Gözcü nedir, Gözcü ne demek

"Gözcü" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ama adam, gözcünün kendi gördüğünden daha fazlasını görmediğine emindi." - İ. O. Anar

Yerel Türkçe anlamı:

Kendisine gözetleme işi yaptırılan kimse

Kendisine gözetlemek işi yaptırılan kimse, bekçi, casus.

Alevîlerin cem ayinlerinde düzeni sağlayan ve elinde asa tutan kimse.

Diğer sözlük anlamları:

Gözeten, gözetleyici, nigehban, casus.

İngilizce'de Gözcü ne demek? Gözcü ingilizcesi nedir?:

monitor

Fransızca'da Gözcü ne demek?:

oculariste

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Şanlıurfa şehrinde, Harran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Gözcü tanımı, anlamı:

Grev gözcüsü : Grevin seyrini kollayan kimse.

Gözcülük : Gözcünün yaptığı iş. Göz bilimciliği.

Gözcülük etmek : Kollamak, sağı solu kolaçan etmek.

Grev gözcülüğü : Grev gözcüsünün yaptığı iş.

Gözlem : Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem.

 

Gözetleme : Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Gözetmen : Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse. Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü.

Doktor : Hekim. Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Göz doktoru : Göz hastalıkları doktoru, gözcü.

Göz : Bölüm, hane. Görme organı, basar. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü. Bakış, görüş. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Terazi kefesi. Çekmece.

Gözcü kule : Kale duvarları üzerinde dışarıya doğru taşırılmış olarak oturtulan gözetleme kulesi.

Gözcü kulesi : (Mimarlık) Kalelerde düşmanı uzaktan görmek için yapılan yüksek kule. Beki kulesi terimi de aynı anlamda kullanılır.

Gözcük : Çok yağışlardan sonra yerden çıkan, sonra yok olan küçük kaynaklar: O kadar yağmur yağdı ki, yerlerden gözcük oynadı. Kıvılkesim işleminin yapıldığı kap.

 

Gözcül :

Gözcüler : Hatay şehrinde, Uluçınar bucağına bağlı bir bölge.

Diğer dillerde Gözcü anlamı nedir?

İngilizce'de Gözcü ne demek? : n. watchman, observer, overman, lookout, spotter, picket, usher

Fransızca'da Gözcü : guetteur [le]; (gemide) vigie [la]

Almanca'da Gözcü : n. Aufseher, Augenarzt, Späher

Rusça'da Gözcü : n. наблюдатель (M), надзиратель (M), соглядатай (M), слежка (F)