Gevi nedir, Gevi ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kabağın ince dalları.
Dayanıklı, kuvvetli.
Damat.
Gevi ile ilgili Atasözü veya Deyim
geviş getirmek : yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek.
Gevi tanımı, anlamı
Deve gevişi getirmek : Karnı tok olanın, lokma ağzında büyümek
Eviş geviş : Çerez, kuru yemiş.
Gevig : Geveze.
Gevigen : Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek.
Gevik : Ucu çengelli ağaç. Geveze. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali. Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha. Sözünde durmayan. [Bakınız: gevgene]. Burgunun ucundan dökülen talaş. Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi. Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak. [Bakınız: gegek]. Ağaç köklerinin kurumuş parçaları. Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı. Ağızda çiğnenen şey, lokma. Gelişmemiş başak.
Gevikmek : Eğrilmek, hırpalanmak: Güğüm gevikmiş.
Gevil : Gönül.
Gevil gelleme : Bahse girme: Sennen gevil gellem, kar onbeş gündür yağıy.
Gevil gevil : Körpe kuzu ve benzerleri hayvanların ilk ot yerkenki durumu: Baksana gevil gevil yeyir.
Gevil güvül etmek : Gereksiz yere, can sıkacak şekilde konuşmak.
Gevilcen : Ateş karşısında fazla ısınmaktan yüz, el ve bacaklarda meydana gelen kırmızı benekler. Bacaklarda yuvarlak kırmızılıklar meydana getiren bir çeşit cilt hastalığı. Boşboğaz: Gevilcen ağız hemen söyledin mi?.
Gevilcenli : Önem verilmeyen, sevilmeyen kimseler için kullanılır.
Gevilcenli olmak : Yara iyileşememek, kötüye doğru gitmek.
Gevile : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.
Gevilli : Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için). Önem verilmeyen, sevilmeyen kimseler için kullanılır. [Bakınız: gevik]. [Bakınız: gevilcenli]. Aksi, ters konuşan kimse.
Gevilmek : Eyilmek, çarpılmak.
Gevim gebile : Hısım akraba: Sen gendüyen güvenme bende de az çok gevim gebile var.
Gevimek : Ağızda katı bir şey çiğnemek, geviş getirmek.
Gevin : Ot bitmeyen, çakıllı, taşlı yer. Lezzetli, tatlı: Arpa ekmeği çok gevin olur.
Gevinti : Burgunun ucundan dökülen talaş. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Talaş, tahta tozu.
Gevir : Kestane ormanında ağaçtan ağaca geçmeye yarayan iskele. [Bakınız: yaban sığırı].
Gevirci : Çocuklarda kızamık hastalığının belirtileri.
Gevirdemek : Gevezelik etmek.
Gevirge : Ağaçların baharda yeşeren genç sürgünleri.
Geviş atmak : Kızan deve tükrük atmak.
Geviş getiren : Mideleri dört bölmeden oluşan, selülozu sindirebilen, sığır, koyun, keçi, geyik, deve gibi hayvanlar, ruminant, gevişen.
Geviş getirenlerin kuru gübresi : Esas itibarıyla işlenmiş geviş getirenler dışkısından oluşan ve en çok % 15 su içerecek biçimde kurutulan, en az % 12 ham protein, en çok % 40 ham selüloz ve en çok % 20 ham kül içeren bir işlenmiş hayvan artığı.
Geviş getirenlerin polioensefalomalasisi : Sığır, koyun ve keçilerde, tiyamin yetersizliğine bağlı olarak biçimlenen beyinde bakışımlı, gri ve beyaz maddede nekroz, körlük, diş gıcırdatma, aşırı tükürük salgısı, opistotonus ve çırpınmalarla belirgin bir hastalık, polioensefalomalasi, serobrokortikal malasi, serebrokortikal nekroz.
Geviş getirme : Geviş getiren toynaklı hayvanlarda besinin birinci mideden ağza küçük miktarlarda geri getirilerek iyice çiğnenmesi. Ruminasyon. Sığır, koyun ve keçi gibi hayvanların bolus olarak adlandırılan ve işkembede küçük parçalara ayrılamayan kaba yemlerden oluşan bir kütleyi, tekrar ağza getirerek çiğnemesi ve yutması olayı, ruminasyon, ruminare, hlk. kevşeşmek.
Gevişe gitmek : Orakla ekin biçerken yarış yapmak: Haydin bir gevişe gidelim.
Gevişen : Geviş getiren.
Gevişenlerin çengelli kurdu : En çok 19 mm. uzunluğunda olup, koyun, sığır ve zebuların ince bağırsağında yaşayan yuvarlak solucan.
Gevişenlerin çift delikli şeridi : Koyun, sığır ve keçilerin ince bağırsaklarına yerleşen, ortalama 40 cm. boyunda şerit. Ankara çevresinde yaygındır.
Gevişgetirmeyenler : (Nonruminantia),familyaları vardır.
Gevişmek : Gerinmek. Orakla ekin biçerken yarış yapmak. Bir iş hakkında çok konuşmak.
Gevit : Tatlı, sert, sıkışık toprak.
Geviz : Ceviz.
Gevizmek : Soğuktan tüyleri diken diken, olmak ürpermek.
Küçük geviş getirenlerin vebası : Paramyxoviridae ailesinde, morbillivirüs cinsinde bir virüsün koyun ve keçilerde neden olduğu, sindirim sistemindeki patolojik değişimler bakımından sığır vebasına benzeyen, ancak trakeitis, bronşit bronşiolit ve interstisyel pnömoni gibi solunum sistemi bulgularıyla da birlikte seyreden akut seyirli viral bir hastalık, bulaşıcı püstüler stomatitis, kata, stomatitis-pnömoenteritis kompleksi, keçi vebası, yalancı sığır vebası, PPR, küçük ruminant vebası.
Geviş : Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi.
Geviş getirenler : Çift parmaklı hayvanların, sindirim organları geviş getirmeye uygun olan alt takımı.
Geviş getirmeyenler : Çift parmaklılar takımına giren, mide yapıları basit olan bir alt takım.
Diğer dillerde Geven otu anlamı nedir?
İngilizce'de Geven otu ne demek ? : locoweed

Bu kısımda Gevi nedir? Gevi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gevi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gevi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.