Touch türkçesi Touch nedir

  • Yetmek.
  • Elini sürmek.
  • Bitişik olmak.
  • Temas etmek.
  • İle ilgilenmek.
  • Yetenek.
  • Para sızdırmak.
  • Futbol alanında kullanılır.
  • Etkilemek.
  • Kırmak.
  • Değme.
  • El sürmek.
  • Duygulandırmak.
  • Eline su dökmek.
  • [#dokunma Dokunmak].
  • Taç.
  • Bağlantı.
  • Topun, alanın boy çizgisinden dışarı çıkması.
  • Dokunma.
  • Temas.
  • Tamamlayıcı ilave.
  • Teğet geçmek.
  • İncitmek.
  • Yandışı.
  • Değmek.
  • Ellemek.
  • Az miktar.
  • Kullanmak.
  • Boy ölçüşmek.
  • Dokunma duyusu.

Touch ile ilgili cümleler

English: Ali can touch the ceiling.
Turkish: Ali tavana dokunabilir.

English: Ali can touch his nose with his tongue.
Turkish: Ali diliyle burnuna dokunabilir.

English: A bear will not touch a corpse.
Turkish: Bir ayı cesede dokunmaz.

English: A bear will not touch a dead body.
Turkish: Bir ayı bir cesede dokunmaz.

English: "I've a touch of a cold." "That's too bad."
Turkish: "Benim soğuk bir dokunuşum var." "Bu çok kötü."

Touch ingilizcede ne demek, Touch nerede nasıl kullanılır?

Touch a sore point : Hassas bir noktaya temas etmek. Bam teline basmak.

Touch a sore spot : Hassas bir noktaya temas etmek. Damarına basmak. Bam teline basmak. Bamteline basmak. Kanayan yaraya parmak basmak. Hassas bir konuya temas etmek.

Touch and go : Son dakikada yetişmek. Uçağın tamamen durmadan kalkış yapması. Uçağı tamamen durdurmadan yeniden kalkış yapma. Tehlikeli iş. Tehlikeli durum.

 

Touch at : Uğramak (gemi bir yere). Bir limana uğramak. Uğramak (limana).

Touch base : Konuşmak. Bir insanla temasa geçmek. Görüşmek. Bağlantı kurmak. Buluşmak. İletişimi koparmamak.

Touch briefly : Kısaca değinmek.

Touch in : Hafif dokunuşlarla çizmek (bir resimdeki detayı).

Touch of : -ın küçük bir miktarı. -ın bir minik parçası. -ın bir zerresi.

Touch me not : Kınaçiçeği.

Touch ground : Kara. Toprak.

İngilizce Touch Türkçe anlamı, Touch eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Touch ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feel : Gibi gelmek. Sezinlemek. Kendini...hissetmek. Hissetmek. Görünmek. Duymak. Anlamak. Duygu. Sezgi. Dokunma hissi.

Touching : Tekniklerin deneyimle doğru ve kulağa hoş gelir biçimde icra edilmesi. Dokunaklı. Hazin. Yanık. Acıklı. Dokunuş. Tuşe. Dokunan.

Abut : Dayanmak. Yaslanmak. Uç uca gelmek. Varmak.

Harm : Fena etmek. Hasar. Ziyan. Kötülük. Zararı dokunmak. Zeval vermek. Fenalık etmek. Zarar vermek. Kötülük etmek. Halel getirmek.

Manipulate : İdare etmek. Ustalıkla idare etmek. Hile yapmak. Beceriyle kullanmak. İşlemek. El ile işletmek. Oynama yapmak. Hareket ettirmek.

Engage : Tutmak. İşe almak. Bağlanmak. Birbirine geçmek. Hücum etmek. Bağlamak. Garanti etmek. Tutturmak. Çalıştırmak. Çekmek.

Acumens : Çabuk kavrama yeteneği. Çabuk kavrayış. Yerinde ve doğru karar alma. Keskin zek­a. Feraset. Çabuk kavrama. Zeka. Basiret. Sezgi.

Fewness : Azlık. Bir mal veya hizmetin alıcı ve satıcılarının göreceli olarak az sayıda bulunması.

Endamaging : Kötülük etmek. Hasara uğratma. Zayıflatmak. Hasara uğratan. Yaralamak. Zarar vermek. Bozma. Leke süren. Bozmak.

 

Breaks : Dalmak. Parçalanmak. Fırlamak. İhlal etmek. Çözmek. İflas etmek. Koparmak. Batırmak. Söylemek. Yakın dövüşü bırakmak.

Touch synonyms : light touch, taking on, draw upon, enamoring, tinker with, concerns, pick up, blackmails, gouge, clap, anastomosis, amateur player, border on, cover, aggrieving, diadems, fingers, cap stone, enamor, bracings, osculate, aggrieves, go far, vies, backheel, affects, affronting, disagree, take notice of, auto link, emotionalize, appulse, paw.

Touch zıt anlamlı kelimeler, Touch kelime anlamı

Disengage : Avaraya almak. İlişkisini kesmek. İlgisini kesmek. Bağlantısını kesmek. Geri çekilmek (askeri terim). Bağlantılarını kesmek. Affetmek. Serbest bırakmak. Boşa almak. Salıvermek.

Miss : Iska. Evli olmayan bayan. Iska geçmek. Kavramamak. Özlemek. Gözden kaçırmak. Kız. Hanım. İsabet etmeme. İsabet ettirememek.

Diverge : Ayırmak. Ayrılmak. Uyuşmamak. Dallanmak. Uzaklaşmak. Birbirinden uzaklaşmak. Birbirinden ayrılmak. Farklı olmak. Sapmak. Açılmak.

Touch ingilizce tanımı, definition of Touch

Touch kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of be equal to. To come in contact with. To hit or strike lightly against. To be in contact. Contact. As, two spheres touch only at points. A set of changes less than the total possible on seven bells, that is, less than 5. Usually with a negative. The act of touching, or the state of being touched. As, he held that for good cheer nothing could touch an open fire. To extend the hand, foot, or the like, so as to reach or rest on. To be in a state of junction, so that no space is between. To compare with.