Kırt nedir, Kırt ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küçük : Bunun askere alınmamasının sebebi daha kırttır.

Gevrek, çabuk kırılan, az sert.

Kırt ile ilgili Cümleler

  • Bunlar onun kırtasiyesi.
  • Kırtasiye dükkanından bazı kırtasiye malzemeleri aldı.
  • Bay Tanaka küçük bir kırtasiye dükkanı çalıştırarak geçimini yapıyor.
  • Ali kırtasiyecilik yaparak masasında oturdu.
  • Biz toptan kırtasiye satın alırız.

Kırt tanımı, anlamı

Kırt etmek : Patates ve benzerleri yiyecekleri bıçakla soymak

Kırtaban : Az ürün veren, çok bitek olmayan toprak : Kırtabanın kavunu tatlı olur.

Kırtaç : Salyangoz.

Kırtak : Ekin bitmeyen kıraç yer.

Kırtal : Kadınların başlık ya da feslerinin düşmemesi için çene altından geçirdikleri bağ.

Kırtan : Sürülüp ekilemeyen taşlı tarla.

Kırtanek : Çok budaklı, kaba ağaç sopa. “Kırtanegi aldı baha başladı, çalmaya.”.

Kırtarla : Meyilli arazideki tarla.

Kırtarmak : Üşümek, donmak : Elin ayağın kırtarmış, gel de biraz ısın. Karıştırmak, çatmak.

Kırtaş : Kel. Eğri olan şey : Sıcaktan teller ne kadar kırtaş olmuş.

Kırtay : Saçlarona ak düşmüş kimse.

Kırtçala : Yaramaz, haylaz (çocuklar için).

Kırtdama : Çay şekerini ağızda tutarak çay içme.

Kırtdık : Bir lokma, çok az, azıcık.

Kırteke : Saçlarına ak düşmüş kimse.

 

Kırtekin : Saçlarına ak düşmüş kimse.

Kırtepe : İzmir ilinde, Gökçen nahiyesine bağlı bir bölge.

Kırtıç : İsteği çabuk geçen, beğenisi değişken olan.

Kırtık : Bez parçası. Şakaya gelmeyen kişi. Ufak tefek, kısa boylu kişi. Çalımlı, alımlı kişi. Kısa ağaçlı orman, pırnallık. Sigara izmariti. Ufalanmış sabun parçası. Yapraksız çalı. Balıkesir ilinde, Burhaniye belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Kırtıkıran : Ekin bitmeyen kıraç yer.

Kırtıl : Ekin bitmeyen kıraç yer. Mısır ekmeği. Taze buğday unundan pişirilmiş ekmeğin içine pekmez ya da şeker katılarak yapılan tatlı. Küme küme, yaylalarda yetişen dikenli tohumu olan, çimene benzer sert ve parlak ot. El değirmeninde çekilmiş buğday. Aşlık. Mülk, toprak. Yayla. Otlak parası, otlakiye : Filan köyün kırtılını ben satın aldım. Kira, vergi : Kırtılı kırk olanın işi bok olur. Çiçek bozuğu yüz. Gelişmesi, büyümesi durmuş ağaç. Baç. İçel şehrinde, Taşucu bucağına bağlı bir bölge.

Kırtıl hakkı : Otlak parası, otlakiye.

Kırtıl kırtıl : Diş diş, girintili çıkıntılı, pürüzlü.

Kırtıl sapı : Saman.

Kırtılcı : Vergi toplayan.

Kırtın : Çiçek bozuğu yüz.

Kırtıpilleşme : Kırtıpilleşmek işi veya durumu.

Kırtıpilleşmek : Kırtıpil durumunda olmak.

Kırtırak : Gevrek, çabuk kırılan, az sert.

Kırtış : İki tarla arasındaki ırmak seti. Tarlalarda ekin sulamak için açılan küçük arklar : Kırtışı çekdiniz mi ?. Kır sakallı adam. Yüzü, boynu buruşuk adam. Şık, yakışıklı. Pürüz, girinti çıkıntı. Yüz, surat: Bunun kırlısı asık. Çiçekbozuğu yüzlü kimse.

 

Kırtış kırtış : Diş diş, girintili çıkıntılı, pürüzlü.

Kırtışıklı : Açılıp kapanan (hava için): Kırtışıklı hava insanı işden alıkoyar.

Kırtışmık : Çok buruşmuş (yüz için).

Kırtız : Yün ipliğinin pisliklerini temizlemek için kullanılan 10-15 cm. boyunda düz ağaç parçası ya da ince kamış : Bir kırtız yap, ipliği kırtızlayacağım.

Kırtig : Kırtig, biraz.

Kırtik : Kurumuş sığır gübresi. Pek az, azıcık, bir parça : Bir kırtik ekmek ver. Artık. Sakal : Kırtikin ağarmış, bu sözler sana yakışır mı?. Ufalanmış sabun parçası. Kulak kıkırdağı. Kırılıp ufalmış parça. Az. Kurumuş (ekmek ve benzerleri için).

Kırtik kırtik : Diş diş, girintili çıkıntılı, pürüzlü.

Kırtiş : Pürüz, girinti çıkıntı. Etin yağlı yeri. Küçükbaş hayvanların kışın derilerinde oluşan koyu renk kir.

Kırtiş kırtiş : Diş diş, girintili çıkıntılı, pürüzlü.

Kırtişik : Sert, sıkışık.

Kırtkırtcı : Cimri, pinti.

Kırtlak : Olmamış kavun, kelek. Zayıflamış hayvan.

Kırtlamak : Yavaş yavaş pişirmek. Bir şeyi az az ısırmak. Birşeyi küçük parçalara bölmek.

Kırtlan : Ekin bitmeyen kıraç yer.

Kırtlatmak : Parmakları bükerek ek yerlerini çatlatmak.

Kırtlaz : Ekin bitmeyen kıraç yer.

Kırtlık : Davar kırkılan makas.

Kırtmağ : Pislikden deri üzerinde biriken kir ya da yara kabuğu : Başı pislikten kırtmağ bağladı.

Kırtmak : Bir şeyi oymak. Kemik yerinden çıkmak.

Kırtmıl : Uyuz, sürekli kaşınan: Kırtmıl bir iti var.

Kırtnak : Merdane.

Kırt kırt : "Kırt" sesi çıkararak.

Kırtasiye : Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü. Kâğıtla yapılmış olan işlemler.

Kırtasiyeci : Kırtasiye satan kimse. Bürokrat.

Kırtasiyecilik : Kırtasiyecinin yaptığı iş. Bürokrasi.

Kırtıpil : Değersiz, bayağı, yarım yamalak.

Kırtlama : Kıtlama.

Diğer dillerde Kırsıçanımsılar anlamı nedir?

İngilizce'de Kırsıçanımsılar ne demek ? : damans