Bağlama nedir, Bağlama ne demek
- Bağlamak işi.
- Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb

- Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz.
- Ulama.
Yerel Türkçe anlamı:
Ot, saman, sebze taşımakta kullanılan, yün ya da kıldan dokunmuş dörtgen biçiminde kumaş.
Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılmış olan bent.
Yönünü değiştirme, başka yere yöneltme.
Köylü kadınların ekseriya iş yaparken büründükleri veya yatak sarmak için kullandıkları, işlemeli, genellikle şarabî renkli olan çarşaf.
Evlilerin başkasına sevdalanması.
Gelinle cinsî münasebette bulunamaması için güveyiyi büyüleme, iktidarsız kılma.
Bulgur ve gömeçle yapılmış olan pilav.
Tavan kirişi
Don, köylü kadınların bacaklarına giydikleri dizlik.
Yemeni, renkli basmadan yapılmış olan baş örtüsü.
Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç.
Deste.
Potin, yemeni.
Kağnıda iki oku mazı üzerine tespit eden ve enine konulan ağaç.
Köylünün evinden başka, köy dışında tarlada yaptığı ve içinde hayvanlarını, çift aletlerini sakladığı yer, küçük çiftlik.
Tarlaları korumak için kenarlarına çekilen harçsız duvar, çit.
Serbest bırakma: Hayvanlar rahat vermezse bağlamayın.
İp, kendir.
Gramer anlamı:
Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece hâlinde söyleme veya okuma: deniz_anası, yıkım_emri, gök_ova, sözlük_anlamı ve benzeri
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştirilmesi ve alım satımların hükümetçe bu fiyattan sürdürülmesi.
Edebi terim anlamı:
(I) Bir kelimenin sonundaki sessizi arkadan gelen kelimenin başındaki sesli ile, bir hece meydana getirecek şekilde birlikte söyleme.
(II) Şarkıların belli yerlerinde tekrarlanan dize.
Bilimsel terim anlamı:
Bir kelimenin sonundaki abanığı arkadan gelen kelimenin başındaki açınıkla bir hecede imiş gibi birlikte söyleme.
elektrik: a. Üreteç, alıcı ya da elektrik dirençlerinin birbirine eklenmesi, b. Dalgalı akımIarın geçtiği iki elektrik çevriminden birinde oluşan değişmelerin öbürüne yansıyacak biçimde birleştirilmesi, c. İki döner üretecin ya da motorun dingillerinden bağlanmaları.
demiryolu: Bir elektrikli çekitte motorların ardışık, ardışık-koşut ya da koşut olarak bağlanması.
Kitap yazma, "telif" etme karşılığında kullanılan bir terim.
Saz ozanlarının, koşuklarını okurken çaldıkları, üç çiftli telli saz.
[Bakınız: kavuştak]
İngilizce'de Bağlama ne demek? Bağlama ingilizcesi nedir?:
connection, liaison, linking, pegging, coupling
Fransızca'da Bağlama ne demek?:
ligature
Osmanlıca Bağlama ne demek? Bağlama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
vasıl, nakarat
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Gümüşhane şehrinde, Çayra nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Sivas şehrinde, Zara ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Van şehri, Gevaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Niğde ili, Gölcük nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bağlama hakkında bilgiler
Bağlama ya da saz Türk Halk Müziğinde yaygın olarak kullanılan telli tezeneli bir çalgı türüdür. Yörelere ve boyutlarına göre kopuz, cura, saz, çöğür, dombra, ikitelli, tambura, tar gibi değişik isimlerle tanınır.
Kullanılan tekniğe göre mızrap veya parmaklar ile çalınır. Parmaklarla çalma tekniğine şelpe ve dövme denir. Genellikle altta iki çelik ile bir sırma bam, ortada iki çelik ve üstte bir çelik ile bir sırma bam teli olmak üzere toplam 7 tellidir. Tezene ile çalınır.
Bağlama, kullanım amaçlarına göre farklı tür ve boylarda çalınmaktadır. Günümüzde genellikle aşağıdaki türlerle tanınır.
Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Tekne kısmı genel olarak dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır.
Bağlama ile ilgili Cümleler
- Ali ayakkabılarını bağlamayı unuttuğunu fark etti.
- O, nasıl yapacağını bilmediği için, o, ona kravatını bağlaması için yardım etti.
- Kendi ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde kaç yaşındaydın?
- Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.
- Tom, John'un kravatını bağlamasına yardımcı oldu.
- Real Madrid, Neymar'ı renklerine bağlamak istiyor ve Santos'tan kiralık olarak bir yıllığına izin veriyor.
- O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.
- Sürücü bize emniyet kemerlerimizi bağlamamızıı tavsiye etti.
- Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.
- Saçımı bir atkuyruğu bağlamak için bir kurdele kullandım.
Bağlama kısaca anlamı, tanımı:
Telli : Teli olan. Teller takınmış, telle süslenmiş.
Mızrap : Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılmış olan alet, çalgıç, tezene, pena.
Bağlama hattı : İki ayrı sistemi birbirine bağlayan ve bu sistemler arasındaki enerji alışverişini sağlayan hat.
Bağlama zarf fiili : Bağlaç olan ve görevinde kullanılarak kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kişi bakımlarından uyan -ıp ekini almış fiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi.
Kemer bağlama : Aile büyüğünün, gelinin beline altın veya gümüş kemer bağlaması töreni, kuşak bağlama.
Kuşak bağlama : Karate, judo gibi Uzak Doğu oyunlarında aşama kaydetme. Düğün sırasında baba veya başka bir aile büyüğü tarafından gelinin beline kırmızı kurdele dolama. Tarikatlarda, medreselerde belli bir düzeye gelen öğrencilere kuşak takma töreni, kemer bağlama.
Bağlam : Deste. Bent. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst.
Bağlamacı : Bağlama yapan veya satan kimse. Bağlama çalan kimse.
Bağlamacılık : Bağlamacının yaptığı iş.
Bağlamak : Anlaşma yapmak. Geçişi engellemek. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Denk yapmak, paket yapmak. Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Düğümlemek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Gönlünü kazanmak.
Bağlamalık : Bağlamaya yarayan.
Ağrısız başına kaşbastı bağlamak : "kendine gereksiz yere iş çıkarmak" anlamında kullanılan bir söz.
Ağzını bağlamak : Bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak.
Ağzını dilini bağlamak : Birini konuşamaz duruma getirmek.
Altmışaltıya bağlamak : Geçici bir çözümle durumu kurtarmış görünmek.
Atını sağlam kazığa bağlamak : Eşeğini sağlam kazığa bağlamak.
Ayağını bağlamak : Engel olmak.
Aylık bağlamak : Emekli olan veya başka sebeplerle çalışmayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek, maaş bağlamak.
Bar bağlamak : Kir bağlamak, paslanmak.
Bel bağlamak : Birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek.
Bez bağlamak : Dileğin yerine gelmesi ümidiyle yatıra veya ağaca bir parça çaput veya eski kumaş parçası bağlamak. bebeklere altlarını kirletmesinler diye bez koymak.
Buz bağlamak : Sıvıların yüzeyi donmak.
Çaput bağlamak : Bez bağlamak.
Çenesini bağlamak : Ölen bir kimsenin çenesi altından geçirilen tülbendi başının üstünde düğümlemek. bir kimsenin ölümünü istemek.
Dilini bağlamak : Bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak.
El bağlamak : Saygı için ellerini göbeğinin üstüne kavuşturup durmak. namaza durmak.
Elini kolunu bağlamak : Bir şey yapamayacak duruma getirmek.
Esasa bağlamak : Belirli bir kurala dayandırmak.
Eşeğini sağlam kazığa bağlamak : İşini güven altına almak.
Et bağlamak : Yara kapanmak. şişmanlamak.
Evin bağlamak : Ürün tanelenmek, tane bağlamak, olgunlaşmak.
Garaz bağlamak : Birine karşı kin beslemek.
Göbek bağlamak : Şişmanlayarak karnı büyümek, göbeklenmek.
Gönül bağlamak : Severek bağlanmak, içten sevmek, âşık olmak.
Gözünü bağlamak : Doğruyu bulamaz, düşünemez duruma getirmek.
Güvenceye bağlamak : Güvence altına almak.
Haraca bağlamak : Bir kimseyi veya bir yeri belli zamanlarda kendisine belli miktarda para vermeye zorlamak.
Hayata bağlamak : Yaşamayı sevdirmek.
İç bağlamak : İç tutmak.
İçi yağ bağlamak : Yüreği yağ bağlamak.
İşi tatlıya bağlamak : Sorunlu bir işi, iyi bir biçimde çözmek.
Kabuk bağlamak : Üstünden zaman geçtiği için etkisi azalmak. üstünde kabuk oluşturmak, kabuklanmak.
Karalar bağlamak : Yas tutmak.
Karara bağlamak : Bir davayı, bir sorunu çözümlemek, sonuçlandırmak.
Kaymak bağlamak : Sütün veya bir sıvının üzerinde kaymak oluşmak, kaymaklanmak.
Kemre bağlamak : Deride kir tabakası oluşmak.
Kısmetini bağlamak : Bir inanışa göre büyü ile birinin evlenmesine engel olmak.
Koçan bağlamak : Mısırda koçan oluşmak.
Koşun bağlamak : Koşun durumuna girmek, saf tutmak.
Küf bağlamak : Bitmek, kalmamak. küflenmek. unutulmak.
Kurt ağzı bağlamak : İnanışa göre açıkta kalan hayvanların kurt tarafından boğulmasını önleme amacıyla çeşitli uygulamalar yapmak.
Kuyruğuna teneke bağlamak : Biriyle aşırı derecede alay etmek. birini, herkesin alay edeceği biçimde kovmak.
Lafı bağlamak : Bir konu üzerinde son sözü söylemek.
Maaş bağlamak : Aylık bağlamak.
Nasır bağlamak : Nasırlanmak. duygusuzlaşmak, duyarlığını yitirmek.
Örümcek bağlamak : Bir şey uzun süre kullanılmadan kendi hâline bırakılmış olmak. üzerinde örümcek ağı olmak.
Oyun bağlamak : Güreşte rakibe bir oyun uygulayıp onu sonuçlandırmadan beklemek.
Pamuk ipliğiyle bağlamak : Etkisi az sürecek bir çare ile geçiştirmek.
Saf bağlamak : Sıralanmak, sıraya girmek.
Sağlam kazığa bağlamak : İşin sonuçlanmasına engel olacak şeyleri ortadan kaldırmak, işin aksamadan yürümesini sağlayacak önlemleri almak.
Sağlama bağlamak : Sağlam kazığa bağlamak.
Sayfa bağlamak : Dizgide dökülen kurşun satırları bir sayfa düzeni içinde toplayarak sıkıca iple bağlamak.
Sözü bağlamak : Lafı bağlamak.
Sözünü bağlamak : Konuşmasını bitirmek için son sözlerini söylemek.
Taksite bağlamak : Bir şeyi belli aralıklarla, belli miktarlarda ödeme şartları ile almak veya satmak.
Tane bağlamak : Meyve veya herhangi bir bitkinin tohumları tane durumuna gelmek.
Tatlıya bağlamak : Kavgalı bir işi gönül hoşluğuyla bitirmek.
Ümit bağlamak : Umut bağlamak.
Vergiye bağlamak : Bir yerden, bir kimseden yasal olmayan yollardan para almak, haraç almak. bir kimse veya şeyden vergi almak.
Vesikaya bağlamak : Mevcudu yeteri kadar bulunmayan ancak çok talep edilen bir şeyi belge karşılığı vermek.
Yağ bağlamak : Üzerine yağ birikmek. semirmek.
Yas bağlamak : Yas tutmak.
Yatağa bağlamak : Yataktan kalkamayacak kadar hasta etmek.
Yosun bağlamak : Üzerini yosun kaplamak.
Yüreği yağ bağlamak : İstenilen bir şeyin olmasından ferahlık duymak.
Çift : Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa veya cımbız. Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler).
Duvar : Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Sonuç alınamayan yer. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Engel.
Kiriş : Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası. Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon, tendon. Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ. Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılmış olan tel. Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası.
Putrel : Yapılarda, demir yollarında kullanılan demir kiriş, bağlama.
Ulama : Ulanmış. Ulamak işi. Ulanan parça, ek, katkı, ilave. Konuşmada art arda gelen kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bir hece oluşturacak biçimde bağlanarak söylenmesi, bağlama: Ayırt etmek, tertip etmek, art arda gibi.
Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.
Halk : Yaratma. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
Bağlama açınığı : Bir bileşimin iki öğesi arasına girerek söylemeyi kolaylaştıran açınık: Gel-i-yor kelimesindeki i gibi.
Bağlama ağızlığı : Lavabo, bulaşık teknesi v.b. araçların kirli su döşemesine bağlanmalarında kullanılan pirinç boru parçası.
Bağlama barınağı : Geminin genel durak yeri, kütüğünün bulunduğu yer.
Bağlama büyüsü : Kişinin asıl davranışlarını kısıtlamayı, eylemlerini yok etmeyi, biyolojik ve fizyolojik gereksinmelerini engellemeyi amaçlayan büyü türü.
Bağlama cümlesi : İki yargıyı aynı yöndeki oluş ve kılış beraberliği veya sırasıyla ya bağlaçlar ya noktalama işaretleri ya da zarf-fiiller ile birleştiren cümle: Fikret eve uğradı ve babasıyla konuştu. Fikret eve uğradı, babasıyla konuştu. Fikret eve uğrayıp babasoyla konuştu. Fikret eve uğrayarak babasıyla konuştu vb.
Bağlama düzeni : Bağlama denilen sazın akortlarından biri. Özellikle sesle görüntünün aynı anda ayrı aygıtlarla saptanmasında eşlemenin sağlanması için, birden çok motorun aynı hızla eşlemeli olarak dönüşünü sağlayan elektrik düzeni. Hayvanların boyunlarını kilitlemek amacıyla yapılan, kilitlendiğinde hayvanların hareketlerini sınırlandırarak gözlem veya veteriner hekim müdahalesine imkân tanıyan, metalden veya ağaçtan yapı.
Bağlama enerjisi : Bir atom veya molekülün pozitif ve negatif yüklü kısımlarını bir arada tutan kuvvet.
Bağlama fişi : Elektrikli makara kordonunun ucundaki gövde kordonunu bağlamaya yarayan dişi fiş.
Bağlama grubu : Bağlaçlar ile birbirine bağlanmış ad veya ad soylu kelimelerin oluşturduğu kelime grubu: Anne ile baba, para ve zenginlik, güzel ama soğuk, iyi değil çok iyi, akıllı ama tembel; gök, deniz ve dağlar; kimlik, şeref ve haysiyet; sevimli, tombul, minik ve afacan vb. Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi ikiden fazla ad unsurunun yer aldığı bağlama gruplarında, bağlaç son iki ad ögesinin arasına girer. Hem hem, ne ne, da da, ister ister, ya ya, mi mi gibi tekrarlanan bağlaçlarla kurulan bağlama gruplarında bağlaçlar ad ögelerinin başında ve sonunda yer alır: Hem kellik hem de hodulluk; Ne iyi ne kötü; Aliden de Ahmetten de haber yok!; Ne Arabın yüzü ne Şamın şekeri; Ya şevk içinde harâb ol, ya aşk içinde gönül! Ya lale açmalıdır gönlümüzde yahut gül (Y. K. Beyatlı, Kendi Gök Kubbemiz, s. 86). Ne Akdenizde şafaklar ne çölde akşamlar ne görmek istediğim Nil ve köhne Ehramlar; Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli vb.
Bağlama işareti : Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin ön ses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece hâlinde söylemeye veya okumaya yarayan işaret (_): ağaç_altı, hanım_eli, şairin_ölümü, yaş_otuz, Ahmet _Ali_Bey, Mahmut Şevket_Esendal vb.
Diğer dillerde Bağlama anlamı nedir?
İngilizce'de Bağlama ne demek? : [Baglama] n. context
adj. connecting
n. affiliation, attribution, coupling, fastening, fixture, immobilization, lacing, lashing; folk instrument with three double strings
Fransızca'da Bağlama : action de lier, d'attacherlier, ligature [la], raccordement [le], instrument de musique Turque à trois cordes
Almanca'da Bağlama : n. Abschnürung, Berührung, Bindung, Fesselung, Verknüpfung, Verschnürung, Vertäuung
Rusça'da Bağlama : n. связывание (N), завязывание (N), скрепление (N), соединение (N), сцепление (N), закручивание (N), скручивание (N), вязка (F), закрутка (F), увязка (F), подвязка (F), сковывание (N), вязание (N), шнуровка (F), включение (N), подключение (N), подсоедине

Bu kısımda Bağlama nedir? Bağlama ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bağlama tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bağlama hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.