Fixative türkçesi Fixative nedir

  • Fiksatif.
  • Tespit sıvısı.
  • Tespit çözeltisi. tespit edici.
  • Tespit edici ilaç.
  • Sabitleştiren.
  • Canlılardan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını engellemek ve canlı hallerine en yakın şekilleriyle muhafaza etmek için kullanılan bouin, zenker, ozmiyum tetroksit, glutaraldehit vb. gibi kimyasal maddeler. fiksatif.
  • Tespit maddesi.
  • Fıksaj maddesi.
  • Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Canlı veya parçalarını daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kullanılan çeşitli kimyasal maddeler, fiksatif.
  • Fiksaj maddesi.

Fixative ingilizcede ne demek, Fixative nerede nasıl kullanılır?

Fixative fluid : Doku veya hücre örneklerinin bozulmadan muhafazasını sağlayan, genellikle birden fazla reaktif kimyasal maddenin sıvı içerisinde çözdürülmesiyle elde edilen karışım, fiksatif çözelti. rutin çalışmalarda, nötral formalin çözeltisi, standart tespit çözeltisi olarak kullanılırken, elektron mikroskobik incelemelerin için ozmiyum tetroksit ve gluteraldehit en sık kullanılan çözeltilerdir. Tespit çözeltisi. Fiksatif çözelti.

Carnoys fixative : Özellikle çekirdek ve kromozomlarla ilgili yapılacak histolojik çalışmalarda kullanılan, saf alkol, glasiyal asetik asit ve kloroform içeren sıvı çözelti, carnoy sıvısı. Carnoytespit çözeltisi.

 

Hellys fixative : Dokuların histolojik tespitinde kullanılan, potasyum dikromat, cıva klorit, formaldehit ve saf su içeren, oldukça hızlı etkili bir tespit çözeltisi. Hellytespit çözeltisi.

Picroformol fixative : Formalin ve pikrik asit içeren, histolojik doku tespit çözeltisi. Pikroformol tespit çözeltisi.

Zenker fixative : Zenkertespit çözeltisi. Cıva klorit, potasyum kromat, glasiyal asetik asit ve su içeren, hızlı bir biçimde etki gösteren ve mikroskobik ayrıntıların oldukça iyi derecede korunmasını sağlayan doku tespit çözeltisi.

Fixation of folklore : Halkbilimsel durağanlık. Uzun ya da kısa bir süre için iç ve dış etkilere direnerek yapısında değişim, kültürleşme, başkalaşım gibi halkbilimsel olayların hiçbiri görülmeyen halk kültürünün durumu, bk. halkbilim, halk kültürü, halkbilimsel güç, kültürel güç, kültürel süreç.

Fixation : Katılaştırma. Bağlama. Fiksaj. Sabitleşme. Oturtma. Bağımlılık. Tespit etme. Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Doku veya sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi. ışık mikroskobu veya elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma, fiksasyon. Tespit.

Fixations : Düşkünlük. Tesbit. Saplanma. Fiksaj. Tespit. Sabitleşme. Katılaşma. Katılaştırma. Tespit etme. Bağlama.

Fixation abcess : Belirli bir amaç için derivasyon oluşturarak lökositlerin deri altında toplanmasını sağlamak üzere essance de terebenthine’nin deri altına enjeksiyonuyla, o bölgede aseptik bir apse oluşturma işlemi. Tespit çıbanı.

 

Fixation point : Tespit noktası.

İngilizce Fixative Türkçe anlamı, Fixative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fixative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fixing agent : Tespit banyosu. Fiksaj banyosu. Bağlayıcı malzeme.

Fixer : Sonucu hile ile ayarlayan kimse. Bağlayıcı. İş bitirici. Saptayıcı. Fiksatör. Saptayan. Tamirci. Sabitleştirici. Torpil.

Fixatives : Sabitleştirici.

Varnish : Verniklemek. Cila. Yapmacık kibarlık. Dış görünüş. Emaye. Sırlamak. Cilalamak. Vernik. Boyalı yüzeyleri korumak ve parlatmak amacıyla kullanılan reçine ve kurutucu yağların uçucu bir çözücüdeki çözeltisi.

Fixative ingilizce tanımı, definition of Fixative

Fixative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which serves to set or fix colors or drawings, as a mordant.