Takılmak nedir, Takılmak ne demek
- Takma işi yapılmak.
- Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak.
- Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak.
- Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek.
- Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak.
- Birinin sürekli peşinden gitmek.
- Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek.
- Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak

- Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak.
"Takılmak" ile ilgili cümleler
- "Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum." - N. Meriç
- "O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı." - A. Kutlu
- "Yolda bir arkadaşına takıldı."
- "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu." - H. Taner
- "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır." - H. Taner
- "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı." - O. C. Kaygılı
Yerel Türkçe anlamı:
1.Şaka yapmak, alay ederek eğlenmek. 2.Arkasından gitmek, peşine düşmek.
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Sataşmak, söz atmak.
Rolünü şaşırmak, unutmak.
Tiyatro'daki terim anlamı:
Sataşmak, söz atmak.
Rolünü şaşırmak, duraksamak, unutmak.
Takılmak anlamı, tanımı:
Takılıp kalmak : Herhangi bir noktadan ayrılamamak.
Takılma : Takılmak işi.
Ağzına takılmak : Bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.
Aklı takılmak : Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.
Entel takılmak : Bir süre entel gibi yaşamaya, onların yaptıklarını yapmaya çalışmak.
Gönlü takılmak : Aşk ile sevmeye başlamak. bir şeye karşı ilgi duymak.
Gözü takılmak : Dikkati çeken bir şeyden bakışlarını ayıramamak.
Kafası takılmak : Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.
Oltaya takılmak : Tuzağa düşmek.
Zihni takılmak : Yanlış bir kanıya takılıp kalmak. çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak.
Takma : Takmak işi. Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılmış olan (organ veya parça), protez.
Yapılmak : Yapma işine konu olmak. Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak.
Kurt : Bir yeri, bir şeyi iyi bilen. Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan. İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız. Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad.
Engel : Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
Geçici : Bulaşan, bulaşıcı. Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu. Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı. Çok sürmeyen.
İşlem : Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
Sürekli : Uzun süreli olarak, daima. Yumuşak. Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî.
Gitmek : Yürümek, yol almak. Ölmek. Götürülmek, gönderilmek. Herhangi bir durumda olmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Yok olmak, elden çıkmak. Geçmek. Yapmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Dayanmak. Satılmak. Makine, işlemek, çalışmak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Çıkmak, ulaşmak. Sürmek, devam etmek. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Başvurmak, yapmak. Bir yere doğru yönelmek.
Takılmak ile ilgili Cümleler
- Ali Mary ile takılmak istedi.
- Ne olduğunu görmek için biraz daha takılmak istiyorum.
- Ali neden bizimle takılmak istiyor?
- Tüm yapmak istediğim siz çocuklarla takılmak.
- Takılmak istemiyorum.
- Takılmak ister misin?
- Takılmak için favori kişin kim?
- Tom'la takılmak eğlenceli.
- Ali takılmak istiyor.
- Ali bizimle takılmak istemiyor.
Diğer dillerde Takılmak anlamı nedir?
İngilizce'de Takılmak ne demek? : v. be attached, be affixed, catch, hook, hang out, stick, stick around, chip, tease, banter, kid, chaff, guy, haunt, impose oneself on, jam, jam in, jolly, josh, lark, lark about, lark around, lock, lock on, rally, rib, rot, snag, sport
Fransızca'da Takılmak : s'attacher, se fixer, être retenu, taquiner, (birine) entreprendre
Almanca'da Takılmak : v. haken, hänseln, necken
Rusça'da Takılmak : v. ввязываться, прилаживаться, задевать, запутываться, зацепляться, спотыкаться, приставать, придираться, задирать, поддразнивать, дразнить, цепляться, насмехаться

Bu kısımda Takılmak nedir? Takılmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Takılmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Takılmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.