Gevimek nedir, Gevimek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ağızda katı bir şey çiğnemek, geviş getirmek.

Gevimek tanımı, anlamı

Gevi : Kabağın ince dalları. Dayanıklı, kuvvetli. Damat

Geviş getirme : Geviş getiren toynaklı hayvanlarda besinin birinci mideden ağza küçük miktarlarda geri getirilerek iyice çiğnenmesi. Ruminasyon. Sığır, koyun ve keçi gibi hayvanların bolus olarak adlandırılan ve işkembede küçük parçalara ayrılamayan kaba yemlerden oluşan bir kütleyi, tekrar ağza getirerek çiğnemesi ve yutması olayı, ruminasyon, ruminare, hlk. kevşeşmek.

Çiğnemek : Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.

Çiğneme : Çiğnemek işi.

Getirme : Getirmek işi.

Çiğnem : Çiğnemlik.

Geviş : Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi.

Çiğne : Omuz.

Çiğn : Omuz.

Katı : Sert, yumuşak karşıtı. Taşlık. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Çok, aşırı derecede.

 

Ağız : Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

Diğer dillerde Geven otu anlamı nedir?

İngilizce'de Geven otu ne demek ? : locoweed