Jewellery türkçesi Jewellery nedir

  • Mücevherat.
  • Kuyum.
  • Cevahir.
  • Ziynet eşyası.
  • Takı.
  • Bijuteri.
  • Ziynet eşyaları.
  • Mücevher.
  • Kuyumculuk.

Jewellery ile ilgili cümleler

English: Someone broke into Mary's flat and stole her jewellery.
Turkish: Biri Mary'nin dairesine zorla girdi ve onun mücevherlerini çaldı.

English: Since my brother died suddenly two years ago, my sister-in-law has valiantly kept going the small jewellery store he left her.
Turkish: İki yıl önce kardeşimin ansızın ölmesinden beri, yengem onun kendisine bıraktığı küçük mücevher dükkanına gitmeye devam etti.

Jewellery ingilizcede ne demek, Jewellery nerede nasıl kullanılır?

Costume jewellery : Taklit mücevher. Taklit ziynet eşyası.

Imitation jewellery : Taklit mücevher.

Jeweller : Kuyumcu. Mücevherci.

Jewellers : Kuyumcu.

Jewelled : Mücevherler takılmış. Murassa. Değerli taşla veya taşlarla süslü. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Değerli taşlarla süslenmiş. Mücevherlerle süslenmiş. Nadir değerde.

The jewel exchange : Mücevherat alım satım mağazası. Mücevher alan ve satan mağazalar zinciri. Değerli taş değiş tokuşu.

Jewel case : Cd kabı. Mücevher sandığı. Mücevher kutusu. İçinde mücevher saklamak için kullanılan kutu. Cd kutusu.

Jewelling : Değerli taşlarla süslemek. Mücevherle süslemek. Mücevherle süsleme. Değerli taşlarla süsleme.

 

Jeweled : Murassa. Değerli taşla veya taşlarla süslü. Mücevher. Nadir değerde. Değerli taşlarla süslenmiş. Mücevherler takılmış. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Mücevherlerle süslenmiş.

Bejewelled : Değerli taşlarla süslenmiş. Donatılmış. Murassa. Mücevherlerle donatılmış. Süslenmiş. Bezenmiş. Dekore edilmiş.

İngilizce Jewellery Türkçe anlamı, Jewellery eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jewellery ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gemmed : Cevher. Değerli nesne. Taş. Değerli taş. Kıymetli taş. Değerli kişi. Taşlarla süslemek. Küçük francala.

Stone : Değerli taş. Çekirdeğini çıkarmak (etli bir meyvenin). Taş. Gr.lık ağırlık ölçüsü. Meyve çekirdeği. Taşa tutmak. Çekirdeğini çıkarmak. Taş döşemek. Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça.

Earring : Küpe.

Bangle : Kolbak. Halka bilezik. Bilezik. Halhal. Halka. Değersiz ziynet. İncik boncuk.

Jeweled : Değerli taşla veya taşlarla süslü. Değerli taşlarla süslenmiş. Nadir değerde. Kıymetli taşlarla süslenmiş. Murassa. Mücevherler takılmış. Mücevherlerle süslenmiş.

Jewels : Mücevherler. Saat taşı. Pırlanta gibi insan. Takım taklavat. Değerli insan. Değerli taş. Erkek üreme organı. Cevher.

Gem : Kıymetli taş. Değerli kişi. Taş. Değerli nesne. Taşlarla süslemek. Hafif bir pasta. Küçük francala. Cevher.

Colours : Renkli. Renkler kombinasyonu (rozette, üniformada, vs.). Üniforma. Renkler. Güneş'in doğmasına yakın doğu gözerimi üstünde görülen kızıllık. Sabah kızıllığı. Sancak. Forma. Kişilik.

 

Ring : Mapa. Çembere almak. Halka geçirmek. Çınlamak. Telefon etmek. Çember. Çalmak (zil veya çan). Çevrelemek. Şıngırdamak. Çalmak.

Valuable : Çok yararlı. Pahalı. Kıymetli şeyler. Kıymetli. Değerlendirmek. Değerli. Düzeyli. Pahada ağır. Faydalı.

Jewellery synonyms : bling, bling bling, case ending, bijou, adornment, formative, jewelries, ice creams, bijous, ending, endings, bijouterie, garnitures, pin, precious stone, bracelet, gems, jewelery, cufflink, garniture, jewel, jewelry, necklace, gemstone, colors, ornament, clip, case endings, bead, band, tie clip, habiliments.

Jewellery ingilizce tanımı, definition of Jewellery

Jewellery kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Jewelry].