Carry on türkçesi Carry on nedir
- Şamata etmek.
- Aşırı bir şekilde davranmak.
- Devam ettirmek.
- Sürdürmek.
- Kızgınlıktan bağırıp çağırmak.
- Kırıştırmak.
- Varlığını sürdürmek.
- Yapmak.
- İşi sürdürmek.
- İlişkisi olmak.
- Yürütmek.
- Peşini bırakmamak.
- Devam etmek.
Carry on ile ilgili cümleler
English: I can't carry on like this.
Turkish: Böyle devam edemem.
English: I have decided to carry on the work.
Turkish: İşi sürdürmeye karar verdim.
English: He decided to stay and carry on his father's business.
Turkish: Kalmaya ve babasının işini sürdürmeye karar verdi.
English: After you have taken a rest, you must carry on your study.
Turkish: Dinlendikten sonra çalışmana devam etmelisin.
English: He has decided to carry on the work.
Turkish: İşin peşini bırakmamaya karar verdi.
Carry on ingilizcede ne demek, Carry on nerede nasıl kullanılır?
Carry : Götürmek. Elde. Sağlamak. Satışa sunmak. Ulaşmak. Taşıyıcılık yapmak. Çakmak. Yayımlamak. İletmek.
On : İle. Makbul. Yanmak. De. Hazır. Giyilmiş. Üstünde. Yönünde. Açık. E doğru.
Carry on a lawsuit : Davacı olmak.
Carry on business : İş yapmak.
Carry on luggage : Bagaj.
Carry on with : Korte etmek. Sürdürmek. İlişkisi olmak. Gayrimeşru bir ilişki içinde olmak. Oynaşmak. Devam etmek. Kırıştırmak. Aşna fişne olmak. Düşüp kalkmak. İle ilişkisi olmak.
Carry on pieces : Parça eşya taşıyacağım. El bagajı.
İngilizce Carry on Türkçe anlamı, Carry on eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Carry on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Continueing : İdame etmek. Devamı gelmek. Sürmek. Uzamak. Dayanmak. Olagelmek.
Cockle : Buruşturmak. Bir tür midye. Dalgalandırmak. Tarak kabuğu. Kabuk (midye vb.). Buruşmak. Delice. Küçük sandal. Kırışmak. Küçük kayık.
Crumple up : Düşmek. Yıkılmak. Çökmek. Darmadağın olmak. Buruşturmak.
Carry into effect : Uygulamak. Hayata geçirmek. Uygulamaya koymak. Yürürlüğe sokmak. Gerçekleştirmek. Fiiliyata geçirmek.
Follow about : Peşine takılmak.
Follow up : İzinde olmak. İzlemek. Takip etmek. Başka bir şey yaparak bir şeyi tamamlamak. Faydalanmak. İzle. Ardını bırakmamak. Kovalamak.
Filching : Çalmak. Aşırma. Aşırmak.
Dog : Ocak demiri. Sıkıca kilitlemek veya sürgülemek veya kenetlemek. Köpek. Köpekgiller familyasından görünüş ve büyüklükleri farklı üç yüzden fazla evcil ırkı olan hem etçil hem de otçul olan hayvan. Bozulmak. İzlemek. Peşinden gitmek. Av sürmek. Etçiller (carnivora) takımından, evcil olan, her türlü besinle beslenebilen, günümüzde 400 kadar ırkı bulunan bir tür. köpek.
Corrugates : Dalgalandırmak. Kırışmak. Buruşmak. Buruşturmak.
Carry forward : Taşıma. Yekun aktarma. Toplam aktarmak. İlerletmek. Devreden. Nakli yek-n yapmak. Nakli yekun yapmak. Nakli yekun. Yeni sayfaya nakletmek.
Carry on synonyms : pursue, interrelates, filches, hounded, concocted, concern, hold to, filched, extend, builds, tie in, hang on, come close, knew, accomplishing, elongates, tag after, cabbage, collared, corrugating, forced the issue, build, draw, obtained, subsisted, subsisting, bring down, collar, continues, cockled, carrying forward, accomplishes, carry over.

Bu kısımda Carry on kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Carry on ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Carry on anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Carry on ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.