Zone türkçesi Zone nedir
- Bir yerde ancak belirli bir faaliyete izin vermek.
- Kuşak.
- Mıntıka.
- Yöre.
- Alan.
- Zon.
- Bölge.
- Çevirmek.
- Bir yeri belirli bir faaliyet için ayırmak.
- Yeryüzünde ya da herhangi bir gökcisminde belli koşulları sağlayan bölge. zaman kuşakları, iklim kuşakları vb.
- Kentbilim bölge.
- Benzer fauna ve flora ile belirlenen bir alan; bazı türlerin münhasıran bulunduğu bir alan.
- Kuşatmak.
- Bölgelere ayırmak.
- Kristalin üzerindeki bir kenara koşut bütün yüzeylerin tümü.
- Biyoloji, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır.
Zone ile ilgili cümleler
English: After flying above the safe zone, the airplane went into unidentified air space.
Turkish: Güvenli bölgenin üzerinde uçtuktan sonra, uçak belirlenemeyen bir hava sahasına girdi.
English: Ali advised Mary not to drive too fast in a school zone.
Turkish: Ali Mary'ye bir okul bölgesinde çok hızlı sürmemesini tavsiye etti.
English: I live in the Pacific time zone in the USA.
Turkish: ABD'de Pasifik Zaman Dilimi'nde yaşıyorum.
English: The rescue worker went into the disaster zone with a helicopter to save people.
Turkish: Kurtarma işçisi insanları kurtarmak için bir helikopterle felaket bölgesine gitti.
English: Plans for a new trade zone are still on the drawing board.
Turkish: Yeni bir ticaret bölgesi için planlar henüz çalışma aşamasında.
Zone ingilizcede ne demek, Zone nerede nasıl kullanılır?
Zone axis : Bir kuşakta, kenarları birbirine koşut yüzeylerin ortak doğrultuları. Kuşak ekseni. Ortak eksen.
Zone bit : Bitler kümesi.
Zone defence : Bölge savunması. Alan savunması. Aynı bölgede bulunan rakip bir oyuncuyu koruma. Yer savunması.
Zone defense : Alan savunması.
Zone fire : Bölgesel yangın. Mıntıka ateşi.
Zone of differred development : Önalımlı düzenleme bölgesi. Taşınmazları satma isteklerinin, öncelikle kamu kuruluşlarına duyurularak onların önalım haklarını kullanmalarını sağlamanın zorunlu olduğu bölge.
Zone for mixed use : Karma kullanım bölgesi. Kentte bölgelemeyi düzenleyen kurallarda belirtilen tasarlanmış, tecim, işleyim, konut, açık alan gibi tek işlev kullanımlarından ayrı olarak, kentin birden çok türdeki toprak kullanımına olanak verilen kesimi.
Zone of a sphere : Kuşak.
Zone of fire : Ateş bölgesi. Bir askere veya asker grubuna tahsis edilmiş ve o alan içinde hedefe ateşin serbest olduğu bölge. Ateş alanı. Ateş sahası.
Zone of aeration : Havalanır bölge. Yeryüzünün altındaki geçirimli kayaçların, su basıncı altında su ile doygun olmayan kesimi. Havalanma bölgesi. Havalı kesim. Havalanma zonu.
İngilizce Zone Türkçe anlamı, Zone eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Zone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Annul : Yürürlükten kaldırmak. Fesh etmek. Feshetmek. İlga etmek. Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma, silme. Bozmak. İptal etmek. Silme.
Beleaguer : Kuşatma altına almak. Etrafını sarmak. Muhasara etmek. Etrafını çevirmek. Üstüne gelmek. Rahat vermemek. Taciz etmek.
Neighborhoods : Dolay. Muhit. Komşuluk ilişkileri. Çevre. Civar. Semt. Yakın. Komşular. Mahalle. Konu komşu.
Bottle up : Frenlemek. Bastırmak. Kendini tutmak. Gizlemek. Dışa vurmamak. Sıkıştırmak. İçine atmak. Dışarıya vurmamak.
Localities : Mahal. Yer. Şehir. Civar. Mevzi. Mekan. Semt. Muhit.
Locality : Civar. Mahal. Semt. Mevzi. Mevki. Mekan. Muhit. Yer.
Assemble : Montaj yapmak. Birleşmek. Çevirmek (program). Bir araya toplamak. Birleştirmek. Bir araya koymak. Monte etmek. Takmak.
Building site : Şantiye. Yapı arsası. Yapıyeri. Bir yapının yapıldığı yerde kurulan, yapım sürecine ilişkin işlerin görüldüğü geçici bir yapıyla, yapımın gerektirdiği araç ve gereçlerin bulundurulduğu işyeri. Bina şantiyesi. Yapım alanı. İnşaat sahası. Yapı mahali. İnşaat alanı.
Proximity : Yakınlık. Akrabalık. Dolay. Civar. Karabet. Yakın olma. Coğrafi yakınlık. Hısımlık.
Zonula : Bölgecik. Küçük kuşak. Küçük alan. Küçük bölge.
Zone synonyms : bodily structure, anatomical structure, besieges, annuls, breechcloth, compartment, ambit, territorializing, avert, cincturing, complex body part, dept, zonule, circus, circumscriptions, abdominal belt, territory, climates, band, regions, zonate, zona pellucida, continent, district, party, binders, area, demesnes, body structure, topographic point, bend, blockades, circumscription.
Zone zıt anlamlı kelimeler, Zone kelime anlamı
Deregulate : Devlet denetimini kaldırmak. Hükümet kontrolünden çıkarmak. Denetimi kaldırmak ya da azaltmak. Devlet denetimini azaltmak. Kısıtlayıcı şartları kaldırmak. Kısıtlamaları kaldırmak.
Zone ingilizce tanımı, definition of Zone
Zone kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To girdle. As, Littoral zone, Austral zone, etc. A life zone. A girdle. To encircle. A cincture. An area or part of a region characterized by uniform or similar animal and plant life.

Bu kısımda Zone kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Zone ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Zone anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Zone ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.