Fixation türkçesi Fixation nedir
- Düşkünlük.
- Bağlama.
- Açındırma sonunda, ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama.
- Fiksasyon.
- Tesbit.
- Tespit.
- Tespit etme.
- Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Güçlü ve sağlıksız tutku.
- Saplantı.
- Fiksaj.
- Yerleştirme.
- Takma.
- Sabit ve oynamaz hale getirme, tespit etme, özellikle yerinden kaymış veya ayrılmış bir organı ameliyat veya diğer bir yolla eski yerine tespit etme. mikroskopik muayene için ince kesit almayı kolaylaştırmak üzere dokunun parafin vb. madde içinde tespit edilmesi. anatomopatolojik muayene için organ veya oluşumun tespit edici bir materyalin içerisine konması. görüntünün retinada sarı leke üzerine düşmesini temin edecek biçimde her iki gözün obje üzerinde odaklanması. doku veya sıvıların tespit çözeltileri içerisinde işleme tabi tutularak dokunun çürümesinin veya kokuşmasının engellenmesi, fiksasyon.
- Doku veya sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi. ışık mikroskobu veya elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma, fiksasyon.
- Saptama.
- Katılaştırma.
- Işık mikroskobu ya da elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra çürüme ve bozulmasını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekliyle korumak için bouin, zenker, ozmiyum tetroksit vb. gibi tespit sıvıları ile muamele etmek. fiksasyon.
- Katılaşma.
- Saplanma.
- Bağımlılık.
- Oturtma.
- Sabitleşme.
Fixation ingilizcede ne demek, Fixation nerede nasıl kullanılır?
Fixation abcess : Tespit çıbanı. Belirli bir amaç için derivasyon oluşturarak lökositlerin deri altında toplanmasını sağlamak üzere essance de terebenthinenin deri altına enjeksiyonuyla, o bölgede aseptik bir apse oluşturma işlemi.
Fixation machine : Fıksaj makinesi. Fiksaj makinesi. Tespit makinesi.
Fixation of folklore : Uzun ya da kısa bir süre için iç ve dış etkilere direnerek yapısında değişim, kültürleşme, başkalaşım gibi halkbilimsel olayların hiçbiri görülmeyen halk kültürünün durumu, bk. halkbilim, halk kültürü, halkbilimsel güç, kültürel güç, kültürel süreç. Halkbilimsel durağanlık.
Fixation of term : Süre saptamı. Belirli bir dönüşüm bitimi. sınırlandırılmış bir zaman parçası.
Fixation point : Tespit noktası.
Fixations : Tespit etme. Bağımlılık. Sabitleşme. Tesbit. Bağlama. Saplanma. Katılaştırma. Tespit. Düşkünlük. Katılaşma.
Fixating : Takmak. Bağlamak. Katılaştırmak. Yapıştırmak. Gözlerini dikmek. Sabitleştirmek. Tesbit etmek.
Uterus fixation : Döl yatağının, yer değiştirmesini düzeltip nüksü engellemek için, operatif yolla karın duvarına dikişle tutturulması, uteropeksi. Histeropeksi.
Fixative : Tespit maddesi. Fiksatif. Canlılardan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekilleriyle muhafaza etmek için kullanılan bouin, zenker, ozmiyum tetroksit, glutaraldehit vb. gibi kimyasal maddeler. fiksatif. Tespit edici ilaç. Tespit sıvısı. Fıksaj maddesi. Canlı veya parçalarını daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kullanılan çeşitli kimyasal maddeler, fiksatif. Tespit çözeltisi. tespit edici. Sabitleştiren. Fiksaj maddesi.
Fixative fluid : Doku veya hücre örneklerinin bozulmadan muhafazasını sağlayan, genellikle birden fazla reaktif kimyasal maddenin sıvı içerisinde çözdürülmesiyle elde edilen karışım, fiksatif çözelti. rutin çalışmalarda, nötral formalin çözeltisi, standart tespit çözeltisi olarak kullanılırken, elektron mikroskobik incelemelerin için ozmiyum tetroksit ve gluteraldehit en sık kullanılan çözeltilerdir. Tespit çözeltisi. Fiksatif çözelti.
İngilizce Fixation Türkçe anlamı, Fixation eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fixation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Binding : Bağlayıcı. Bağlam. Bağlanma. Gitarı birleştirmek veya süslemek amacıyla klavye, sap veya gövdeyi çevreleyen plastik veya sedeften şerit. Ciltçilik. Ciltleme işi. Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık. Ciltleme. Kenar süsü. Uyulması gereken.
Artificial : Doğadaki benzerleri örneksenerek insanlarca yapılmış, üretilmiş olan. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Yalancı. Taklit. Yapay. Takına. Yapmacık. Suni. Yapma. Sahte.
Craze : Delilik. Delirtmek. Çılgına çevirmek. Çatlamak. Geçici akım. Moda. Rağbet. Çok heyecanlandırmak. Çılgınlık.
Determination : Tayin. Belirlenme. Belirleme. Niyet. Azim. Hüküm. Gereklilik. Belirlenim. Kararlaştırma.
Emplacement : Dipsiz kayacın, taşyuvardaki yerli kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması. Yerleşme. Tabya. Mevzi. Batolit gibi bir sokulucu kütlenin, yerkabuğundaki kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması. Platform. Top platformu. Yere koyma.
Bug : Bir şeyin hastası. Yanlış. Tutku. Mikrop. Merak. Uyuz etmek. Can sıkmak. Meraklı. Böcek.
Medley : Potpuri. Karışık. Çeşitli. Çeşni. Florida eyaletinde yerleşim yeri. Karmakarışık şey. Medley. Karışık şeyler. Karışım.
Affigere : Affigere.
Domiciliation : Bir eve yerleşme işi. İlgilisinden başka üçüncü bir kişinin oturum yerinde ödeneceğinin ödek üzerinde çekimcisi tarafından gösterilmesi. Evcilleştirme. Ehlileştirme (eski kullanım). Bir evde yerleşmiş olma işi. Yerleşme. Oturum yerinde ödeme.
Fattening : Besi. Hayvanların, hareketlerini sınırlayan çit veya kapalı alan içerisinde tutularak enerjice zengin rasyonlarla beslenmesiyle kesim ağırlığına ulaşmasını sağlayan, et verimi ve kalitesini artırmaya yönelik besleme yöntemi. Kalınlaşma. Yağlama. Besicilik. Yağlandırma.
Fixation synonyms : infantile fixation, indulgences, stabilisation, retaining, cacoethes, fitting, dependance, deployments, being broken down, assembling, accommodating, livering, fixities, addiction, affiliations, habits, affection, cranks, entrenching, attachable, affiliation, solidification, designation, arrested development, devotion, bonding, deployment, mounting, dotages, delusion, mounts, crazes, ossification.
Fixation zıt anlamlı kelimeler, Fixation kelime anlamı
Normality : Düzgünlül. Bir litre çözeltide, solutun grama eşit ağırlığının sayısı şeklinde ifade edilen bir çözeltinin yoğunluğu. 1 litre çözeltide çözünen özdeğin eşdeğer - gram sayısı. Bir toplumsal olgunun, içinde yer alıp bütünleştiği genel yapı ile uyumlu olması, bu yapının akıcı biçimde işleyişini sağlaması durumu. Olağanlık. Düzgülere uygunluk ya da düzgülü olma durumu. Dikeylik. Bir litre çözeltideki çözünen maddenin eşdeğer gram sayısı, normal çözelti, normal konsantrasyon, n. Düşeylik. Düzgülülük.
Fixation ingilizce tanımı, definition of Fixation
Fixation kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of fixing, or the state of being fixed.

Bu kısımda Fixation kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fixation ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fixation anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fixation ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.