak.

Wild card : Jenerik karakter. Tahmin edilmemiş unsur. Dosya adlarının tanımlanmasında kendi yerine mümkün olan tüm karakterleri sembolize eden karakter. Önceden tahmin edilemeyen durum. İskambilde joker. Beklenmedik olay veya durum.

Kronecker delta : Kronecker simgesi.

Mathematical function : Matematiksel işlev. Matematiksel fonksiyon.

Expansion : Fiziksel ya da kimyasal etkiler sonucu özdeğin boyutlarında oluşan büyüme. Bir kentin nüfusunun ve ekonomik etkinliklerinin bir ya da birkaç özekte yoğunlaşmayıp, kentin her yanına ve çevresine doğru yerleşime eğilimi göstermesi. Değişmez kütleli bir cismin ısı ve basınç gibi etkilerle oylumunun artması. Büyüme. Gelişme. İlerleme. Genleştirme. Büyütme. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. büzülme, mekanik parçalanma. Ekspansiyon.

Functor synonyms : mathematical relation, metric function, releasing factor, releasing hormone, multinomial, trigonometric function, intrinsic factor, mapping, metric, unknown quantity, isometry, exponential, instrument, polynomial, operator, circular function, rf, single valued function, threshold function, fundamental.

Functor zıt anlamlı kelimeler, Functor kelime anlamı

Uselessness : Faydasızlık. Hayırsızlık. İşe yaramazlık. Boşunalık. Kullanışsızlık. İşlevsizlik. Yaramazlık. Yararsızlık.

Functional : Ameli. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Eylem veya işlevle ilgili olan. hastalıkta işlevi etkileyen, ancak yapısını bozmayan. Fonksiyonel. Kullanışlı. Görevsel. Pratik. İşlevsel. Görevini yapar. İş görür.

Inutility : Faydasızlık. Yararsızlık.

Functor antonyms : nonfunctional, malfunction.