Gevik nedir, Gevik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ucu çengelli ağaç.

Geveze.

Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali.

Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha.

Sözünde durmayan.

[Bakınız: gevgene].

Burgunun ucundan dökülen talaş.

Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi.

Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim.

Ekinin sap ve kabuğu, boş başak.

Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak.

[Bakınız: gegek].

Ağaç köklerinin kurumuş parçaları.

Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı.

Ağızda çiğnenen şey, lokma.

Gelişmemiş başak.

Gevik tanımı, anlamı

Gevi : Kabağın ince dalları. Dayanıklı, kuvvetli. Damat

Gevikmek : Eğrilmek, hırpalanmak: Güğüm gevikmiş.

Koyu kırmızı : Bordoya yakın kırmızı, kırmızının bir veya birkaç ton koyusu. Bu renkte olan.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Kuruntulu : Kuruntusu olan (kimse), evhamlı, vesveseli, mütevehhim.

Sağdırma : Sağdırmak işi.

Çengelli : Çengeli olan veya ucu çengel biçiminde olan.

Koyu kır : Kırlaşmanın ilk devresinde meydana gelen koyu renkli at donu. Bu renkte olan (at).

 

Harmanda : Hizmetçi, uşak. At, eşek ve benzerleri hayvan kervanlarına bakan uşak.

Yedirme : Yedirmek işi. Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun.

Dövülme : Dövülmek işi.

Gevgene : Geveze. Bir tarafı kıllı, keçeye benzer bir çeşit örtü.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Kuruntu : Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.

Ucundan : Yüzünden, nedeniyle: El denli ekmek ucundan bu kahrı çekiyorum. İçin, sebebiyle, sebepten, -den dolayı, yüzünden. [Bakınız: ucunuzdan].

Gelişme : Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

Harman : Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Bu işin yapıldığı yer ya da mevsim. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer.

Rüşvet : Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Diğer dillerde Geven otu anlamı nedir?

İngilizce'de Geven otu ne demek ? : locoweed