Takı nedir, Takı ne demek
- Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
- Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki

- Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler.
- Kadınların ziynet eşyası, asım takım.
"Takı" ile ilgili cümleler
- "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi." - M. Mungan
- "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."
- "Türkçede ile, göre birer takıdır."
Yerel Türkçe anlamı:
Altın, mücevher cinsi kıymetli taşınabilir süs eşyası.
Düğüne gelenlerin getirdikleri armağan
Kadınların takındıkları değerli süs eşyası, mücevher.
1.Geline verilen armağan 2.Güveye verilen armağan. 3.Düğüne gelenlerin getirdikleri armağan. 4.bk. takıntı.
Düğünde geline ve güveye takılan armağan.
Dil bilgisi olarak anlamı:
(Derleme.. hal ekleri, isim halleri ekleri) Adın, başka bir sözcükle ilgi kurmak üzere aldığı ek. Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri takıdır: Eve (ev-e) , evde (ev-de) , evden (ev-den) , evi (ev-i) , evin (ev-in) ve benzeri (bk. ad durumu eki).
Matematik terimi olarak kelime anlamı:
Benzerlerinden ayırt etmek ya da işlevsel bir nitelik taşımasını sağlamak amacıyla bir simgenin ya da bir imcenin sağ altına, sol altına, sağ üstüne ya da sol üstüne konan simge ya da imce.
Orta Öğretim alanındaki anlamı:
[Bakınız: apandis]
Bilimsel terim anlamı:
Bir kelimenin gövde kısmına takılıp onun çekim bakımından ( isimlerde cins, sayı, hal; fiillerde çatı, zaman, kişi ) durumunu göstermeğe yarayan öğe. İsim. hallerini gösterenlere HAL TAKISI ( D. Casuelle ), fiillerin kişisini ve kişi sayısını gösterenlere de KİŞİ TAKISI ( D. personnelle ) denir. Hint - Avrupa dillerinde şimdiki ve gelecek zaman takılarına BİRİNCİL TAKI ( D. primaire ), geçmiş zamanınkilere ise İKİNCİL TAKI ( D. secondaire ) adı verilir.
İngilizce'de Takı ne demek? Takı ingilizcesi nedir?:
case ending, affix
Fransızca'da Takı ne demek?:
intercurrent, appendice, désinence
Takı hakkında bilgiler
[Bakınız: mücevher]
Takı anlamı, tanımı:
Takılgan : İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan, muzip.
Takılganlık : Takılgan olma durumu, muziplik.
Takılı : Takılmış, tutturulmuş, asılmış.
Takılı kalmak : Bir iş bitmemek.
Takılıp kalmak : Herhangi bir noktadan ayrılamamak.
Takılış : Takılma işi.
Takılma : Takılmak işi.
Takılmak : Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Takma işi yapılmak. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Birinin sürekli peşinden gitmek.
Takım : Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Sigara ağızlığı. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Takım elbise. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk.
Takım elbise : Ceket ve pantolondan oluşan giysi, takım.
Takım erki : Oligarşi.
Takım oyunu : Basketbol, voleybol gibi takım hâlinde oynanan oyun. Paylaşılarak ve ortaklaşa yapılmış olan iş.
Takım takım : Küçük topluluklar hâlinde.
Takım taklavat : Erkeğin cinsel organları. Araç gereçlerin bütünü.
Takım tutmak : Spor takımlarından birine gönül vermek, onun taraftarı olmak.
Takım yapmak : Değişik parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturmak.
Takımada : Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü.
Takımyıldız : Gök küresinin ayrıldığı seksen sekiz parselden her biri.
Takınak : Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce.
Takınaklı : Takınakları olan (kimse).
Takınaklı davranış : Bilince takılan ve bütün kurtulma uğraşılarına karşı direnen bir düşüncenin yarattığı davranış.
Takınaksız : Takınağı olmayan (kimse).
Takınmak : Bir nitelik veya durum almak. Kendine takmak.
Takıntı : Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun. İlişki kurulan kimse. Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük, obsesyon. Bütünlemeye kalınan ders. Küçük, önemsiz borç.
Takıntılı : Takıntısı olan, obsesif.
Takıntısız : Takıntısı olmayan.
Takıp takıştırmak : Özenerek süslenmek.
Takır takır : Sert ve kuru bir ses çıkararak, takır tukur. Sert ve kuru bir biçimde, takır tukur. Sert ve kuru, takır tukur.
Takır tukur : Takır takır.
Takırdama : Takırdamak işi.
Takırdamak : "Takırtı" sesi çıkarmak.
Takırdatma : Takırdatmak işi.
Takırdatmak : Takırdamasına yol açmak, takırdamasına sebep olmak.
Takırtı : Bir şeyin çıkardığı kuru ve sert ses.
Takışmak : Birbirine takılmak. Anlaşmazlığa düşmek, kavgaya tutuşmak, ağız kavgası yapmak.
Takıştırma : Takıştırmak işi.
Takıştırmak : Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak.
Ağzına takılmak : Bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.
Akıl akıl gel çengele takıl : Bir sorunun nasıl çözümleneceğini düşünememe durumunda söylenen bir söz.
Aklı takılmak : Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.
Alt takım : Bir takım içinde oluşturulan ikinci derecedeki takım.
Arkasından zil takıp oynamak : Birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek.
Asım takım : Takı.
Banyo takımı : Banyo odalarında ıslak zemine serilen altı plastik, üstü havlu vb. dokuma olan paspas. Yıkanmak ve kurulanmak için gerekli olan gereçlerin tümü.
Beyin takımı : Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler.
Bu takım : Bunun gibi, buna benzer.
Çamaşır takımı : Fanila, atlet ve dondan oluşan iç giyim.
Çatal bıçak takımı : Sofra için gerekli olan çatal, kaşık, bıçak ve diğer servis araçlarının tümü.
Çay takımı : Çay sunulurken kullanılan örtü ve peçetelerin hepsi. Çaydanlık, sütlük, şekerlik ve altı veya on iki çay fincanından oluşan takım.
Caz takımı : Caz müziği çalan orkestranın bütün çalgıları.
Çengi takımı : Çengi kolu.
Edebini takınmak : Edepli davranmaya başlamak.
Entel takılmak : Bir süre entel gibi yaşamaya, onların yaptıklarını yapmaya çalışmak.
Gemi takımı : Gerekli bütün işlerin yapılabilmesi için gemiye alınan her türlü araç, gereç.
Gönlü takılmak : Bir şeye karşı ilgi duymak. aşk ile sevmeye başlamak.
Gözleri takılıp kalmak : Bir şeyden gözlerini ayıramamak.
Gözü takılmak : Dikkati çeken bir şeyden bakışlarını ayıramamak.
Hamam takımı : Hamamda kullanılan havlu, kese, lif vb. şeyler.
İniş takımları : Uçağın yere inişini sağlayan donanımlar.
Kafası takılmak : Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.
Kahve takımı : Cezve, fincan, tabak vb.nden oluşan takım.
Kapak takımı : Alafranga tuvaletin üstündeki kapak, oturak ve vidaların bütünü.
Kaymak takımı : Kaymak tabakası.
Koltuk takımı : Üçlü, ikili ve tekli oturma birimleri olan mobilya takımı.
Komşu boncuğunu çalan gece takınır : "hırsızlık malı, sahibinin göremeyeceği yer ve zamanda kullanılır" anlamında kullanılan bir söz.
Koşum takımı : Koşum.
Lamekan takımı : Yersiz yurtsuz, adresi belirsiz kişiler topluluğu.
Makyaj takımı : Makyaj için gerekli olan malzemeleri bir arada bulunduran set.
Mehter takımı : Kös, nakkare, zil, zurna ve borulardan kurulan askerî mızıka takımı, mehterhane.
Milli takım : Uluslararası yarışmalarda bir ülkeyi temsil etmek için bir araya gelmiş sporcular grubu.
Olta takımı : Olta ile balık avlamada kullanılan iğne, zoka vb. gereçlerin bütünü.
Oltaya takılmak : Tuzağa düşmek.
Satranç takımı : Satranç oyununda gerekli olan altmış dört kareli tahta, siyah ve beyaz on altışardan otuz iki taşın oluşturduğu takım.
Sayaç takımı : Sayaç giriş tarafının gaz servis hattına, çıkış tarafının tüketici yakıt hattına bağlanması amacıyla kurulan boru donanımı ve boru bağlantı parçaları.
Saz takımı : Ut, keman, kanun, bağlama vb. müzik araçlarını çalanların oluşturduğu çalgı takımı.
Sıfat takımı : Bir cümlede sıfatların oluşturduğu ayrı ayrı ögeler.
Sofra takımı : Yemek yerken kullanılan çatal, bıçak, tabak, örtü, peçete vb. şeylerin tümü.
Sonuç takımı : Maçlarda sonuç almasını bilen takım.
Tamir takımı : Onarım işlerinde kullanılan araç ve gereçlerin hepsi veya bunları içinde bulunduran çanta. Motorlu araçlarda karbüratörün yenilenmesinde kullanılan parçalar.
Tel takınmak : Teller takmak.
Tuvalet takımı : Tuvalet veya makyaj malzemeleri bulunan çanta veya kutu.
Uyku takımı : Çarşaf, yastık kılıfı, nevresim ve yorgandan oluşan yatak eşyası, uyku seti.
Yatak takımı : Karyola, komodin, gardırop, şilte, yorgan, yastık vb.nden oluşan bütün.
Yazı takımı : Yazı yazmakta kullanılan bütün araç gereç.
Yemek takımı : Sofrada yeme ve içme için kullanılan tabak, bardak, tuzluk vb.nden oluşan takım, servis takımı.
Yüz takınmak : Yüze verilen biçimle bir duyguyu belirtmek.
Zihni takılmak : Yanlış bir kanıya takılıp kalmak. çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak.
Zil takıp oynamak : Çok sevindiğini belli etmek.
Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.
Armağan : Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Bağış, ihsan. Ödül. Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü.
Küpe : Kulak memelerine takılan süs eşyası. Bazı hayvanların boyunlarının iki yanından sarkan deri uzantıları.
Bilezik : Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Kelepçe. Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç.
Yüzük : Yüzük oyunu. Parmağa geçirilen genellikle metal halka.
Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın veya gümüşten yapılmış takı. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ.
Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Hizmetçi bayan. Bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.
Mücevher : Değerli süs eşyası.
Ziynet : Süs, bezek.
Asım : Asma işi.
Takı günü : Düğün sırasında konukların geline armağanlarını vermek için tören yapılan gün. Çağrılıların geline armağan verdiği gün.
Takı tulu : Kırık dökük (ev eşyası).
Takıcı : Alıcıya boş filmin takılıp, kullanılan filmin çıkarılması işini gerçekleştiren, boş ve dolu filmleri koruyan kimse.
Takıç : İleri çıkık (alın için). 1.Şapka. 2.Kadınların giydikleri çevresi altın ve gümüşle süslü birçeşit fes. Ağaçkakan.
Takıl : 1.Buğday. 2.Tahıl ölçeği. 1.Çeyiz. 2.Bohça. 3.eşya. 4.İç giysisi.
Takıl günü : Düğünün başladığı ilk gün.
Takıl tukul : 1.Şöyle böyle. 2.Kaba saba.
Takılamak : 1.Yüksek sesle gülmek. 2.Keklik ötmek. 3.Tak tak ses çıkarmak. Yüz bulmak, şımarmak: Sen de şiştin, takıladın gayrı. Karıştırmak, kurcalamak. Tüfek, tabanca patlamak. Gürültü çıkmak, çıkarmak.
Takılan kanca : Balığın vücuduna takılarak av yapan ve yemsiz olarak kullanılan kanca.
Takılaşmak : Konuşmak. Kahkahayla gülmek. Konuşmak. Tartışmak.
Takı ile ilgili Cümleler
- Ali basketbol takımında.
- Biz pahalı mücevherler takıyoruz.
- Onların çalışmak için takım elbise giymesi ve kravat takması gerekiyor.
- Takılmak için favori kişin kim?
- Takım arkadaşları için tezahürat yaptılar.
- Takılmalıyız.
- Ben Tom'la çok takılırdım.
- Ali takımın kaptanıdır.
- Takılmamı istiyor musun?
- Takılmak ister misin?
- Takım arkadaşlarımı seviyorum.
- Takılmak istemiyorum.
- Basketbol bir takım sporudur.
- Ben gümüş takılarımı takıyorum.
Diğer dillerde Takı anlamı nedir?
İngilizce'de Takı ne demek? : [Taki] n. ornament, ornamentation, jewellery [Brit.], jewelry, affix, ending, formative, garniture, particle, postposition, trappings
Fransızca'da Takı : parure [la]; terminaison [la]
Almanca'da Takı : n. Gehänge
Rusça'da Takı : n. дар (M), предлог (M), послелог (M), аппендикс (M)

Bu kısımda Takı nedir? Takı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Takı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Takı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.