Hede nedir, Hede ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Haydi.
Hede ile ilgili Cümleler
- Hedeflerinizi yazın.
- Senin yoluna gençliğimi heder ettikten sonra, gene orada, o düşmüş şehirde, senin hasretinle yanan ben değil miydim?
- Metin yayını ve çeviri: İnsancı davranış bu çalışmayı hedef güder.
- Bu işi onların yapmadığına inanıyor, birilerinin hedef saptırmaya çalıştığını söylüyor.
- Onların hedefi neydi?
- Hedeflerime ulaşmam için bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim.
- Hedefi ıskaladın.
- Hedef görüş alanında.
- Hedefleriniz değişti mi?
- İlk hedef ulaşılabilir gibi görünüyor.
- Hiçbir hedefe ulaşılmadı.
- Ali hedefine ulaştı.
- Hayır işlemeden geçen günü heder olmuş addederek bayağı canı sıkılır.
- Benim hedeflerim mütevazi.
- Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.
- O kesinlikle hedeftir.
- O benim hedefimdi.
Hede ile ilgili Atasözü veya Deyim
(bir şeyi) hedef almak : nişan almak ulaşılmak istenen amaca göre davranmak bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak.
hedef göstermek : birini kötü bir durumda kalması için hedef hâline getirmek bir kimseyi olumsuz, kötü bir amaç için bir yere veya şeye yönlendirmek.
hedef gütmek : asıl amaç olarak belirlemek.
hedef olmak : hoş olmayan herhangi bir davranışa uğramak.
hedef saptırmak : hedefe isabet ettirememek Mecaz anlamı öngörülen amaçtan uzaklaştırıp başka bir amacı öne çıkarmak.
heder etmek : boşuna harcamak, ziyan etmek.
heder olmak : boşa gitmek, boşuna geçmek.
Hede anlamı, kısaca tanımı
Hedebi : Yemek sofrası, seccade ve benzerleri şeyler için kullanılan örtü
Hedede : Birisine başkasının aracılığı ile söylenen söz.
Hedede biçmek : Korkutmak: Bene hedede biçi.
Hedef fiyat : Üreticilere belirli bir üretim miktarında belirli bir gelir düzeyini garanti eden fiyat.
Hedef fiyatlandırma : Ürünlerin satış fiyatının, üreticilere belirli bir gelir düzeyini sağlayacak biçimde belirlenmesi.
Hedef getiri oranı fiyatlandırması : Aksak rekabet piyasasında tekelci ya da fiyat önderliği yapan firmanın hedef olarak belirlediği sermayenin getiri oranına eşit olacak biçimde fiyat belirlemesine dayanan fiyatlandırma yöntemi.
Hedef müşteri : İşletmelerin mallarını satmak için pazarlama çabalarını odaklandırdıkları olası alıcı grubu.
Hedef organ : Bir hormonun etki ettiği organ. İnfeksiyon yapan virüsün çoğalarak zarar verdiği organ ya da organın hücreleri. Bir zehir, kimyasal madde veya mikroorganizmanın seçici olarak etkili olduğu organ.
Hedef piyasa : İşletmelerin mallarını satmak için pazarlama çabalarını odaklandırdıkları piyasa.
Hedeflenme : Hedeflenmek durumu.
Hedefleyebilme : Hedefleyebilmek işi.
Hedefleyebilmek : Hedefleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Hedek : Haşlanmış buğday, bulgur, mısır, nohut ve benzerleri şeyler.
Hedeme : Evlenmelerde kız tarafının erkek tarafından aldığı para, armağan: Kızın hedemesine kaç lira verdiniz?. Enenmiş kimse, hadım. Hademe. He! deme, kız tarafının evlenmeye rıza göstermesi için oğlan tarafından istediği para. Arapça kökenli hademe: hademe.
Hedemelik : Evlenmelerde kız tarafının erkek tarafından aldığı para, armağan.
Heder almak : Örnek almak, ibret almak: Şuna bak da heder al.
Hedere : İri vücut.
Hederengi : Demircilikte ocaktaki ateşi karıştırmakta kullanılan ucu bükük, ince uzun saplı demir araç. (Bor Niğde).
Hederlemek : Ansızın ürkmek.
Hederlenmek : Korkmak.
Hederli : Özürlü, kusurlu.
Hedersinmek : Mahcup olmak.
Hedersiz : Utanmaz, düşüncesiz: İnsannar biraz heder sahabı olmalı, ama o hedersizin biri.
Hedeyli : Tekirdağ şehri, Hayrabolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Maksimum kontaminant hedef düzeyi : Bir maddenin içme suyuyla yaşam boyu alındığında sağlığa olumsuz etkisinin bulunmayacağı miktar.
Protein hedefi : Yeni sentezlenmiş proteinlerin ayrılması ve hücredeki uygun yerlerine yerleştirilmesi olayı.
Cansız hedef : İnsan ve hayvan dışında ateş etmek için seçilen hedef.
Hedef : Nişan alınacak yer, nişangâh. Yapılması tasarlanan iş, amaç. Varılacak yer, ulaşılacak son nokta.
Hedef kitle : Verilmek istenen mesajın ulaşması hedeflenen grup veya topluluk.
Hedefleme : Hedeflemek işi.
Hedeflemek : Hedef yapmak.
Hedeflenmek : Hedef durumuna gelmek.
Heder : Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma.
Diğer dillerde Hed anlamı nedir?
İngilizce'de Hed ne demek ? : hed

Bu kısımda Hede nedir? Hede ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hede tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hede hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.