Kelim nedir, Kelim ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eğri boynuzlu koç, keçi.

Kelim ile ilgili Cümleler

  • Tek kelime söylenmedi.
  • Kelimeyi büyük harfle yazınca anlamı biraz daha farklı oluyor.
  • Cevap olarak tek bir kelime etmedi.
  • Kelime dilin temelidir.
  • Kelimede vurgu nereye düşüyor?
  • Kelime duygularımın ifadesidir.
  • Kelimelerim bağlamın dışında kaldı.
  • Bir kelimeyi sildi.
  • Bu kelimenin İbraniceden geldiğini bilmiyordum.
  • Kelimenin tam anlamıyla bu işin bütün çilesini çekti.
  • Lütfen bana kelimenin tam anlamını açıklar mısın?
  • Kelimeye sözlükte baktım.
  • Kelimesi kelimesine çeviriler işe yaramaz.
  • Kelime oyunu yapma.

Kelim ile ilgili Atasözü veya Deyim

kelimeleri tartarak konuşmak : sonucu hesaplayarak konuşmak.

kelimenin tam anlamıyla : bir durumu anlatmak için kullanılan sözün kapsadığı anlamın tamamıyla.

Kelim kısaca anlamı, tanımı

Keli : Taş ve toprak yığarak yapılan bağ, bahçe ve tarlaların sınırı. Dağ ve tepelerin eteği. Dağ ve tepenin en yüksek noktası. Taşlı, verimsiz tarla. Aşı yapmak için alınan filiz. Yurt. Tarla sınırı. Sebze karığının kenarı (Çayağzı). Çok yüksek olmayan tepe

Aşağılık kelime : Aşağı halk arasında kullanılan kelime.

Bağımlı kelime : Yalnız başına anlamı olmadığı için ad çekimine girmeyen ve cümle içindeki öteki kelime ve kelime grupları arasında çeşitli anlam ilişkileri kurmaya yarayan ve onlara bağımlı olan kelime. Türkçede gibi, için, göre, beri, kadar ve benzerleri edatlarla , ve, ile, ama, yahut, veya, fakat ve benzerleri bağlaçlar bu nitelikte kelimelerdir. bk. edat, bağlaç. Karşıtı bağımsız kelime’dir.

 

Bağlama kelimesi : Koşaçlara ve bağlaçlara verilen ortak ad.

Cümle kelime : Tek başına bir cümle değerinde olan kelime, ki ilkel dillerin esası diye sayılmıştı.

Destekli kelime : Başa veya sona sığınık kelimelere denir.

Dolu kelime : Çin gramercileri Çincedeki kelimeleri ikiye ayırırlar; isim, sıfat, fiil gibi kendi başlarına anlamı bulunanlara Dolu; edat, takı, ek işi görenlere de Boş (Mot vide) derler.

Edebiyat kelimesi : Yalnız edebiyatta kullanılan kelime.

Eski kelime : Bugün artık kullanılıştan düşmüş bulunan veya eski biçimi ile kullanılan kelime; arkaik kelime; kalıntı kelime; gökçek «güzel», esrük «sarhoş», bencileyin «benim gibi», heybetlü, haşmetlü, hatun, kaygulanmak vb.

Eş anlamlı kelime : Anlamları aynı veya birbirine yakın olan kelimeler. Dil bilimi açısından aslında anlamca birbirine tıpı tıpına denk düşen çok az kelime vardır. Eş anlamlı sözler, genellikle bazı kelimelerdeki kavram inceliklerinin çeşitli sosyal ve dil kesimlerinde zamanla gölgelenmeye uğrayarak anlamca birbirlerine yaklaşmalarından oluşmuştur. ET. yir/oron «yer»; süçig/tatlıg «tatlı»; yul/bınar «pınar»; ögirmek/sevinmek «sevinmek», TT. baş/kafa; ak/beyaz, kara/siyah, yemeni/yazma, bıkmak/bezmek/usanmak, bunalmak/sıkılmak, göndermek/yollamak; son bulmak/sona ermek; dilemek/istemek, kızmak/öfkelenmek ve benzerleri Bir dilin kendi kelimeleri arasında olduğu gibi, alıntı kelimeleri arasında da eş anlamlı olanlar vardır. Türkçe, Arapça ve Farsçadan yaptığı alıntılar dolayısıyla bu bakımdan bol örnekler vermektedir: göz / Far. çeşm, Ar. ayn; dudak / Far. leb; kan/ Ar. dem; buyruk/ Ar. emr>emir; çok / Ar. fazla; buyurmak/ Ar. emretmek; değer/ Ar. kıymet; yetenek/ Ar. kabiliyet; üzüntü/ Ar. keder; eğilim/ Ar. temayül ve benzerleri Dilimizde eş anlamlı sözlerin Batı dillerinden alınmış örnekleri de vardır: doğruca, doğrudan doğruya/direkt; yönerge/talimat/direktif; boyunbağı/kıravat; canbazlık/akrobasi; iş, hareket/aksiyon; dingil/aks; hamamlık/banyo vb.

 

Gezgin kelime : Birçok dillerde kullanılan ve kaynağı bilinmiyen kelime. Kedi, Kiraz, Zurna gibi. [Bakınız: gezici kelime].

Gezici kelime : Bir dilden çıktığı hâlde diğer dillere de girip yerleşen kelime: biber, çay, kahve, şeker, pilav, tabaka, radyo, televizyon, video, sputnik gibi.

Gramer kelimesi : Kök ve gövdelerin oluşturduğu sözlük kelimesi grubuna girmeyen ve yalın durumda olmayıp cümle içinde çekim ekleri alarak başka kelimelerle ilişkili duruma gelen kelime: okul+dan ayrıldı; kitab+ı oku-du; okuma+y+a başladı; konuşma+sı+n+ın son+u+n+da; gel-eceğiz görüş-elim, de-di ve benzerleri Karşıtı sözlük kelimesi’dir.

Harf kelime : Bir takım kelimelerin ilk harflerinden meydana getirilen Naylon, Unesco gibi kelime.

İkili kelimeler : Aynı kökten geldikleri ve aynı anlamı verdikleri hâlde, ses yapıları birbirinden az çok ayrılmış olan kelimeler, çift kelimelerdir. || Far. badam > T. badem / bayam, payam; Far. gavz > Ar. cavuz T.ceviz, koz; Far. gavmış > Ar. camus > T. camız, kömüş; Ar. ‘akıda > T. akide, ağda; Fr. abatjour > T. abajur, pancur ve benzerleri (H. Eren "Türkçede doublet örnekleri", TD. S. 523-Temmuz 1995, s. 931 ve öt.).

İkiz kelime : Aynı veya yakın anlamdaki iki kelimenin oluşturduğu kelime grubu bağ bahçe, bet beniz, çekip çevirmek, düğün dernek, soy sop, yalan yanlış, yamrı yumru ve benzerleri bk. ve karşılığı ikileme.

Kelime bilimi : Bir dilin kelime varlığını şekil bilgisi, cümle bilgisi, anlam bilgisi açısından ele alarak türetmede görev alan birimlerini, birleşik kelimelerini, kalıplaşmış şekillerini, deyimlerini, atasözlerini, alıntı kelime ve benzerleri ögelerini inceleyen, bunların köken yapılarını araştıran, şekil ve anlam bilimi açısından geçirdikleri değişme ve gelişmeleri belirleyen dil bilimi dalı.

Kelime coğrafyası : Kelimelerin yayılış alanlarını belirtmeyi konu olarak alan dilbilim kolu.

Kelime grubu : Cümle içinde kavramlar arasında ilişki kurmak üzere birden çok kelimenin belirli kurallar ile yan yana getirilmesinden oluşan, yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir nesne veya hareketi karşılayan ve herhangi bir yargı bildirmeyen kelimeler topluluğu. Türkçede ad tamlaması, sıfat tamlaması, birleşik ad, birleşik fiil, edat grubu, zarf grubu, ünlem grubu, unvan grubu gibi çeşitli kelime grupları vardır: Odanın tavanı, çocuk elbisesi, beş kardeşli aile, türlü türlü işler, kurumuş pınar, Kızılırmak, erken kalkmak, gece gündüz çalışmak, iş güç düşünmek, hiç sebepsiz, bildiği hâlde, çocuk gibi, pişman olmak, bakakalmak, bre kız vb.

Kelime hayatı : Nesilden nesile geçtikçe kelimelerin ses, şekil ve anlam bakımından uğradıkları değişikliklerin topu.

Kelime ikilemesi : Aynı kelimenin iki defa tekrarlanması, ki bağlı ve bağsız olmak üzere iki türlü olur. BAĞLI İKİLEME (Redoublement copulatif) iki kelimenin arasına bir edat konularak, dilimizde kelimelerden birine veya her ikisine bir çekim eki veya ilk kelimeye bir "mi" soru edatı getirilerek yapılır: Yüzde yüz, Yan yana, Noktası noktasına, Güzel mi güzel gibi. BAĞSIZ İKİLEME (R. asyndétique) de kelimeler yalın halde tekrarlanır : Yavaş yavaş, Güzel güzel; Kapı kapı, Diyar diyar; Anneanne, Çekçek gibi.

Kelime kalabalığı : ('S. S.) Söze gereksiz yere katılan kelime çokluğu. (KALABALIKLI, Itnaplı, Diffus).

Kelime sınıfı : Cümledeki işleyişleri, aldıkları çekim ve yapım ekleri ve taşıdıkları kavramlar bakımından aralarındaki ortak noktalara göre ayrılmış olan kelime türü. Türkçenin 8 kelime sınıfı vardır:. ad. sıfat. zamir. zarf. edat. bağlaç. ünlem. fiil. Ayrıca bk. kelime türü.

Kelime sınıfları : Bazı dillerde, kelimelerin, gerek anlattıkları varlıkların ve eşyanın niteliğine göre ayrıldıkları ve gerek SINIF İSMİ veya SNIFLAYICI (İndice, de classe ou Classificateur) denilen eklerle ayrılmış bulundukları sınıflara denir.

Kelime sırası : Kelimelerin bir söz içinde birbirlerine göre bulundukları yer, ki çok defa sözün anlamı üzerine önemli etkiler yapar: Adam akıllı / akıllı adam; insan iş ister / iş insan ister. bk. Düz, Olağan, Kullanılagelen, Ters, Rasgele, Gramatikal, Mantıkça, Ruhbilimce, Dokunaklı, Tumturaklı sıra ve Beşte üç gibi.

Kelime yanaçları : (Söz sanatı terimi) Mecazları ve yapı yanaçlarını içine alan yanaç türleri.

Kelime yapılığı : Kelime meydana getirmek üzere gövdeye eklenen yapılık (bk. Gövde yapılığı).

Kelime yazısı : Belli bir kavramı yansıtan kelimelerin işaretlerle gösterildiği yazı türü. Çin yazısında olduğu gibi "göz", "kişi", bir", "iki", "ulu, büyük", "gök; tanrı", "sormak" vb.

Kelimek : Makasla saçı kırkmak.

Kelimeleşme : Kelimeleşmek durumu.

Kısalmış kelime : Bir parçası söyleyişten düşmüş olan kelime: dişli çark > dişli, yazma eser > yazma, kaz kuşu > kaz, otomobil > oto, limonata suyu > limonata, kilogram > kilo vb.

Kısaltma kelime : Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarıyla, kitap, dergi ve yön adlarının genellikle her kelimesinin ilk harfi alınarak kurulmuş kelime: AKDTYK (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri), ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi), BM (Birleşmiş Milletler), THY (Türk Hava Yolları), NATO (North Atlantic Treaty Organization), DSİ (Devlet Su İşleri), KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi), GB (Güneybatı), KD (Kuzeydoğu) ve benzerleri Ayrıca bk. kısaltma.

Kökteş kelimeler : Aynı kökten gelen, ancak yapı ve görevleri farklı olan kelimeler: gülüş, gülünç, gülme, güleç; gözlük, göze, gözde (sevgili), gözenek; sargı, sarma, sarılış, sarık vb.

Ölü kelime : Bir dilin bütünüyle kullanımdan çıkmış olan kelimesi. EAT. dükeli "bütün", assı "fayda" (<asıg), karanu "karanlık" igen "pek", yarag "hazırlık", genez "kolay", kakı- "kızmak", eyit- "söylemek" ve benzerleri Bu kelimeleri bugünkü TT.'de artık bulamıyoruz.

Ölü veya edilgen kelime : Çin gramerinde isim niteliğinde olan kelimelere denir. bk. Canlı veya etken kelime.

Pekiştirilmiş kelime : Türkçede ad, sıfat ve zarf soylu sözlerin açık veya kapalı ilk hecelerinin p, m, r, s ünsüzlerinden biriyle kapatılması ve meydana gelen hecenin, o kelimenin başına eklenmesiyle, benzer hecelerin tekrarı esasına dayanılarak kurulan ve bu yolla ilgili olduğu adın veya fiilin taşıdığı anlamı yoğunluk bakımından güçlendiren kelime: || Durum yüzünden zaten sarsılan Şerif, Handan'ın artık kendisine bambaşka bir gözle baktığını fark eder etmez büsbütün çileden çıktı; bir şeyler yapabilmek hırsıyla yanmaya başladı (T. Buğra, Dönemeçte, s. 140). En tatlısı kapıyı, pencereyi sımsıkı kapatıp eski yaşantıyı sürdürmekti (T. Buğra, göst. e., s. 88). Donuk yüzü pembeleşmiş, o her zamanki kıpkırmızı dudakları ise aksine uçuk bir renk almıştı… (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri, s. 125). Bir haftadır kupkuru kesildi kurabiyeler (P.Safa, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, s. 22) ve benzerleri || Pekiştirilmiş kelimelerde anlamı daha da güçlü kılmak için ek yığılması olayında görüldüğü gibi, pekiştirme öncesi ile asıl kelime arasında bir (A) ünlüsü daha eklenir: sap-a-sağlam, cep-e-çevre gibi. Geçirdiği korkunç kazaya rağmen arabadan sap-a-sağlam çıkabildi. Gittikleri yerde etrafları çep-e-çevre sarılmıştı ve benzerleri bk. pekiştirme ve pekiştirme ünlüsü.

Sesil kelime : Sesil öbek anlamdaşı.

Sözdizimi kelimesi : Sözdizimi öbeği anlamdaşı.

Tartı kelimesi : Tartı öbeği anlamdaşı.

Temel kelime : Bir dilde çok eski devirlerden beri kullanılagelen, o dilin çeşitli alanlardaki söz varlığını oluşturan temel kavramlardan birine karşılık ve yeni türemelere temel oluşturan tek heceli veya daha basit kökünü bilemediğimiz birden fazla heceli kök değerindeki taban kelime: baş, taş, saç, kol, göz, diz, al-, bul-, gel-, ye-, sil-, koru-, boya-, ıgaç «ağaç» ayak, dere, tepe vb.

Üç kelimeli adlandırma : Bir alt türün üç adla adlandırılması ilkesi.

Yabancı kelime : Bir dile yabancı bir dilden girmiş; ancak, daha o dilde benimsenmemiş olan kelime: Fr. animatör “sunucu, çizgi film yapımcısı”, deflasyon < Fr. deflation “durgunluk, para durgunluğu”, brifing (<İng. briefing “bilgilendirme”, best-seller “satış rekoru kıran kitap”, departman <Fr. departement, dipfriz < İng. deep-freeze “derin dondurucu”, ekoloji (<Fr. ecologi) “çevre bilimi”, fiktif < Fr. fictif “kurmaca”, franchising < İng. franchi-sing “isim hakkı”, dejenerasyon < Fr. degeneration “soysuzlaşma”, factoring < İng. factoring “aracı”, İng. handling “yer hizmetleri”, İng. off-shore “kıyı bankacılığı”, realizasyon < Fr. réalisation “gerçekleştirme”, transparan < İng. transparency “saydam”, İng. underground “yer altı” ve benzerleri || Dilimize Arapça ve Farsçadan geçmiş Doğu kökenli sözlerin pek çoğu, yeni türetmelerle kullanılıştan düşmüş ise de çeşitli etkenler altında batı dillerinden girmiş olan sözlerin önü alınamamıştır. Bunlar içinde estetik, karne, kontrol, kontenjan, ekose, enflasyon, envanter kredi, sektör, jüri, rapor, kontrol, kontenjan gibi kısmen benimsenerek alıntı kelime durumuna geçmiş olanlar varsa da, yukarda belirtilen türden pek çok söz yabancılık damgasını taşımakta ve Türkçe karşılıklarının benimsenmesini beklemektedir. Krş. alıntı kelime.

Yakın anlamlı kelime : Gösterdikleri kavram ve taşıdıkları anlam bakımından birbirine yakın olan kelimeler: anlaşmak / uyuşmak; bıkmak / usanmak / bezmek; devirmek / dökmek; çevirmek / aktarmak / döndürmek; güç / kuvvet; deprem / sarsıntı; göndermek / yollamak; akıllı / kafalı; darılmak / küsmek / gücenmek / incinmek ve benzerleri bk. ve karşılığı eş anlamlı (kelime).

Yakın sesli kelimeler : Sesleri hemen hemen birbirinin aynı veya birbirine çok yakın fakat anlamları farklı olan kelimeler; alem / âlem, şura / şûrâ, hala / hâlâ, hâkim / hakim, katil / kaatil, âdet / adet, kesir / kesir ve benzerleri bk. ve karşılığı eş sesli (kelime).

Yamaşık kelime : Her biri başka bir kelimenin yarısından ibaret iki parçanın eklenmesiyle meydana gelen yeni kelime : Fran. Séparer ve pétale kelimelerinden yapılan Sépale gibi.

Yansız kelime : Kelimeleri cinslere göre ayıran dillerde ne erkek ne de dişi cinsten sayılmayan ve çoklukla nesneleri belirten kelime: Almanca das Buch «kitap», das Fenster «pencere», das Zimmer «oda», das Wörterbuch «sözlük» gibi.

Yeni kelime : Bir dilin kendi kök ve eklerinden yararlanarak, o dilin yaşayan veya ölü kelimelerindeki yapıya bakarak yapılan veya ağız ve lehçelerden alınarak kullanıma sokulan kelime: basın, yayın, basınç, birikim, dergi, durum, göçmen, işlem, kazı, gezi, konut, sözlük, tapınak, yaratık, yargı, yanıt vb.

Anahtar kelime : Bir yazıda konuyu en açık bir biçimde yansıtan kelime veya kelime grubu, anahtar sözcük.

Basit kelime : Yalın kelime.

Birleşik kelime : Yeni bir kavramı karşılamak üzere belirtisiz isim tamlamalarından, sıfat tamlamalarından, isnat gruplarından, birleşik fiillerden, ikilemelerden, kısaltma gruplarından veya kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan kelimeler: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı gibi.

Bitişik kelime : Ses düşmesi, ses türemesi, üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam kayması dolayısıyla aralarına ek girmeyerek kalıplaşmış iki veya daha çok sözden oluşan kelime: pazartesi (< pazar ertesi), hissetmek (< hiss etmek), ayakkabı (< ayak kabı), delikanlı (

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Kelime cambazı : Kelime cambazlığı yapan kimse.

Kelime cambazlığı : Sözlerle oyun yapma.

Kelime hazinesi : Söz varlığı.

Kelime kadrosu : Söz varlığı.

Kelime karışıklığı : Söz karışıklığı.

Kelime oyunu : Sözlerin çok anlamlı olmasından veya benzerliklerinden yararlanarak yapılmış olan nükte veya aykırı anlamlandırma. İki veya daha çok kişinin her defasında bir harf ekleyerek anlamlı kelime oluşturma oyunu.

Kelime sıklığı : Dilde bir sözün kullanılma oranı.

Kelime türü : Yapı, kavram, görev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış bulunan kelime türlerinden her biri, sözcük türü: Türkçede sekiz kelime türü vardır: isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem, fiil.

Kelime vurgusu : Bir kelimede bir hecenin öteki hecelerden daha baskılı söylenişi, sözcük vurgusu.

Kelimeişehadet : İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz.

Kelimeleşmek : Kelime durumuna, söz varlığı hâline gelmek, söze dönüşmek.

Kelimesi kelimesine : Hiçbir kelimesini atlamadan, olduğu gibi, tıpkı, harfiyen, aynen, motamot.

Kelimesiz : Sessiz. Kelime kullanmadan.

Kesik kelime : Bir bölümü kesilerek kullanılan söz.

Kısaltmalı kelime : Kısma ad.

Olumsuzluk kelimesi : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan değil kelimesi.

Taklidi kelime : Yansıma.

Türemiş kelime : Yapım ekiyle türetilmiş kelime: süz-geç, ver-gi gibi.

Yalın kelime : Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen, kök durumundaki kelime, basit kelime: Ev, gel, ayak gibi.

Diğer dillerde Kelheim anlamı nedir?

İngilizce'de Kelheim ne demek ? : kelheim