Hesitant türkçesi Hesitant nedir

Hesitant ile ilgili cümleler

English: Ali is hesitant to visit Mary in the hospital.
Turkish: Ali Mary'yi hastanede ziyaret etmeye çekiniyor.

English: Ali seems hesitant to do that.
Turkish: Ali onu yapmak için tereddütlü görünüyor.

English: I have to admit I'm a little hesitant about asking Tom for help.
Turkish: Tom'dan yardım isteme konusunda biraz tereddütlü olduğumu kabul etmek zorundayım.

English: I'm a little hesitant about going there by myself.
Turkish: Oraya tek başıma gitmek hakkında biraz tereddütlüyüm.

English: I'm a little hesitant to go there by myself.
Turkish: Oraya tek başıma gitmeye biraz tereddütlüyüm.

Hesitant ingilizcede ne demek, Hesitant nerede nasıl kullanılır?

Be hesitant : İkirciklenmek. Tereddütte olmak.

Hesitantly : Tereddütle. İkircikli bir şekilde. Duraksayarak. Kararsızca. İşkilli bir şekilde. Ağırdan alarak. Kem küm. Tereddüt ederek.

Hesitance : Duraksama. Kararsızlık. Tereddüt. Tereddüd.

Hesitancies : İkircim. Tereddüd. İkircik. Tereddüt. Kararsızlık. Hezitansi. Duraksama.

Hesitancy : Duraksama. Tereddüt. İkircim. Kararsızlık. İkircik. Hezitansi. Tereddüd.

Hesitate : Duraksamak. Duraklamak. Tereddütte kalmak. Tereddüd etmek. Çekinmek. Tereddütte bulunmak. Tereddüt etmek. İkirciklenmek. Teklemek. Duralamak.

 

Hesitates : Teklemek. Çekinmek. Tereddüd etmek. Duraksamak.

Hesitative : Çekinceli. Tereddüt edici. Kararsızlık oluşturan. İşkillilik yaratan. Duraksamaya neden olan. İkirciklilik yaratan. Kararsız. Ağırdan almaya sebep olan.

Hesitater : Ağırdan alan. Kararsız. Duraksayan. İşkilli. Tereddüt eden. İkircikli kimse.

Hesitation : Duraksama. İkircik. Takılma. İkircim. Tereddüt. Duraklama. Çekinme. Tereddüd.

İngilizce Hesitant Türkçe anlamı, Hesitant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hesitant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bawlers : Sızlayan.

Hoverer : Asılı kalan. Bekleyip duran. Havada asılı duran. Sallanan. Etrafında gezinen. Tereddüt eden.

Doubting : Şüphe etme. Şüphe eden. Kuşku duyan. Endişeli. Endişe eden.

Dillydallied : Başka bir zamana bırakmak. (argo) oyalanmak. Zaman geçirmek. Ağır davranmak. Vakit öldürmek. Ertelemek. Geciktirmek. Ayak sürümek. Sallanmak.

Doubtful : Karanlık. Kuşkulandıran. Güvenilmez. Kuşku uyandıran. Sonucu kuşkulu. Kesin olmayan. Şüpheli.

Growly : Homurdanan. Höthöt. Hırıltılı. Şikayet eden. Hırçın. Alıngan. Kükreyen. Hırıltı sesi olan. Durmadan sızlanan. Çabuk kızan.

Creaky : Şüpheli. Harap. Gıcırtılı. Boğuk. Gıcırdayan.

Iffier : Kesin olmayan (argo terim). Şüpheli. Belirsiz.

Wabbly : Belirsiz. Sabit olmayan. Durağan olmayan. Karasız. Sallanarak. Sallanan. Titreyerek.

Unresolved : Çözümlenmemiş. Çözünmemiş. Ayrışmamış.

Hesitant synonyms : double minded, chinless, balked, bawler, wavering, faltering, grouchiest, hesitating, equivocal, erratic, blow hot and cold, crab, halting, grouchy, reluctant, excursive, finicky, timid, baffling, tentative, capernoited, uneasier, fussier, crybabies, timidest, timider, uncertain, irresolute, distrustful, hesitator, dubious, changeful, erratics.

 

Hesitant zıt anlamlı kelimeler, Hesitant kelime anlamı

Decisive : Belirleyici. Kesin. Kati. Kararlı. Kesinkes. Kesin sonuca ulaştıran. Sonuca götüren. Azimli. Şüphesiz. Sonuç üzerinde rol oynayan.

Hesitant ingilizce tanımı, definition of Hesitant

Hesitant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Not prompt in deciding or acting. Hesitating.