Güldür nedir, Güldür ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küçük yayık (çocuklar için).

Maşrapa, su bardağı.

Güldür ile ilgili Cümleler

  • Bu her zaman beni güldürür.
  • Ali Mary'yi güldürebilen tek kişi.
  • Gördüğünüz şu çiçekler güldür.
  • Beni güldürürsün.
  • Güldürüyordum.
  • Ali bizi güldürdü.
  • Ali seni güldürebilir.
  • Burak asistanları yorumlarıyla güldürdü.
  • Ben seni güldürürüm.
  • “Nadide Hanım, ilahi kadın nereden de bulur? Vallahi ölüyü güldürür, derdi.”
  • Tom'un söylediği seni güldürdü, değil mi?
  • Ben seni güldüren kişi olmak istiyorum.

Güldür ile ilgili Atasözü veya Deyim

allah bahtından güldürsün : evlenecek kıza mutluluk dilemek için söylenen bir söz.

dost ağlatır, düşman güldürür : “dost olan kimsenin söylediği söz, acı da olsa insanın iyiliği içindir.” anlamında kullanılan bir söz.

ölüyü güldürmek : çok güldürmek.

Güldür kısaca anlamı, tanımı

Amerikan güldürüsü : Avrupa vodvilleri, Broadway oyunları ile sessiz sinema çağındaki Amerikan savruklamalarının birleşmesinden oluşan bir tür. En önemli çağı 1934-39 arasında yer alan bu türün başlıca özellikleri şunlardır: Yer yer gülütler, nüktelerle bezenmiş hafif bir konu, hızlı bir dizem, canlı bir oyun, genellikle tiyatroyu andıran bir görünçlükleme, Amerikan yaşayışının çeşitli özelliklerinin çok kez alaylı, arada bir yergili anlatımı, yine çok kez yapmacık bir iyimserlik, her şeyi tatlıya bağlama eğilimi

 

Çılgın güldürü : Amerikan güldürüsünün 1930'lardaki bir çeşidi. Ekonomik bunalımın patlak verdiği ve savaş tehlikesinin gittikçe arttığı çılgın ve anlamsız bir dünyada, mutluluğu, çılgın ve anlamsız davranışlar içinde aramağa çalışan kişileri yansıtır.

Güldür güldür : Çok gürültü ederek, yüksek ses çıkararak. Suyun bol bol akışını anlatır.

Güldürbaba : Gök gürültüsü (çocuk dilinde).

Güldürdek : Deve ve koyunlara takılan büyük çan. Çağlayan.

Güldürebilme : Güldürebilmek işi.

Güldürebilmek : Güldürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Güldüredek : Duvar ve benzerleri şeylerin ansızın yıkılmasını anlatır.

Güldürek : Gök gürültüsü (çocuk dilinde). Deve ve koyunlara takılan büyük çan. Gaz tenekesi. Bir çeşit tava.

Güldüremek : Güldürdemek.

Güldüren : Mutlu eden, sevindiren. Kütahya kenti, Hisarcık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Güldürgoca : Gök gürültüsü (çocuk dilinde).

Güldürgü : Deve ve koyunlara takılan büyük çan.

Güldürgücük : Yarım yamalak, eksik kalmış (iş için söylenir).

 

Güldürgüp : İnce bulgur.

Güldürtme : Güldürtmek işi.

Güldürtmek : Gülmesine yol açmak.

Güldürtü gölü : Çağlayan.

Güldürü filmi : Komedi filmi. Yazındaki, tiyatrodaki çeşitli güldürü geleneklerini, sinemanın sağladığı olanaklarla zenginleştirerek yansıtan film. İzleyicileri güldürmekle birlikte düşünmeye yönelten, sonunda az çok ağlatısal bir izlenim bırakan sinema yapıtı. Güldürü filmi, toplumsal yaşamla ilgili tüm aksaklıkları, toplumsal ilişkilerdeki düzensizlikleri, toplumda geçer akçe olan yanlış değerleri, kalıpları, insanların budalalıklarını alaycı, eleştirici bir tutumla yansıtır; bunların gülünç yanlarını gösterir. Toplumdaki gelenek ve göreneklerin, törenin, kişilerin inceden inceye gözlenmesiyle edinilmiş bilgilere dayanır. Güldürü türünün sinemada birçok çeşidi vardır.

Güldürü oyuncusu : Güldürü türündeki oyunlarda basan kazanıp ün yapmış oyunculara verilen ad. Güldürülerde oynayan, başarı kazanan oyuncu.

Güldürü romanı : Güldürücü olaylar üzerine kurulmuş roman.

Güldürücü dans : Gülünç tiplerden ve durumlardan kurulu dans düzeni.

Güldürücü gaz : Diazot oksit, N2O. Azot protoksit.

Güldürücü hokkabaz : Seyircileri güldürmek amacıyla hokkabazlık yapan sanatçı.

Güldürücü opera : Güldürücü ezgilerden ve tiplerden kurulu, daha çok ezgilere dayalı opera.

Güldürüm : Büyükçe taş parçası.

Güldürümlü : Şiddetli yağmur.

Hafif güldürü : Yalnızca eğlendirmek, oyalamak amacı güden, yüzeyde kalan ve daha çok davranışların gülünçlüğüne dayanan bir güldürü çeşidi.

İngiliz güldürüsü : Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonunda büyük bir gelişme gösteren film çeşidi: Hangi yönden bakılırsa bakılsın inanılmayacak, alışılmadık, saçma gibi görünen bir durumu, bir olayı çıkış noktası olarak almak, sonra bunun yol açtığı sonuçları büyük bir ağırbaşlılık, soğukkanlı bir gülmeceyle işlemeye dayanır. Ayrıca, gelenek ve göreneklerin eleştirilmesi, toplumsal yergi, kişilerin ruhbilimsel çözümlenmesi de büyük önem kazanır. Ölülerin, ölüm olaylarının gülmece öğesi olarak çokça kullanılması da bu filmlerin en büyük özelliklerindendir.

Kaba güldürü : Kalın çizgili, kaba esprilere ve hareketlere dayandırılarak, salt eğlence ereğiyle geliştirilen güldürü.

Keşine güldürmek : Durumuna güldürmek.

Kısa kukla güldürüsü : Kısa süreli kukla güldürüsü.

Kukla güldürüsü : Güldürüyü temel alan kukla oyun betiği.

Müzikli güldürü : Müziğin eşliğinde gelişen güldürü. Amerikan güldürüsü ile müzikal filmin birleşmesinden doğan film çeşidi. Müziğin eşliğiyle yürütülen bir güldürü. Müzikli güldürünün sanatçıları, iyi birer tiyatro oyuncusu oldukları kadar, dans etmesini, şarkı söylemesini de bilirler.

Sakalına güldürmek : El âlemin maskarası olmak, hareketleriyle herkesi kendine güldürmek.

Sözsüz güldürü : Yalnızca hareketler yoluyla sağlanan güldürü.

Taşlamalı güldürü : Chansons de Vau de Vire, yani Vire vadisi ezgileri deyiminden gelir. Hafif, taşlamaya dayanan, ezgili oyun. Sonradan tecimsel bir eğlence aracı olarak bulvar tiyatrolarının dağarına girmiştir.

Güldürme : Güldürmek işi.

Güldürmek : Gülmesine sebep olmak.

Güldürü : Güldürme özelliği olan şey. İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri, komedi, fars.

Güldürücü : Gülmeyi sağlayan, gülmeye yol açan, komik.

Güldürücülük : Güldürücü olma durumu.

Diğer dillerde Gülbezek anlamı nedir?

İngilizce'de Gülbezek ne demek ? : rose window