Kaldırı nedir, Kaldırı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Güç: Onun kaldırışı çok yüksektir.
Kaldırı ile ilgili Cümleler
- O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.
- Saatlerce adı dünya yüzünden kaldırılmaya çalışılan Türklüğün talihini düşünürdüm.
- On üç yolcu hastaneye kaldırıldı.
- Bastığı hiçbir eser kaldırıma düşmemişti.
- Ali hastaneye kaldırıldı.
- Kaldırımda bir şemsiye vardı.
- Kaldırıma kadar çekin.
- Kazaya karışan erkeklerden üçü hastaneye kaldırıldı.
- Kelli felli efendiden adamların hatta sarıklı ulemanın günden güne hırpanileşen kılıklarla, elleri boyunlarında, kaldırımları arşınladıklarını görüyorum.
- Ali dehidratasyon belirtileri ile hastaneye kaldırıldı.
- Kaldırımda bisiklete binmemelisin.
- Kaldırımın kenarına oturdu.
- Ali hava yoluyla hastaneye kaldırıldı.
- Kaldırımın karını temizlediler.
- Kaldırımda bozuk para buldum.
- Kaldırımda buz var ve o kaygandır.
Kaldırı ile ilgili Atasözü veya Deyim
adı kaldırılmak : anılmaz olmak, silinip gitmek.
kaldırım çiğnemek : şehirde yaşayarak görgüsü artmak.
kaldırıma düşmek : önemini, değerini yitirmek ucuz fiyatla sokakta satışa çıkarılmak.
kaldırımları arşınlamak : işsiz güçsüz dolaşmak.
Kaldırı anlamı, kısaca tanımı
Kaldırık : Yemeği yapılan bir cins bitki
Kaldırılabilir süreksizlik : Noktasında süreksiz olan f işlevi için, iken f(z) ye bir erey varlayan süreksizlik türü.
Kaldırılabilir süreksizlik noktası : Bir işlev için, soldan ve sağdan ereylerin var ve eşit olduğu süreksizlik noktası.
Kaldırılabilir tekillik : Bir f işlevi için iken f (z) ye bir erey varlayan tekil noktasındaki tekillik türü.
Kaldırılış : Kaldırılma işi.
Kaldırılıverme : Kaldırılıvermek işi.
Kaldırılıvermek : Çabucak kaldırılmak.
Kaldırılma : Kaldırılmak işi. Birbiri ardınca gelen iki kelimeden birincisinin sonundaki açınığın ikincisinin başındaki açınık karşısında düşmesi: "Ne eyliyeyim" yerine "Neyliyeyim" gibi.
Kaldırılmış : Mülga.
Kaldırımbaşı : Çanakkale şehrinde, Biga ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Kaldırımköy : Diyarbakır kenti, Pirinçlik bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Kaldırımlı : Kaldırımı olan.
Kaldırımsızlık : Kaldırımsız olma durumu.
Kaldırıverme : Kaldırıvermek işi.
Kaldırıvermek : Çabucak kaldırmak.
Periostal kaldırıcı : Kemik ameliyatlarında kemik zarını kaldırmaya yarayan aygıt, periostal elevatör.
Sıfırların kaldırılması : Bir sayıttaki anlamsız sıfırların düşülmesi. Anlamsız sıfırlar bir sayıtın tümsayı kesiminde sıfır olmayan sayamakların solunda ve bölümlü kesiminde sıfır olmayan sayamakların sağında kalanlardır.
Sıvılı kaldırıcı : Sıvı basıncı ile güç ileterek araç kaldırmada kullanılan kaldıraç.
Tutunun kaldırılması : Taşınmazı üzerinde tutu bulunan bir kimsenin borcunu ödemesi sonucunda, tapu kütüğüne, taşınmaz üzerindeki tutu sınırlamasının son bulduğunu belirten bir belirtkenin konması.
Yarışın kaldırılması : Programa alınmış olan bir yarışın türlü nedenlerle yapılmaması. Bu durumun koşulları ve doğacak anlaşmazlıkları giderme yolları yönetmeliklerde belirtilmiştir.
Arnavut kaldırımı : Yollarda irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılmış olan kaldırım.
Kaldırıcı : Kriko.
Kaldırılmak : Kaldırma işi yapılmak.
Kaldırım : Yaya kaldırımı. Yollarda taşlarla yapılmış olan döşeme.
Kaldırım çiçeği : Hayat kadını.
Kaldırım işçisi : Kum, çimento veya hazırlanmış yataklar üzerine parke taşı, beton blok, tuğla, bordür taşı döşeyen kimse, kaldırımcı.
Kaldırım kabadayılığı : Adi ve basit, seviyesiz, yersiz veya gereksiz güç gösterisi.
Kaldırım kabadayısı : Basit, seviyesiz veya ucuz kahramanlık gösterisinde bulunan kimse.
Kaldırım mühendisi : İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşan kimse.
Kaldırım mühendisliği : İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşma.
Kaldırım süpürgesi : Hayat kadını.
Kaldırım taşı : Kaldırım döşemeye elverişli olan sert bir taş türü.
Kaldırım taşlı : Kaldırım taşı olan.
Kaldırım yosması : Hayat kadını.
Kaldırımcı : Kaldırım döşeyen kimse. Mağazada alışveriş yapan kimsenin çantasını tezgâh üzerinden kaparak çalan kimse.
Kaldırımcılık : Kaldırımcının yaptığı iş. Kaldırımcı olma durumu.
Kaldırımsı : Oluşu, kaldırım görünüşünü andıran (doku).
Kaldırımsız : Kaldırımı olmayan. Kaldırım olmadan.
Kaldırış : Kaldırma işi.
Orta kaldırım : Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya daha kolay geçmesi için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım, refüj.
Yaya kaldırımı : Sokaklarda, caddelerde yürümek için yapılmış yüksekçe yer, kaldırım, tretuvar.
Diğer dillerde Kaldıraç kuralı anlamı nedir?
İngilizce'de Kaldıraç kuralı ne demek ? : lever rule

Bu kısımda Kaldırı nedir? Kaldırı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kaldırı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kaldırı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.