Gevilcen nedir, Gevilcen ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ateş karşısında fazla ısınmaktan yüz, el ve bacaklarda meydana gelen kırmızı benekler.

Bacaklarda yuvarlak kırmızılıklar meydana getiren bir çeşit cilt hastalığı.

Boşboğaz: Gevilcen ağız hemen söyledin mi?.

Gevilcen anlamı, kısaca tanımı

Gevi : Kabağın ince dalları. Dayanıklı, kuvvetli. Damat

Gevil : Gönül.

Gevilcenli : Önem verilmeyen, sevilmeyen kimseler için kullanılır.

Gevilcenli olmak : Yara iyileşememek, kötüye doğru gitmek.

Kırmızılık : Kırmızı olma durumu, kızıllık.

Kırmızılı : Üstünde kırmızı renk bulunan.

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Boşboğaz : Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Hastalı : Hastalıklı.

Isınmak : Sıcak duruma gelmek. Var olan gerginlik sona ermek. Üşümesini gidermek. Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

 

Isınma : Isınmak işi.

Bacak : Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Benek : Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

Kırmı : Kene.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Diğer dillerde Geven otu anlamı nedir?

İngilizce'de Geven otu ne demek ? : locoweed