Kade nedir, Kade ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küçük kardeş.

Arkadaş.

Teyze.

[Bakınız: kada].

Hala.

[Bakınız: kadi].

Ortası yassı, yağlı bir çeşit ekmek.

Yenge.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: gade].

Kade ile ilgili Cümleler

  • Olduğu kadar, olmadığı kader.
  • Bizim kaderimiz senin kararlarına bağlıdır.
  • Kaderinin kontrolünü eline al.
  • Ali kadehini kaldırdı ve "mutlu çifte!" dedi.
  • “Localarda kadınlar erkekler, kadeh kaldırıyorlar, gülüşüyorlardı.”
  • Kader bana sıkı bir ders öğretti.
  • “Denizde bazı balık türleri sırra kadem bastı ama başka nice türler kıyılara akın etmeye başladılar.”
  • Kaderim onun ellerinde.
  • Akıl temiz ise kader iyidir.
  • Belki o kaderdi.
  • Kitapların kendilerine ait bir kaderi var.
  • Kaderde ne yazıyormuş görelim.
  • Ali benim kaderim.
  • Kader bana acımasız bir ders verdi.
  • Ben kaderimi kabul edeceğim.

Kade ile ilgili Atasözü veya Deyim

kadeh kaldırmak : herhangi birini veya bir şeyi onurlandırmak için içmeden önce kadehleri yukarı kaldırmak.

kadeh tokuşturmak : içki içerken kadehleri karşılıklı olarak birbirine dokundurmak.

kademli olsun : uğurlu olsun!.

kader birliği etmek : her zaman ve her yerde, her durumu birlikte yaşamak, her şeyi paylaşmak.

kader olmayınca kadir bilinmez : “kişi talihsiz ise ne kadar iyi insan olursa olsun, değeri bilinmez” anlamında kullanılan bir söz.

kadere boyun eğmek : yazgısını, talihini kabul etmek.

 

sırra kadem basmak : bir kimse ortalıktan yok olmak, ortalıkta görünmemek.

uğurlu kademli olsun : mutlu bir olay dolayısıyla söylenen bir iyi dilek sözü.

Kade tanımı, anlamı

Kadeh gözesi : (Eş anlamlısı: goblet gözesi) Silindir biçimi gözelerden yapılmış olan örtü dokusunun gözeleri arasında bulunan kadeh biçimindeki salgı gözesi

Kadeh hücresi : [Bakınız: goblet hücresi]. Genellikle sindirim ve solunum sistemlerini astarlayan tek tabakalı örtü epitel hücrelerinin aralarında bulunan, mukus salgılayarak çevredeki hücrelerin yüzeyinin korunması ve kayganlığını sağlayan, çekirdeği bazal bölgeye yakın bulunan, kadeh biçimindeki tek hücreli bir bez, goblet hücresi. Genellikle sindirim ve solunum yollarında mukoza hücreleri arasında bulunan, örtü epiteli içerisinde aralıklarla yer alan, orta kısımları şişkin, bazal kısımları ise dar kadeh biçiminde, mukoza yüzeyini kayganlaştıran ve koruyan müköz salgı yapan ve PAS pozitiflik gösteren tek hücreli bir bez, goblet hücresi, selula kalisiformis, üniselüler bez.

Kadeh likeni : Likenler (Lichenes) bölümünün, Cladoniaceae familyasından, yapraksı talluslu, kireçli topraklar üzerinde yaşayan bir tür.

Kadek : Küçük çivi. Kısa boylu kadın. Kırmızı bez. Manda yavrusu, malak.

Kadele : Küçük küp.

Kadelli : İçel kenti, Gülek bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kadem basmak : Azmetmek, ayak diremek, inat ve ısrar etmek.

Kadem urmak : Yapmağa girişmek.

Kademeleme : Kademelemek işi.

Kademelendirme : Kademelendirmek işi.

Kademeli eşik : Bazı telli çalgılarda daha iyi seslem elde edebilmek amacıyla her bir telin salınan kısmı için farklı uzunluklar belirleyen eşik.

 

Kademeli jel elektroforezi : Kromozomları büyüklüklerine göre sıralamak için geliştirilmiş bir elektroforez tekniği.

Kademeli manyetik : Manyetik kutupları farklı yüksekliklerde konumlandırılmış, genellikle tekli manyetik türü.

Kademesiz burgu : Genellikle açılı kafaya sahip olduğundan tellerinin eşikten açılanmasına ihtiyaç olmayan gitarlarda kullanılan, telleri tutan çubuklarının tümü aynı yükseklikte konumlandırılmış burgular.

Kademsiz peçe : Kefen.

Kadencik : Oyuncak. (Esnemez, Erenköy, Kuzfındık Eskişehir).

Kader vakıt : Az bir zaman.

Kaderinler : Hücrelerin birbirine yapışmasında kalsiyuma bağlı olarak görev yapan, 124 K molekül ağırlığında, epitel hücrelerinde E-kaderin, plâsentada P-kaderin, sinir sisteminde N-kaderin gibi tipleri bulunan, hücre zarına yerleşmiş integral proteinler.

Kaderlemek : Takdir etmek, mukadder kılmak.

Kadet : Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara.

Optik kadeh : Göz gelişiminde göz kesesinin deriye bakan kısmında invaginasyonla ortaya çıkan çukur yapı.

Göz kadehi : Göz banyosunda kullanılan, göz çukuruna göre şekillenmiş, cam veya seramikten kap.

Kadeh : Genelde içki içmeye yarayan ama dileyenin her türlü içeceği rahatlıkla tüketebileceği bir tür ayaklı bardak. Bu bardağın alabileceği miktarda olan.

Kadeh arkadaşı : Birlikte içki içilen kimse.

Kadeh arkadaşlığı : Birlikte içki içilen kimseyle oluşan dostluk.

Kadehçik : Meşe, fındık, gürgen vb. ağaçlarda, meyve sapının genişlemesiyle oluşan ve meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh biçimindeki oluşum.

Kadehdaş : Birlikte içki içenlerin her biri.

Kadehdaşlık : Kadehdaş olma durumu.

Kadem : Ayak. Uğur (I).

Kademe : Aşama, basamak, derece. Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim, bakımevi.

Kademe ilerlemesi : Devlet memurunun olumlu sicil almak şartıyla bir yıllık terfi etmesi.

Kademe kademe : Basamak basamak, derece derece.

Kademelemek : Kademeli bir biçimde düzenlemek.

Kademelendirmek : Kademeli duruma getirmek.

Kademelenme : Kademelenmek durumu.

Kademelenmek : Kademeli duruma gelmek.

Kademeli : Aşamalı.

Kademesiz : Kademesi olmayan.

Kademhane : Tuvalet.

Kademli : Uğurlu.

Kademsiz : Uğursuz.

Kademsizlik : Uğursuzluk.

Kader : Yazgı. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.

Kader birliği : İyi ve kötü günleri, aynı sonu paylaşma durumu.

Kader çizgisi : Alın yazısı.

Kaderci : Yazgıcı.

Kadercilik : Yazgıcılık.

Kaderiye : Kader anlayışını inkâr ederek insanların irade ve hareket özgürlüklerinin bulunduğunu ileri süren İslam felsefesi.

Kadersiz : Kötü talihi olan. Uğursuz.

Kadersizlik : Kadersiz olma durumu.

Karınca kaderince : Karınca kararınca.

Diğer dillerde Kadavra unu anlamı nedir?

İngilizce'de Kadavra unu ne demek ? : cadaver meal