Hodu nedir, Hodu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üzüm ezmeye yarayan tahta tekne.

Hatır gönül dinlemeden konuşan, tok sözlü kişi.

Teknik terim anlamı:

İçindeki palamutlu suda deri kaynatılan ağaç sandık. (Yalvaç Isparta).

Hodu kısaca anlamı, tanımı

Hoduh : Bir yaşındayken yavrulayan keçi

Hoduk : Sıpa. Tavşan yavrusu. Deve yavrusu. Manda yavrusu. Kedi yavrusu. Yeşil kabuklu fındık. Salkımdan ayrılmış üzüm taneleri. Dengeyi sağlayan, destek olarak konulan çubuk: Şu begonya büyüyecek ama yanında bir hoduğu var. Tuhaf, acayip şey. Domuz yavrusu.

Hoduklamak : Eşeği dürtmek.

Hodul : Kendini beğenmiş, kibirli. Her işe burnunu sokan adam. Kabadayı kişi. Anlayışsız kişi. Hatır gönül dinlemeden konuşan, tok sözlü kişi. Kötü ruhlu kişi. Tembel. Az konuşup, az gülen kişi. Çekingen kişi. 10.. Aksi huylu kişi. 1. Her işe eli yatkın kişi. 1. Zorba. Kapaklı leğende sıcak kül altında pişirilen ekmek. Çalı çırpı: Git bahçeden bir yük hodul al. Dikenli orman. Biçimsiz, fena. Biçimşiz, çirkin. Kendi ayıplarını başkasına mal eden, karacı. Ağır kanlı. Kibirli, kendini beğenmiş kimse. İtibarlı. Balıkesir ilinde, Sarıköy bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Hodulca : Yüksek tepe. Sert, kaba.

Hoduldamak : Öfkeyle söylenmek.

 

Hodullanmak : Kimseyi beğenmemek, büyüklenmek.

Hodulluk : Kendini beğenmişlik.

Hoduma : Tabaklanarak boyanmış, cilalanmış deriden yapılan çizme.

Hodunş : Otlu, fakat susuz yayla, dağ.

Hoduranmak : Kızdığı bir kimse için kendi kendine söylenmek, homurdanmak.

Hodurmak : Yalvarmak.

Tok sözlü : Hatır ve gönül dinlemeden, hiçbir şeyden çekinmeden konuşan.

Palamutlu : Siirt şehrinde, Doğanca bucağına bağlı bir yer.

Isparta : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Dinleme : Dinlemek işi.

Palamut : Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda). Rulo biçiminde hazırlanmış kopya. Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.

Yalvaç : Peygamber. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Sandık : İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

Diğer dillerde Hodkinhastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Hodkinhastalığı ne demek ? : hodgkin’s disease