Takma nedir, Takma ne demek
- Takmak işi

- Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear.
- Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılmış olan (organ veya parça), protez.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Boş ya da dolu filmin alıcı, gösterici, basım aygıtı, ve benzeri aygıtlara yerleştirilmesi, filmin düzgün biçimde geçişi için dişlilere, makaralara, yataklara konması, büklüm yapılması gibi işlerin tümü.
İngilizce'de Takma ne demek? Takma ingilizcesi nedir?:
loading (of the camera), threading
Fransızca'da Takma ne demek?:
application
Takma kısaca anlamı, tanımı:
Takma ad : Kendi adından başka eğreti alınan ad, takma isim, mahlas.
Takma ayak : Kesilen, kopan bir ayağın yerine takılmak üzere ağaç, plastik vb. bir maddeden özel olarak yapılmış ayak, takma bacak.
Takma bacak : Takma ayak.
Takma diş : Gerçek diş yerini tutabilecek biçimde yapılmış eğreti diş.
Takma isim : Takma ad.
Takma kirpik : Daha güzel görünmek için dışarıdan takılan kirpik.
Takma kol : Kesilen, kopan bir kolun yerine takılan yapma kol.
Takma saç : Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç, peruk, peruka.
Takmak : Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Borç bırakmak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Kuşanmak.
Takmamazlık : Dikkate veya ciddiye almama, umursamama.
Takmazlık : Takmama durumu.
Ad takmak : Alay etmek veya övmek amacıyla lakap takmak. adlandırmak.
Ağzına kilit takmak : Susmak. susturmak.
Aklına takmak : Sürekli olarak bir şeyi düşünmek, bir düşünceye saplanıp kalmak.
Aklını takmak : Aklına takmak.
Anahtarı beline takmak : Evde yönetimi ele almak.
Ayağına çelme takmak : Birinin işinde yükselmesine engel olmak. biri yürürken ayakları arasına ayak uzatıp düşürmek.
Ayağına ip takmak : Bir kimseyi çekiştirmek.
Etek takmak : Erkek ar, namus, erdem vb. özellikleri bulunmayan duruma düşmek.
Gözlük takmak : İyi görmek, dikkat etmek. gözlük kullanmak.
İp takmak : Birinin kötülüğü için çalışmak.
Kafaya takmak : Sürekli o şeyi düşünmek.
Kancayı takmak : Bir kimsenin kötülüğü için uğraşmak.
Külah takmak : Hile ile, oyunla kandırıp parasını almak.
Kulp takmak : Bir kimseyi, bir şeyi kusurlu göstermek için bahane, kusur bulmak.
Kurdele takmak : İlköğretimde belli bir konudaki başarıyı belirtmek üzere öğrenci giysisinin yakasına renkli, özel bir şerit takmak.
Lakap takmak : Bir kimseye onun bir özelliğini belirtecek bir ad vermek.
Teller takmak : Sevincini aşırı davranışlarla gösterenler için kullanılan bir söz.
Tırnak takmak : Kötülük yapmak için bahane aramak.
Vitese takmak : Motorlu taşıtlarda vites kolunu uygun duruma getirip aracı kalkışa hazır durumda tutmak.
Yuları takmak : Birini sözünden çıkamayacak duruma getirmek, egemenliği altına almak.
Yumurtaya kulp takmak : Bahane bulmakta usta olmak.
Yüzük takmak : Nişanlanmak.
Müstear : Takma. Klasik Türk müziğinde bir makam.
Eksik : Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Az. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. İhtiyaç duyulan şey.
Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.
Tutmak : Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Avlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Benimsemek, beğenmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Bir şey düşünmek. Yaklaştırmak. Sarmak, bürümek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Hedef olarak almak. Ele geçirmek, yakalamak. İşgal etmek. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Hizmetine almak veya kiralamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Alacağa veya vereceğe saymak. Kapatmak, sarmak. Beklenen sonucu vermek. Varsaymak, farz etmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İzlemek. Sürmek, zaman almak. Sunmak. Ulaşmak, varmak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. İş görebilmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Uğramak. Bağlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Kullanmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Kaplamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Elde bulundurmak, ele almak. Başlamak. Bir kimsenin yerini almak. Bırakmamak.
Sakat : Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan, engelli, özürlü. Bozuk veya eksik.
Örtmek : Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak. Kaplamak. Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak. Kapamak.
Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Müzik eseri. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Pasaj. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane.
Yerine : Başkasının adına. Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Alegori.
Eğreti : Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Belli belirsiz. Takma. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat.
Takma ad davaları : Takma adlarla ilgili olarak açılabilen davalar.
Takma ad koşası : Divan yazınında, ozanın adı ya da takma adı bulunan koşa. bk. takma ad. Âşık deyişlerinde takma adın geçtiği koşa.
Takma ad kullanış : Kimi ozanların, koşuklarında öz adlarının yerine değişik ad kullanmaları, bk. takma ad.
Takma adlık : Bir ozana takma ad vermek için söylenmiş dize ya da koşuk: Mahlas-ı marifetin ola cihanda Neşet "Şeyh Galip"in, hocası Süleyman'a, "Neşet" mahlası böyle verilmişti.
Takma saç yapımcısı : Tiyatro oyunları için gerekli takma saçları yapan uzman.
Takmaad : Kimi insanlara gövdesel ya da tinsel bir özürlerinden, belirgin bir özelliklerinden, uğraştıkları işlerden dolayı takılan, günlük konuşmalarda ve işlerde kullanılan, çoğunca komik, küçültücü ya da yüceltici nitelikteki ad.
Takmacık : (halter) (biyoloji)
Takmakbaş : Bir çeşit büyük mercanbalığı.
Takman : 1.Babçe ya da tarlalarda çeşitli bitkiler ekmek için ayrılan toprak parçaları, evlek. 2.Küçük bahçe. Kayaların delikli yanı.
Takmatürki : Olaya ya da kimseye hemen orada düzülüp bestelenen türkü.
Takma ile ilgili Cümleler
- Tom'a yarın bir kravat takması gerektiğini söyle.
- Takma kafana!
- Gazete okurken gözlük takmayı prensip edinmiştir.
- Ali saat takmaz.
- Birçok çocuk bisiklet kaskı takmaz.
- Onların çalışmak için takım elbise giymesi ve kravat takması gerekiyor.
- Onun çocukluktaki takma adı neydi?
- Takma kafana.
- Gazete okurken gözlük takma alışkanlığı var.
Diğer dillerde Takma anlamı nedir?
İngilizce'de Takma ne demek? : adj. artificial, false, attachable, postiche, assumed
pref. by, bye, pseudo
Fransızca'da Takma : d'emprunt, postiche
Almanca'da Takma : n. Montage
Rusça'da Takma : n. навеска (F), продевание (N), вставка (F)
adj. вставной, фальшивый

Bu kısımda Takma nedir? Takma ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Takma tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Takma hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.