Jugulate türkçesi Jugulate nedir

  • Hastalığı önlemek.

Jugulate ingilizcede ne demek, Jugulate nerede nasıl kullanılır?

Jugulated : Boğmak. Durdurmak. Çok şiddetli tedavi uygulanarak gelişimi durdurulmuş. Önlemek.

Jugulates : Durdurmak. Önlemek. Boğmak.

Jugular : Bazı balıklarda karın yüzgecinin göğüs yüzgecinden daha önde yer alması durumu. Jugular tip. Korunmasız taraf. Boyuna ait.

Jugular pelvic fins : Jugular pelvik yüzgeçler. Kemikli balıkların (teleostei) bazı türlerinde görülen pektoral yüzgeçlerin önünde bulunan kann yüzgeci.

Jugular vein : Şahdamarı. Boyunda bulunan en büyük damar. Boyun toplardamarı.

Jugular vena : Balıklarda başın ventralindeki toplardamarların birleştiği bir çift damar. Jugular ven.

Fossa jugularis : Sulcus jugularis'in göğüs önünde birleştiği yerde manubrium sterni'nin yan taraflarında bulunan çukurluk, fossa yugularis. Boyunduruk çukuru. Fossa yugularis.

Foramen jugulare : Foramen yugulare. Etçillerde ve geviş getirenlerde os occipitale’nin pars basilaris’i ile piramit kemiği arasında ve arkada bulunan delik.

Pseudojugular pulse : V. jugularis’in altında bulunan a. carotis communis nedeniyle jugular toplardamarın titreşimiyle belirgin olay, psödo ven nabzı. Yalancı ven nabzı. Psödo ven nabzı.

Negative jugular pulse : Atriyum ven nabzı. Kalbin sağ kulakçık kontraksiyonu sırasında vena cava’ların köklerinde kapak bulunmadığından kulakçık kanının bir kısmının tekrar v. cava’ların içine kaçması ve en azından periferden sürekli olan venöz akımının göğse yakın v. jugularis kısmında geçici olarak kesilmesine istinaden damarda belirgin bir kabarmanın gözlenmesi, atriyum ven nabzı. aşağıdan yukarıya doğru olan ve nabız hissini veren bu kabarma aslında nabız değil, bir dalgalanmadır. Negatif ven nabzı.

 

İngilizce Jugulate Türkçe anlamı, Jugulate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jugulate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjust : Ayarlama. Uydurmak. Bilgisayar, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Adapte olmak. Ayar çekmek. Standartlaştırma. Halletmek. Hizaya getirmek. Uyarlamak. Alıştırmak.

Zone : Mıntıka. Bir yeri belirli bir faaliyet için ayırmak. Kuşak. Biyoloji, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Çevirmek. Bir yerde ancak belirli bir faaliyete izin vermek. Kristalin üzerindeki bir kenara koşut bütün yüzeylerin tümü. Kuşatmak. Zon. Benzer fauna ve flora ile belirlenen bir alan; bazı türlerin münhasıran bulunduğu bir alan.

Determine : Karar vermek. Belirlemek. Saptamak. Amaçlamak. Karar verdirtmek. Karara varmak. Sabitleştirmek. Azmetmek. Kesmek. Neden olmak.

Order : Ismarlamak. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, hukuk, fizik, kimya, iktisat, tarih, ekonomi, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Çeşit. Buyurmak. Pay ve borç belgiti alıp satmaları için borsa temsilcileri ya da aracılarına sözlü ya da yazılı olarak verilen yönerge (borsa buyruğunda yapılacak işlemin türü, kuralları, geçerdeğeri, öneli ve prim niceliği açık olarak gösterilir). Sipariş. Asayiş. Sıralamak. Yol. Satın alma işleminden önce bu yönde yapılmış olan sözlü ya da yazılı istem.

 

Modulate : Değiştirmek. Sesi ayarlamak. Bir tondan başka bir tona geçmek. Kiplemek. Ses perdesini gereğine göre değiştirmek (konuşma ve şarkı söylemede). Modüle etmek. Ayarlamak. Hafifleştirmek. Yumuşatmak (sesi).

Regularise : Devamlılık kazandırmak. Düzenli olarak yapmak. Resmiyet kazandırmak. Resmileştirmek. Düzenlemek. İntizama koymak. Düzene koymak. Yasallaştırmak.

Decide : Azmetmek. Hükme bağlamak. Karar verdirmek. Aklı kesmek. Karar kılmak. Hüküm vermek. Seçim yapmak. Belirlemek. Kararlaştırmak. Karar vermesini sağlamak.

District : Bölge. İlçe. Bölgelere ayırmak. Sancak. Kesim. Kaza. Bucak. Yöre. Semt. Havali.

Correct : Doğru. Islah etmek. Kusursuz. Hatasız. Yanlışsız. Ayarlamak. Bir sayışımı, bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme. Tashih etmek. Haddini bildirmek. Tam.

Set : Etkilemek. Alışılmış. Azimli. İç dekoru. Dekor kurmak. Koyulaştırmak. 800 metreye dek düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, çıkışçının kendi ana dilinde verdiği uyarı komutu. Rahatlatmak. Dönem. Sabit.

Jugulate synonyms : make up one's mind, regularize, govern, standardise, standardize.

Jugulate zıt anlamlı kelimeler, Jugulate kelime anlamı

Deregulate : Devlet denetimini azaltmak. Kısıtlamaları kaldırmak. Hükümet kontrolünden çıkarmak. Denetimi kaldırmak ya da azaltmak. Kısıtlayıcı şartları kaldırmak. Devlet denetimini kaldırmak.

Complain : Ağlamak. İhbar etmek. Söylenmek. Sızıldanmak. Yakınmak. (sürekli) şikayet etmek. Dava açmak. Gık demek. Şikayet etmek. Sızlanmak.

Jugulate ingilizce tanımı, definition of Jugulate

Jugulate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cut the throat of.