Katı nedir, Katı ne demek

Katı; bir hayvan bilimi terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Katı" ile ilgili cümleler

  • "Katı yürekli. Katı davranış."
  • "Susadım ol dem hararetten katı / Sundular bir cam dolusu şerbeti" - Süleyman Çelebi
  • "Bu hâl, onu ilk defa giyilen katı gömlek gibi sıkıyordu." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Çok, pek, fazla.

Sert dönemeçli, girintili yol.

Biyoloji'deki anlamı:

Çeşitli omurgalı veya omurgasız hayvanların sindirim kanalı üzerinde bulunan ve besinin öğütüldüğü kaslı bölge. Taşlık.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

[Bakınız: katı hal]

Kimya'daki anlamı:

Atom, molekül veya iyon gibi yapı taşlarının bağıl konumları sabit olan maddelerin fiziksel hali.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: katı oyut]

Zooloji alanındaki anlamı:

(anlamdaş. taşlık,): Çeşitli hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı bir öğütücü mide.

Diğer sözlük anlamları:

Haşin, şiddetli, sert, kırıcı

Ağır, acı.

Çok, çok ziyade, pek, şiddetli, iyice, sıkı, sıkı sıkı, gayret.

 

Katı isminin anlamı, Katı ne demek:

Erkek ismi olarak; Çok, pek, fazla, yeğin. Ağır. Haşin, sert, kırıcı.

Bilimsel terim anlamı:

Atom, yükün ya da moleküllerin, aralarındaki etkileşimlerle oluşturduklarl örütlerde belirli biçim ve oylum kümelerinde toplandıkları, dolayısıyla ancak titreşim yapabildikleri evre. (Cam, zift gibi özdekler, görünüş benzerliklerine karşın örüt yapılı olmadıklarından kati durumda sayılmazlar.)

Düzgülü koşullarda, üçboyutlu oylumsal özelliğini sürdüren ve ancak basınç ve sıcaklığın değişmesi ile biçimini değiştiren ya da sıvılaşan özdek.

İngilizce'de Katı ne demek? Katı ingilizcesi nedir?:

gizzard, solid

Fransızca'da Katı ne demek?:

dure, solide, gésier

Osmanlıca Katı ne demek? Katı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

sulb

Katı hakkında bilgiler

Maddenin, atomları arasındaki boşluğun en az olduğu halidir. "Katı" olarak adlandırılan bu haldeki maddelerin kütlesi, hacmi ve şekli belirlidir. Bir dış etkiye maruz kalmadıkça değişmez. Sıvıların aksine katılar akışkan değildir. Fiziksel yollarla, diğer üç hal olan sıvı, gaz ve plazmaya dönüştürülebilirler. Altın demir gibi madenler katı maddelere örnektir. Ayrıca katı maddeler atomlarının en yavaş hareket edebildiği haldir.

Maddenin dört temel hâlinden biri. Gaz ya da sıvı hâldeki madde katı hâle dönüşürken maddeyi oluşturan atomlar daha düzenli bir üç boyutlu yapıya geçer ve atomların enerjisi azalır. Katı durumdaki bir maddenin atomları arasındaki boşluk azalır. Bu nedenle aralarındaki çekim kuvveti de artar. Katı maddelerin biçim değiştirebilmesi için dışarıdan bir kuvvetin etki etmesi gerekir. Maddenin bu kuvvete göstereceği direniş, onun dayanıklılığını gösterir. Her maddeye göre değişen bu dayanıklılık belli katsayılarla gösterilir. Maddenin dayanıklılık özelliklerini mekanik bilimi inceler. Katıdan sıvıya, sıvıdan gaza dönüşürken ısı alır(enerji alır), tam tersi gazdan sıvıya, sıvıdan katıya dönüşürken ısı verir(enerji verir). Sıvıların sert bir görünüm almasına donma denir. Ayrıca tanecikleri arasındaki boşlukları çok az olan katılar sıkıştırılamazlar (kısmen).

 

Katı ile ilgili Cümleler

  • Konferansa birçok ülkeden temsilciler katıldı.
  • Katıksız salak mısın?
  • Tüm katılımcılar kabul etmiş gibi görünüyordu.
  • Ali foruma katıldı.
  • Bu beklediğimizin iki katına mal oldu.
  • Ben katılmamak zorundayım.
  • Katı suya buz denir.
  • Ben üst katı kontrol ettim. O orada değil.
  • Katı yumurtayı seviyorum.
  • Katılabilir miyim?
  • Katılacağım
  • Katıl!
  • Katılabilir miyiz?
  • Bugün, bir hafta içinde ilk kez, Mustafa katı yiyecek yiyebildi.

Katı anlamı, kısaca tanımı:

Sert : Gönül kırıcı, katı, ters. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Titizlikle uygulanan, sıkı. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Güçlü kuvvetli. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Ters : Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği. Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Bir şeyin aksi, karşıtı. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

Katı atık : Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan katı maddelerin tamamı.

Katı kalpli : Merhametsiz.

Katı söz : Sert ve kırıcı söz.

Katı yağ : Don yağı, parafin gibi normal sıcaklıktayken katı durumda bulunan yağ.

Katı yumurta : Lop yumurta.

Katı yürekli : Merhametsiz.

Yüreği katı : Acınacak durumlar karşısında duygusuz kalabilen (kimse).

Katı kalpli olmak : Olan bitenden etkilenmemek, duygusuzlaşmak.

Katı kalplilik : Merhametsizlik.

Katı yüreklilik : Merhametsizlik.

Katık : Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek. Yağı alınmış yoğurt, ayran.

Katık etmek : Ekmeğin çok, yemeğin az olduğu durumlarda yemeği ölçülü yemek.

Katıklama : Katıklamak işi.

Katıklı : İçinde katık bulunan.

Katıklı aş : Bulgur veya yarmadan yapılmış olan yoğurtlu çorba.

Katıksız : Niteliği başka hiçbir etkiyle bozulmamış olan, tam. Yabancı bir şeyle karışmamış. Katığı olmayan, yavan. Belli bir yerden, belli bir soydan gelen.

Katıksız hapis : Suçlu eri yalnızca ekmek ve su vererek hapsetme.

Katıla katıla ağlamak : Aşırı derecede ağlamak.

Katıla katıla gülmek : Aşırı derecede gülmek.

Katılaşma : Katılaşmak işi. Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi, tasallüp.

Katılaşmak : Katı duruma gelmek. İz bırakmak, belirgin duruma gelmek.

Katılaştırma : Katılaştırmak işi.

Katılaştırmak : Katı duruma getirmek.

Katılgan doku : Hücreleri şekilsiz bir ara madde içinde bulunan, organların asıl dokularının aralarını dolduran doku.

Katılık : Acımasız, duygusuz olma durumu. Katı (I) olma durumu.

Katılım : Katılma işi, iştirak.

Katılım belgesi : Kongre, bilgi şöleni vb. çalışmalara katılanlara, katıldıklarına ilişkin olarak düzenleyenler tarafından verilen belge.

Katılımcı : Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb., iştirakçi. Herhangi bir toplantıda yöneticiden söz alıp konuşmaya katılan kişi.

Katılımcı demokrasi : Toplumun kişileri ve kurumlarıyla geniş katılımının sağlandığı demokratik yapılanma.

Katılımcılık : Katılımcı olma durumu.

Katılış : Katılma işi.

Katılma : Katılmak işi. İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci, iştirak.

Katılma belgesi : Kişinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona ne kadar pay ile katıldığını gösteren kıymetli evrak.

Katılmak : Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. Katma işi yapılmak. Ortak olmak, benimsemek. Hak vermek. Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluk kesilmek.

Katıltma : Katıltmak işi.

Katıltmak : Katılmasına yol açmak. Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak.

Katım : Katma işi.

Katımlık : Bir kezde katılacak miktarda olan.

Katıntı : Birbirine katılmış karışık şeylerin her biri. Hayvan sürüsüne dışarıdan gelip katılan (hayvan).

Katır : Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse). Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan.

Katır boncuğu : Çoğu binek hayvanlarının boynuna süs olarak takılan, mavi camdan iri boncuk. Bu boncuklarla birlikte dizilen küçük deniz kabukları.

Katır gibi : İnatçı (kimse).

Katır inadı : Fazla inatçı olma durumu.

Katır karı : Kaba, görgüsüz kadın. Çocuğu olmayan evli kadın.

Katır kutur : Sert ve kaba ses çıkararak, katur kutur. Sert duruma gelmiş, sertleşmiş, katur kutur.

Katır kuyruğu gibi kalmak : Bir işte ilerlemeden kalmak.

Katır tepmişe dönmek : Çok hırpalanmak, perişan duruma düşmek, felaketin nereden geldiğini anlayamamak.

Katır yılanı : Bir tür engerek.

Katırcı : Katırlarını kira ile işleten veya katırlarla eşya taşıyan kimse.

Katırkuyruğu : Baklagillerden, çiçekleri sarı ve şemsiye durumunda olan acı bir bitki (Equisetum pasturel).

Katırlaşmak : Huysuzluk etmek, inatlaşmak.

Katırlık : İnatçı, huysuz olma durumu.

Katırtırnağı : Baklagillerden, dalları çok ince, çiçekleri sarı, bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki (Genista scoparia).

Katışık : İçine başka şeyler karışmış olan, karışık, karma, mahlut.

Katışıklık : Katışık olma durumu.

Katışıksız : İçine başka şeyler karışmamış olan, arı, saf.

Katışma : Katışmak işi.

Katışmaç : Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün, agrega.

Katışmak : Bir topluluğa karışmak, katılmak.

Katıştırmak : Bir şeyin içine başka bir şey katarak karıştırmak.

Acemi katır kapı önünde yük indirir : "beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır" anlamında kullanılan bir söz.

Atı atasıyla katırı anasıyla : "soylu kişiden korkulmaz, soysuz kişiden korkulur" anlamında kullanılan bir söz.

Bahçe katı : Apartmanların bahçe hizasında olan katı.

Bodrum katı : Bir yapının zemin katının altında olan ve oturulabilen en alt katı.

Çatı katı : Yapılarda çatı ile son kat arasında yapılmış olan küçük kat.

Fincancı katırlarını ürkütmek : Zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.

Giriş katı : Toprak düzeyinde olan kat, yer katı, zemin katı.

Hesaba katılmamak : Göz önüne alınmamak.

Kervana katılmak : Bir topluluğa karışmak.

Koç katımı : Koçların güzün çiftleşmek için koyunların arasına salınması. Bu işin yapıldığı mevsim.

Koç katımı fırtınası : Koç katımı günlerinde çıkan fırtına.

Ocak katı : Belirli bir düzeyde hazırlanmış galeri ağının tümü.

Orta katı kiraya vermek : Gebe kalmak.

Su katılmamış : Kendine özgü olan durumu koruyan, başka bir etkiyle değişmemiş, bozulmamış olan.

Topal eşekle kervana katılmak : Yetkisi ve yeteneği olmadığı hâlde önemli bir işe katılmaya yeltenmek.

Yer katı : Giriş katı.

Yüreği katılık : Yüreği katı olma durumu.

Yüreği katılmak : Ağlamaktan veya soğuktan nefesi tutulmak.

Zemin katı : Giriş katı.

Yumuşak : Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Sessiz, hafif.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Hoşgörü : Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.

Acıma : Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet. Acımak durumu.

Merhametsiz : Acıması olmayan, katı yürekli, katı kalpli, taş yürekli, taş kalpli, kalpsiz.

Zalim : Acımasız ve haksız davranan, zulmeden.

Düşünce : Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. İlke, yönetici sav. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Bir cismi oluşturan öge, öz.

Acımasız : Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Aşırı : Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde. Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça.

Taşlık : Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb. Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı, konsa. Taşı bol, taşlı (yer).

Katı açı : Bir koninin, tepesini özek alan bir yuvar yüzeyinden ayırdığı parçanın yüzölçümünün, yüzey yarıçapının üstikisine oranı. [Bakınız: uzay açı] Durgan bir noktadan çıkarak kapalı bir eğriyi kesen gezgin bir ışının oluşturduğu uzambiçim.

Katı asıltı : Bir sıvıda Brown devininiminin etkisiyle sürekli devinip dibe çökmeyen, çok küçük katı taneciklerini içeren iki evreli dizge.

Katı cisim : Her konumda biçimini koruyan cisim. (fizik)

Katı çözelti : 1. Bir katı, sıvı ya da gazın bir başka katıda çözünmüş durumu. 2-Katıların, alaşımlar gibi, tektürel karışımı. 1.Katı maddeler arasındaki homojen karışım, örnek, alaşımlar, camlar. 2.Katı,sıvı veya gazların bir katı içinde çözünmesi ile oluşan çözelti. 3.İki veya daha fazla, atom veya bileşiklerin aynı kristal örgüsünde bulunması. İki ya da daha çok elementin oluşturduğu, katı durumdaki çözelti.

Katı demür : Sert demir, çelik

Katı devinim : Bir Öklit uzayında uzaklıkları koruyan dönüşüm.

Katı döner : Parçaları esnemeden kaskatı dönen özdecik.

Katı dutmak : Huşunet göstermek, sert muamele etmek

Katı eğrisi : Katı-sıvı durum çizgelerinde, katı bölge ile çoktürel bölge sınırını belirleyen çizgi. Faz diyagramlarında katı faz ile diğer fazlar arasındaki sınırı belirleyen çizgi.

Katı elektrolit : Katı halde yüksek iyonik iletkenlik (>10 S m-1) gösteren, yakıt pilleri ve katı pil yapımında kullanılan, sodyum ß-alümina, Na3Zr2PSi2O12, NaSICON, RbAg4I5 gibi bileşikler. Süperiyonik iletken veya hızlı iyon iletkeni de denir.

Diğer dillerde Katı anlamı nedir?

İngilizce'de Katı ne demek? : [Kati] adj. definite, exact, conclusive, flat, stark, stiff

n. fold, layer, ply, coating, storey, story, flat, floor, deck, multiple, coat, fall, lap, stair

adj. hard, firm, stiff, solid, insensitive, hard boiled, callous, emphatic, emphatical, hard and fast, ironclad, rigid, sclerous, square, steel, steely, stern, strict

Fransızca'da Katı : concret/ète, dur/e, rigide, ferme, endurci/e, solide, rude

Almanca'da Katı : adj. hart, rigoros

Rusça'da Katı : n. зоб (M), разрыв (M)

adj. твердый, жесткий, негибкий, тугой, окаменелый, безапелляционный