He has türkçesi He has nedir

  • O sahip.
  • Onda var.

He has ile ilgili cümleler

English: Ali can't get along on his salary because he has high medical expenses.
Turkish: Ali yüksek sağlık giderleri olduğu için maaşıyla geçinemiyor.

English: Ali can't go out drinking with the guys tonight. He has to stay home and take care of his mother.
Turkish: Ali bu gece adamlarla içmek için dışarı çıkamaz. O evde kalmak ve annesine bakmak zorunda.

English: Ali can walk only if he has his cane.
Turkish: Ali sadece bastonu olursa yürüyebilir.

English: Ali believes he has a very low carbon footprint.
Turkish: Ali çok düşük karbon miktarına sahip olduğuna inanıyor.

English: Ali becomes nervous whenever he has to speak in public.
Turkish: Ali herkesin önünde konuşmak zorunda olduğunda sinirlenir.

He has ingilizcede ne demek, He has nerede nasıl kullanılır?

He : O(erkek). Eril o. Helyumun simgesi. O. Nesne. Kendisi. Kendileri. Erkek.

Has : Bulunmak. Aldatmak. Kabul etmek. Etmek. Sahip olmak. Bkz.have. Yapmak. Dolandırmak. Olmak. Almak.

He has a screw loose : Aklından zoru var.

He has a temperature : Onda yüksek ateş var. O hasta. Onun ateşi var.

He has me there : Bu onun haklı olduğu nokta. Bu konuda beni yendi. Bu noktada o haklı.

He has money to burn : Onda para. Denizde kum.

He has nothing in common with : Aynı şeyleri paylaşmıyor (fikir, inanç vs.). Onunla hiçbir ortak yanı yok. Onunla hiçbir şey paylaşmıyor.