Handhole türkçesi Handhole nedir

  • Elin girebileceği delik.
  • El deliği.
  • El kumanda deliği.

Handhole ingilizcede ne demek, Handhole nerede nasıl kullanılır?

Handhold : Tutamaç. El ele tutuşma. Tutacak. Elinden tutma. Kulp. Sap.

Handholds : Tutacak. Sap. Kulp. Tutamaç. El ele tutuşma. Elinden tutma.

Handheld : Portatif olan bir şey. Elde kullanılan. El mikrofonu. Elde kullanılır. Elle veya elde taşınır. Elle tutulacak kadar küçük olan herhangi bir nesne (kamera, bilgisayar, vs. gibi).

Hand advance : El avansı.

Hand and foot : Elini ayağını oynatamayacak şekilde. El pençe divan.

Hand back : Geri vermek. İade etmek.

Hand bone : El kemiği.

Hand annotation : El yazısı.

Hand and glove : Yakın ilişki içinde birlikte çalışma. Sıkı fıkı. Samimi.

Hand auger : El burgusu. El matkabı.

İngilizce Handhole Türkçe anlamı, Handhole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Handhole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Administer : Vermek. Yönetmek. Uygulamak. Tayin etmek. Sağlamak. Tedvir etmek. Vermek (ilaç veya ceza vb). Tatbik etmek. İcra etmek. Vermek (ilaç, ceza vb).

Direct : Direktif vermek. Bir oyunu, oyunculuk, dekor, ışıklama ve bütün uygulayım öğeleri ile uyumlu bir biçimde seyirciye sunmak. sahneye koymak da denir. Atfetmek. Yolu tarif etmek. Dosdoğru. Yönetmek. Duraklamadan. Yönetim işi. Direkt. Yöneltmek.

 

Carry on : Peşini bırakmamak. Kızgınlıktan bağırıp çağırmak. Yapmak. İlişkisi olmak. İşi sürdürmek. Kırıştırmak. Devam ettirmek. Yürütmek. Sürdürmek. Varlığını sürdürmek.

Command : Emir vermek. Emir. Hükmetmek. Buyruk. Hüküm sürmek. Buyurmak. Komuta etmek. Kontrol etmek. Cimnastikte, alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler. Bilgisayar, jimnastik alanlarında kullanılır.

Touch : Değmek. Kırmak. El sürmek. Teğet geçmek. İncitmek. Temas etmek. Temas. Elini sürmek. Etkilemek. İle ilgilenmek.

Mind : Dikkat etmek. Zihin. Önemsemek. Şuur. Bilincin, algılama ve düşünme görevini yerine getiren bölümü zihinsel yetilerin tümü. bellek. Düşünce. Bakmak. Zeka. Dikkatli olmak. İstek.

Organise : Tertiplemek. Düzenini sağlamak. Teşkil etmek. Düzen sağlamak. Tanzim etmek. Yönetmek. Bir şeyi koordine etmek. Dikmek. Birleştirmek. Orkestraya uyarlamak.

Process : Özel işlem uygulamak. İşlem. Dava. Süreç. Bir olayın düzenli olarak ve birbirini izleyen değişmelerle gelişmesi, başka bir olaya dönüşmesi. Çıkıntı. Özdeklerin işlenmesi ya da üretilmesinde uygulanan yöntem. zaman içinde art arda gelen ve birbirine ilişkin olaylar dizisi. Yöntem. Gidiş. Usul.

Mismanage : Kötü yönetmek. İdare edememek. Kötü idare etmek.

Coordinate : Düzenlemek. Birbirine göre ayarlamak. Bilgisayar, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir gözlem dağılımının verdiği çizgeyi iki boyuta göre konumlamaya yarayan ve bu iki boyutu simgeleyen doğrultular. Çift eksen. Alıştırmak. Düzeltmek. Etkinliği artırmak için birlikte çalışmak. Eksenlere ve bir köken noktasına göre, noktaların uzaydaki yerlerini belirten sayılar takımı içinden bir sayı. Uyum sağlamak.

 

Handhole synonyms : get to grips, come to grips, better looking, well favored, beautiful, manage, fine looking, administrate, conduct, work, well favoured, control, deal, misconduct, mishandle, good looking, care, take care, organize, juggle, dispose of.

Handhole zıt anlamlı kelimeler, Handhole kelime anlamı

Disorganise : Dağınık hale getirmek. Tertipsizleştirmek (disorganize olarak da yazılır). Altüst etmek. Düzenini bozmak. Karmakarışık etmek. (britanya ingilizcesi) düzensizleştirmek. Karıştırmak.

Disorganize : Düzenini bozmak. Karıştırmak. Karmakarışık etmek. Altüst etmek.

Ugly : Bet. Suratsız. Fırtınalı. Nahoş. Tatsız. Huysuz. Biçimsiz. Aksi. Ters. Aybacar.

Handhole ingilizce tanımı, definition of Handhole

Handhole kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small hole in a boiler for the insertion of the hand in cleaning, etc.