Götür nedir, Götür ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Gider.
Götür ile ilgili Cümleler
- Ben birini götürdüm.
- Cephelerde kan gövdeyi götürürken bu macera adamının aramızda ne aradığını düşünüyordum.
- Ukalalığı daha da ileri götürmüştü.
- Yerine götürmemi ister misin?
- Ali geçen cuma akşamı Mary'yi gezmeye götürdü.
- Ali Mary'yi akşam yemeğine götürerek telafi etti.
- Ne kadar inkâr etse hırsızlığı tevil götürmüyordu.
- Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez.
- Yapılanların su götürür yeri kalmadı.
- Götüreceğimiz her şeyi aldığımızdan oldukça eminim.
- İki yandan gelen arabaların orada yolu tıkadığı tartışma götürmez.
- İşi besbelli acele imiş. Bir koşturur ki sanırsın kelle götürüyor.
- Götürmemi isterseniz Tom'u hayvanat bahçesine götürürüm.
- Götürmek için bir fincan kahve alabilir miyim?
- Ama işi bu kadar ileri götürdüğüne göre, sonuçlarına da katlanması gerekirdi.
- Hiç latife götürecek hâlim yokken, kendimi tutamadım; kahkahaları atmaya başladım.
- Götüreceğim şeyi alıncaya kadar gitmiyorum.
- Götürü iş değil ya.
- Tom'un Mary'ye sürpriz yapacağını ve onu akşam yemeğine götüreceğini düşündüm.
- Götürmek için bir kahve alabilir miyim?
- Götürün onları tımarhaneye!
- Demagog, kelime oyunu içinde hakikati güme götüren bir hokkabazdır.
- Biraz şans bazen beklenmedik bir başarıya götürür.
Götür ile ilgili Atasözü veya Deyim
(bir şey) kir götürmek : kirini belli etmeyecek bir renkte olmak.
(bir şeyi) kir götürmek : bir şey çok kirli olmak.
güme götürmek : anlaşılmasını engellemek.
gün varken davarını eve götür : işlerini en uygun zamanda yap anlamında kullanılan bir söz.
içi götürmemek : acıklı bir durum karşısında dayanamamak kıskanmak, çekememek vicdanına sığdıramamak.
ileri götürmek : bir durum veya davranışta ölçüyü aşmak.
işi ileri götürmek : beklenenden daha aşırı davranışlar içine girmek.
kan gövdeyi götürmek : çok kan dökülmek.
kelle götürmek : gereksiz bir aceleyle gitmek, koşturmak, acele davranmak.
laf götürmek : söz götürmek.
latife götürmek : şaka kaldırmak.
malı götürmek : herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek.
midesi almamak (veya kaldırmamak veya kabul etmemek veya götürmemek) : hastalık, tiksinme ve benzerleri sebeplerle bir şeyi yiyememek Mecaz anlamı çirkin bir şey karşısında huzursuz olmak, rahatı kaçmak.
müjde vermek (veya götürmek) : bir kimseye sevindirici, mutlu bir haberi ulaştırmak.
münakaşa götürmemek : tartışmaya yer vermeyecek biçimde kesin olmak.
sel seli götürmek : çok fazla sel olmak.
söz götürmek : Söz kaldırmak, ağır söze tahammül etmek.
söz götürmez : doğruluğu ve gerçekliği tartışılamayacak kadar açık olan, tersi savunulamayan.
su götürür yeri olmamak : başka türlü yorumlanacak bir yönü bulunmamak.
suya götürüp susuz getirmek : herhangi bir işte akıl, zekâ, deneyim ve kurnazlıkla bir diğerini alt etmek.
şaka götürmemek : bir durum veya iş hafifsemeye, dikkatsizliğe gelmemek şakadan hoşlanmamak.
tartışma götürmek : bir konu tartışmaya açık olmak.
tevil götürmek : söz veya davranışa başka bir anlam verebilmek.
yaka paça etmek (veya götürmek) : hiçbir itiraz dinlemeden ve zorla, apar topar götürmek.
yel üfürdü, sel (veya su) götürdü : mal birdebire ve sebepsiz ortadan yok oluverdi anlamında kullanılan bir söz.
yüreği götürmemek : dayanmamak, katlanamamak.
zırva tevil götürmez : saçma olan bir düşünceyi döndürme, çevirme yolu ile savunmaya kalkışanlara söylenen bir söz.
Götür kısaca anlamı, tanımı
Aradan götürmek : Ortadan kaldırmak
Aradan götürülmek : Ortadan kaldırılmak.
Arkasına götürmek : Sırtına almak.
Aşağıdan götürülmek : Çocuk için kullanılacak ilâç fercin içine konulmak.
Ata götürmek : Arapça kökenli hatt: Doğru yola götürmek, hidayete eriştirmek.
Avaz götürmek : Sesi yükseltmek, bağırmak.
Ayak götürmek : Çabucak çekilip gitmek. Çekilip gitmek, ayağını çekmek.
Baş götürmek : Gemi azıya almak: Benim at yaman baş götürüyor, onun için binmek çok tehlikeli. Başını kaldırmak, başını yukarı kaldırmak. Baş göstermek, meydana gelmek.
Ekmek götürmek : Ekip biçmek, ziraat etmek.
El götürmek : Yalvarmak, yakarmak. El kaldırmak, el açmak, elini göğe doğru kaldırmak. El çekmek, vaz geçmek.
Eline götürmek : Eline almak.
Er bezinin götürücü kanalcıkları : Duktuli efferentes testis.
Gönül götürmek : Feragat etmek, vaz geçmek.
Götürebilme : Götürebilmek işi.
Götürebilmek : Götürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Götürge : Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta etrafında dönen kol, kaldıraç, manivela. Değirmen taşını kaldırmak ve indirmek için kullanılan ağaçtan yapılmış bir çeşit ayar aracı. Öğütülecek buğdayı değirmen teknesinden taşın altına yavaş yavaş döken araç. Döveni ata bağlayan ipe takılı ağaç. Tahta sandalye, iskemle. Kasık bağı. Yük. İş.
Götürgü : Kasık bağı. Kerpiç yapmak için çamuru kalıba götüren araç. Kadınların, bebeklerini sırtlarında taşımak için kullandıkları, ipten örülerek yapılmış araç.
Götürmemek : Çekememek.
Götürü çalışma : İş sözleşmesinin günlük çalışma ücretine göre değil, belirli bir süre içinde yapılacak parça niceliğine göre yapılması ve işçinin bu temele göre çalıştırılması.
Götürü fiyat : Bir satın almada ya da bir işin yapılmasında toptan belirlenen fiyat.
Götürü gider eşleri : Vergi yöntemi yasasına göre tarım kazancının saptanılmasında uygulanan bir ölçü sağlanacağı düşünülen üretim ortalaması tümdeğerinin satış ortalama değerine oranlaması yoluyla elde olunan götürü gider eşlemesi.
Götürü gider yöntemi : Yükümlünün bildirimde bulunacağı hasılattan götürü olarak hesaplanan gider tutarının indirilmesi biçimindeki vergi matrahı hesaplama yöntemi.
Götürü ödeme : Bir defalık ödeme.
Götürü satış : Ağırlık ya da sayıya bağlı olmadan toptan belirlenen fiyat karşılığında yapılan satış. Ağırlığına, niceliğine, belirli bir birim ederine göre değil malın genel bir oranlamaya bağımlı kalınarak satılması.
Götürü usulde vergileme : Küçük esnaf ve sanatkârın sattığı mal miktarı, malın satış değeri, kârlılık düzeyi ve gelir elde edip etmediğine bakılmaksızın önceden belirlenen belli bir tutarla vergilendirilmesi. Türkiyede bu vergi uygulamasına 31.12.1998 tarihinde son verilmiştir.
Götürü ücret : İşin niteliği temel alınarak belirli bir süre içinde işçiye yapmış olduğu parça toplamına göre ödenen ücret.
Götürücü : Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu götüren yapı, efferent. Hassa kuşbazlarının iki sınıfından, görevleri doğan, şahin ve atmaca gibi av kuşlarını yakalayıp, sağ olarak İstanbul'a getirmek olan biri; öteki sınıf için bk. gürenci. Seferde padişahın iki tuğunu bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisi. (karşılık: efferent),Sinir merkezlerinden uyartılara verilen cevapları ileten sinirler; dışa doğru taşıma.
Götürüngü : Dokuma tezgahında tefe denilen aracın üst tahtasını götüren ip ve çıtadan yapılan askı. Çocuk olması için, kadınların kullandıkları bir çeşit kocakarı ilâcı: Çocuk olsun diyi götürüngü ilâç fayda virmemiş.
Götürünülmek : Götürülmek.
Gözü bar götürmemek : Kıskanmak, çekememek.
Güç götürmek : Zulme, güçlüğe katlanmak.
Hap götüren : Saman aktarmaya yarayan dişli araç, yaba.
Horataya götürmek : Alaya almak, lâfa boğmak.
Kalın götürmek : Evlenecek erkek tarafından kız tarafına pazar günü armağan götürmek.
Karış götürmek : Beddua etmek.
Karnı götürmek : Naz, eda çekmek.
Parmak götürmek : İşaret parmağını kaldırıp iymana gelmek.
Peş götürmek : Uygun biçimde karşılık vermek (söz için).
Su götürüntüsü : Su yüzünde akıp giden çörçöp.
Taban götürmek : Çekilip gitmek, süratle gitmek.
Tamar götürmek : Baş kesmek, öldürmek.
Yedekte götürmek : Bir kimseyi elinden tutup götürmek, bir hayvanı yedeğe alıp çekmek.
Yer götürmez : Pek çok.
Yerden götürmek : Yükseltmek, zilletten, perişanlıktan kurtarmak.
Götürme : Götürmek işi.
Götürmek : Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
Götürtme : Götürtmek işi.
Götürtmek : Götürülmesini sağlamak.
Götürü : Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.). Fiyatını toptan belirleyerek.
Götürü iş : Toptan yapılmış olan iş.
Götürü pazarlık : Bir işin bütünü ile ilgili olarak fiyatı üzerinde anlaşma.
Götürü tur : Fiyatı ulaşım, otel, gezi vb. hizmetlerin tamamını veya büyük bir bölümünü kapsayan tur.
Götürülme : Götürülmek işi.
Götürülmek : Götürme işi yapılmak veya götürme işine konu olmak.
Götürüm : Kötü ve güç durumlara karşı koyabilme gücü. Şaka kaldırma özelliği.
Götürümlü : Kendisinde götürüm özelliği bulunan.
Götürümsüz : Kendisinde götürüm özelliği bulunmayan.
Götürüş : Götürme işi.
Diğer dillerde Göstersel gereçler anlamı nedir?
İngilizce'de Göstersel gereçler ne demek ? : illustrative materials

Bu kısımda Götür nedir? Götür ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Götür tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Götür hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.