Kokar nedir, Kokar ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tembel.

Domates.

Pişirilen ekmeği çevirmeye yarayan ucu eğri tahta araç.

Kadınların birbirini aşağılamak için söyledikleri söz.

Kokar ile ilgili Cümleler

  • O tuhaf kokarsa onu yeme.
  • Veganlar daha hoş kokar.
  • Domuzlar kötü kokar ama çok iyi koku alma duyuları vardır.
  • Iy! Amcamın bodrumu kokarca gibi kokuyor!
  • Ali her sabah çiğ soğan yer ve sonra Puma gibi pis kokar.
  • Yemek yapmadan önce, tereyağlı kabak kavun gibi kokar.
  • Bir gül güzel kokar.
  • “Ev bize dar geliyor, çürük çarık, akarı kokarı eksik değil.”
  • Kokarcalar ne köpeklerden ne de insanlardan korkarlar.
  • “Balık baştan kokar, bilmez değilsin a! Hayriye tüccarının batmasına bizim saray sebep olmuştur.”
  • Bir kokarcayı vurmayı sakınmaktan caydım.
  • Balık baştan kokar.
  • Tüm çiçekler güzel kokar.

Kokar ile ilgili Atasözü veya Deyim

akara kokara bakma, çuvala girene bak : “iyi, kötü deme; mal ve para biriktir” anlamında kullanılan bir söz.

akarı kokarı olmamak : bilinen herhangi bir eksiği, kusuru bulunmamak.

balık baştan kokar : bir işte aksaklığın başta olanlardan kaynaklandığını anlatan bir söz.

et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır : “bozulan şeyi düzeltecek etken vardır ancak bu etken bozulmuşsa artık düzeltmeden umudu kesmek gerekir” anlamında kullanılan bir söz.

 

isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar : “kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer” anlamında kullanılan bir söz.

soydur çeker, boktur kokar : “her insan veya yaratık az çok soyuna benzer” anlamında kullanılan bir söz.

(tavşan boku gibi) ne kokar ne bulaşır : ne yararı ne de zararı olan kişi.

Kokar anlamı, tanımı

Koka : İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki (Erytrroxylon coca). Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan madde

Kokarcık : Sincap. Sansar. Arpacık soğanı, küçük soğan.

Kokarganak : Kötü kokulu bir çeşit ot.

Kokaribik : Çavuş kuşu, ibibik. Yaban horozu.

Kokarilik : Omurilik. Murdar ilik.

Kokarmeke : Yaban horozu.

Kokarot : Kokulu bir yaban otu. Kereviz.

Kokarotu : Kokulu bir yaban otu.

Kokarsu : Meni. Bitlis ilinde, Bölükyazı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kokart : Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. Belli bir topluluğa özgü olan işaret.

Kokartsız : Kokart takmamış olan.

Kokaryürülük : Çavuş kuşu, ibibik.

Kokarzade : Kötü kokulu bir çeşit ot.

Kokar ağaç : Sedef otugillerden, Avrupa'ya Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığı için bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç, kokak ağaç, aylandız (Ailanthus glandulosa).

Kokarca : Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince, uzun bir kürk hayvanı (Mustela putorius).

Kokartlı : Kokart takmış olan (kimse).

Aşağılamak : Değerinden düşük göstermek. Küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek.

 

Aşağılama : Aşağılamak durumu, istihkar, tenzil.

Domates : Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum). Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü.

Çevirme : Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

Diğer dillerde Kokain tipi bağımlılık anlamı nedir?

İngilizce'de Kokain tipi bağımlılık ne demek ? : cocaine type dependence