Katır nedir, Katır ne demek

Katır; bir hayvan bilimi terimidir.

"Katır" ile ilgili cümleler

  • "Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar." - N. F. Kısakürek

Yerel Türkçe anlamı:

Altı nalçalı, kabaralı, arkası dik olan kaba ayakkabı, kundura.

Çardakta ağırlığı çeken yatay çakılan kalın tahtalar.

Havyar yapmayan bir cins balık.

Yüzü atkılı çocuk ayakkabısı.

Topaç.

Biyoloji'deki anlamı:

Tek parmaklılar (Perissodactyla) takımının, atgiller (Equidae) familyasından, kısrak ile erkek eşeğin ciftleştirilmesinden meydana gelmiş, büyük başlı, uzun kulaklı ve at büyüklüğünde, çok kuvvetli ve dayanıklı olduğu için yük ve çekim hayvanı olarak kullanılan melez bir tür.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Erkek eşekle dişi atın çiftleştirilmesinden oluşan hibrit, mulus.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Torna makinesinde kalem takılan kısım. (*Aksaray -Niğde)

Zooloji alanındaki anlamı:

(Equus mulus): Tek-parmaklılar (Perissodactyla) takımının atgiller (Equidae) familyasından bir tür olup kısrak ile erkek eşeğin çifleştirilmesinden hasıl olmuş bir melezdir. Büyük başlı, uzun kulaklı ve at büyüklüğündedir. Çok kuvvetli ve dayanıklı olduğu için yük ve çekim hayvanı olarak kullanılır. Erkekleri kısırdır.

 

İngilizce'de Katır ne demek? Katır ingilizcesi nedir?:

mule

Osmanlıca Katır ne demek? Katır Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ester

Katır anlamı, kısaca tanımı:

Katır gibi : İnatçı (kimse).

Katır kuyruğu gibi kalmak : Bir işte ilerlemeden kalmak.

Katır tepmişe dönmek : Çok hırpalanmak, perişan duruma düşmek, felaketin nereden geldiğini anlayamamak.

Katır boncuğu : Bu boncuklarla birlikte dizilen küçük deniz kabukları. Çoğu binek hayvanlarının boynuna süs olarak takılan, mavi camdan iri boncuk.

Katır inadı : Fazla inatçı olma durumu.

Katır karı : Çocuğu olmayan evli kadın. Kaba, görgüsüz kadın.

Katırkuyruğu : Baklagillerden, çiçekleri sarı ve şemsiye durumunda olan acı bir bitki (Equisetum pasturel).

Katırtırnağı : Baklagillerden, dalları çok ince, çiçekleri sarı, bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki (Genista scoparia).

Katır yılanı : Bir tür engerek.

Katır kutur : Sert duruma gelmiş, sertleşmiş, katur kutur. Sert ve kaba ses çıkararak, katur kutur.

Katırcı : Katırlarını kira ile işleten veya katırlarla eşya taşıyan kimse.

Katırlaşmak : Huysuzluk etmek, inatlaşmak.

Katırlık : İnatçı, huysuz olma durumu.

Acemi katır kapı önünde yük indirir : "beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır" anlamında kullanılan bir söz.

Atı atasıyla katırı anasıyla : "soylu kişiden korkulmaz, soysuz kişiden korkulur" anlamında kullanılan bir söz.

Fincancı katırlarını ürkütmek : Zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.

 

Kısrak : Dişi at.

Erkek : Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sperma oluşturan organizma. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Sert, kolay bükülmez. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. Koca.

Çiftleşme : Çiftleşmek işi.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Melez : Değişik ırkta ana babadan doğmuş olan (kimse). Katışık, karışık. Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş (hayvan veya bitki), kırma, azma, hibrit, metis.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Görgüsüz : Görgüsü olmayan.

Kaba : Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli. Taneleri iri. Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse).

Bayağı : Gerçekten. Basit, adi, amiyane, banal. (ba'yağı) Hemen hemen, âdeta. Oldukça, epey. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade. Aşağılık, pespaye.

Katır geyiği : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımından, Kuzey ve Güney Amerika'da yaşayan, kulakları çok büyük, boynuzları yaklaşık 80 cm kadar uzunlukta olan bir memeli türü.

Katır izi : Terslik, aksilik.

Katır kemiği : Kürek kemiği.

Katır oyunu : Kaba bir güreş

Katır yuları : Başı boyunduruk gibi alıp elleri çene altında kilitleme.

Katırak : Daha çevik, daha çabuk. Kuvvetlice, hızla, hızlı hızlı. Çok şiddetli, çok güç, çok ağır, pek sert

Katıralanı : İzmir ili, Dikili belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Katıran : Hayvan hastalıklarında kullanılan çam ağacından yapılma gem. (Muratdere *Bozüyük -Bilecik)

Katırboncuğu : (zooloji)

Katırcılık : Katırcının yaptığı iş.

Katır ile ilgili Cümleler

  • Traktörler atların ve katırların yerini aldı.
  • Katırlar kısırdır.
  • Katırın beni tekmelediği yerde hâlâ çürüklerim var.
  • Ali bir katır tarafından tekmelendi.
  • Bu katır daha ağır bir yük taşıyamaz.
  • Daha fazla traktörler daha az at ve katır anlamına geliyordu.
  • Hiç bir katır sürdün mü?
  • Yulaf uzun zaman atlara ve katırlara yiyecek olmuştur.
  • Ali bir katır kadar inatçı.
  • Katır gibi inatçı.

Diğer dillerde Katır anlamı nedir?

İngilizce'de Katır ne demek? : [Hindukush Black-Robed Kafir people] n. mule, hinny, stubborn person

Fransızca'da Katır : mulet [le]

Almanca'da Katır : n. Maultier, Mulus

Rusça'da Katır : n. мул (M), ишак (M)