Hard to believe türkçesi Hard to believe nedir

  • İnanması güç.
  • İnanılması ve hayal edilmesi zor.
  • İnanması zor.

Hard to believe ile ilgili cümleler

English: I just find it hard to believe that Tom really believes that.
Turkish: Sadece Tom'un gerçekten ona inandığına inanmayı zor buluyorum.

English: It's hard to believe that Tom could murder someone.
Turkish: Tom'un birini öldürebileceğine inanmak zor.

English: I find it hard to believe that Tom was involved in the kidnapping.
Turkish: Ben Tom'un adam kaçırmaya karıştığını inanmayı zor buluyorum.

English: Ali found it hard to believe that Mary didn't like him at all.
Turkish: Ali Mary'nin ondan hiç hoşlanmadığına inanmayı zor buldu.

English: It's hard to believe that Tom is still single.
Turkish: Tom'un hâlâ bekar olduğuna inanmak zor.

Hard to believe ingilizcede ne demek, Hard to believe nerede nasıl kullanılır?

Hard : Ekşimiş. Kireçli. Anlaşılmaz. Zor. Sert. Nasırlı. Dayanıklı. Sıkı. Acı (su). Kalpsiz.

To : Arasında. -mek -mak (mastar). Ya. Karşı. Ye. E. Kadar. İla. Oranla. Göre.

Believe : Kanmak. Yemek. İnancı olmak. Güven duymak. İman etmek. Zannetmek. İnanmak. Kani olmak. Sanmak. Güvenmek.

Hard to adjust : Ayarlaması zor.

Hard to come by : Elde edilmesi güç. Elde edilmesi zor. Ulaşılması zor. Bulunması zor. Alınması veya bulunması zor.

 

Hard to control : Kontrolü zor.

Hard to swallow : İnanılması zor. Kabul etmesi zor. Yenilir yutulur gibi değil. İnanması güç. İnanılmaz. Kabul edilmesi zor. İnanması zor. Kabullenmesi güç. Yenilir yutulur olmayan. Yutulması güç.

Hard to read : Okunması zor.

Hard to please : Müşkülpesent. Güç beğenen.

Hard to reach : Erişmek zor. İlişki kurmak zor. Duygusal etkileşime hemen anında açık değil. Ulaşılmak zor. Kolay ulaşılabilir değil.

İngilizce Hard to believe Türkçe anlamı, Hard to believe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hard to believe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hard to swallow : Yenilir yutulur gibi değil. Kabul edilmesi zor. Yutulması güç. Kabullenmesi güç. İnanılmaz. Kabul etmesi zor. Yenilir yutulur olmayan. İnanılması zor.

Too good to be true : Gerçek olamayacak kadar güzel. Yeme de yanında yat. İnanılmayacak kadar iyi. İnanılmaz. Gerçek olmak için çok fazla güzel. Fazlasıyla iyi. Gerçek olamayacak kadar iyi.

Beggar description : Anlatmaya sözcükler yetmemek. Tarifi zor. Tarifi imkansız olmak.