Konjenital nedir, Konjenital ne demek

Konjenital; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: doğuştan].

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Doğuştan.

Teknik terim anlamı:

Doğuştan, doğuştan var olan.

Konjenital hakkında bilgiler

Teratoloji bilmi doğumsal hasarların nedenlerini araştırır. Konjenital, teratolojide en çok kullanılan kavramdır. Prenatal (doğum öncesi) dönemde oluşan bazı anormal gelişimlerin (anomalilerin) sonucu olarak oluşan gelişim hataları doğumda bebekte fizyolojik ve morfolojik hataların görülmesine neden olur. Bu hatalara doğum defektleri (hataları) denir. Yani doğum defektlerini de içine alan konjenital (kongenital) sözcüğü doğum sırasında bebekte gözlenen olumlu ya da olumsuz her durumu; ama daha çok bir olumsuz durumu yani anomalileri (doğum defektlerini) açıklamakta kullanılan bir kavramdır. Konjenital sözcüğü genellikle "konjenital anomali" şeklinde kullanılır. Örneğin, konjenital malformasyon, prenatal dönemde organogenez (dokulardan organların oluşum dönemi) sırasındaki organsal defektleri yani eksik ya da hiç oluşmamış organları ifade eder. Yani böbrek eksikliği gibi bir major defekt (büyük etkisi olan) veya major konjenital anomali olan renal agenezi veya sağ akciğer eksikliği gibi bir pulmoner hipoplazisi gibi hastalıkları ifade eder. Konjenital anomali belli organlara değil organizmanın genelinde de organogenezi etkileyebilir. Buna da konjenital sendrom denir. Örneğin, down sendromlu bir yenidoğanı (ilk 4 haftalık bebek) ele alalım. Bu çocukta 21. kromozom 2 adet olması gerekirken 3 tanedir. Bu yenidoğandaki fazla kromozom onun sadece belli bir bölgesinde değil, beyninde, reproduktif organlarında (üreme organları), yüzünde ve benzeri bölgelerinde morfolojik ve fizyolojik değişikliklere yol açacaktır. Konjenital anomaliler genellikle assosiasyon (birlikte) şeklinde görülür. Yani basit bir konjenital anomali yani organizmanın fizyolojisine çok büyük bir zararı olmayan bir minor defekt genelde tek başına ortaya çıkmaz. Bu minor defekt genellikle daha sonra ortaya çıkacak major defektin habercisidir. Yani bir yenidoğanda görülen düşük kulak gibi basit bir minor defekt, bir kardiyovasküler (kalple ilgili) veya bir adrenal korteks (böbrek kısmıyla ilgili) bir bozukluktan kaynaklanıyor olabilir. Örneğin, bir mutasyon sonucu oluşan konjenital adrenal hiperplazi adlı hastalığa yakalanmış bir erkek çocuğu ele alırsak, bu çocuk doğumda kulak düşüklüğü gibi minor bir doğum defektiyle doğduğunu varsayarsak, daha sonraki yaşlarında çocukta minör defektin altında yatan major defekt yani konjenital adrenal hiperplazinin etkileri görülecektir ki bu hastalık etkisiyle vücutta oluşan patolojik mekanizmalar şöyle gözlenir: Normalde stresli zamanlarda glandula suprarenalisten (böbrek üstü bezi) salgılanan kortizol hormonu (stres hormonu) çok az salgılanacağından böbrek üstü bezinde konjenital olarak büyük bir kalınlaşma gözlenecektir. Bu hastalıkta androjen hormonları yani erkeklik hormonlarında belirli bir artış gözlenecektir. Bu da puberte döneminde oluşacak kıllanma, genital organların çalışmaya başlaması gibi etkilerin bu çocukta 2-3 yaşlarında görülmesine neden olacaktır.Hatta bu hastalık yüzünden oluşan aldosteron hormonu (aldosteron böbreklerden Sodyum atılımını engeller, Sodyum'u extraceluler matrikse yani kana geri çeker, Sodyum da kana su çeker kan hacmi ve basıncı artar) segresyonunun (salgılanma) azalması nedeniyle extraselular sıvının intravaskuler bölümü diye geçen basitçe hücre dışı sıvının damar içi bölümü diye adlandırabileceğimiz yerlerde Sodyum miktarı azalacağından su miktarı da azalacaktır. Kandaki su miktarının ya da kan hacminin azalması kan basıncını azaltacak bu da birtakım fonksiyonları tetikleyip homeostazinin tekrar sağlanmasına neden olacaktır. Fakat bu homeostazinin yeniden sağlanması veya sağlanamaması sırasında oluşacak patolojik durum kronik sorunlara neden olacaktır. Örneğin düşük kan basıncı ADH hormonunun segresyonunu artırır. Bu da böbreklerden suyun kana geri emilimini artırır. Böylece kan basıncı yükselir. Homeostazi sağlanır fakat aldosteron yetersizliği bu homeostatik bozukluğun yani patolojik durumun sürmesine neden olacaktır.Yani kan basıncının düzenlenmesinde bu erkek çocuk hastada genel sorunlar olacaktır. Biyoistatistiksel veriler bir teratolojik hastalığın nedenlerini (etiyolojisi) anlayabilmek tarafsız genellemeler yapmak için kullanılan olmazsa olmaz yöntemdir. Genellikle yenidoğanların %3'ünde major konjenital defektler %15'inde de minor konjenital defektler gözlenmiştir. Ayrıca bir minor defekt gözlenen yenidoğanların %3 ünde sonraki yaşam süreci boyunca major defekt gözlendiği, iki minor defekt gözlenenlerde ise bu major defekt görülmesi oranının %10 lara, üç minor defekt gözlenendeyse major defekt oranının %20'lere çıktığı biyoistatistiksel olarak veribankalarına kaydedilmiştir. Bu biyoistatiksel veri bize şu çıkarımı yaptırır: "...Minor defekt fazlalığı major defektlerin de görülme oranıyla doğru orantılıysa,minor defektler; altta yatan bir major defektin etkisi sonucu sonucu oluşmuştur; major defektin neden olduğu fizyolojik değişim minor defekti oluşturur..." Bir başka istatistik de yeni doğanların binde 7 sinde gözlenen çoklu konjenital major defektler bebeğin birkaç gün içinde ölümüne neden olmakta olduğunu belirtmiştir ve de bebek ölümlerinin %20 sinin nedeni konjenital anomalilerdir. Ayrıca ikiz doğumlarda, binde 5 oranında konjenital anomaliler gözlenmiştir.

 

Konjenital tanımı, anlamı

 

Konjenital enfeksiyon : Doğuştan enfeksiyon

Konjenital kılsızlık : Hipotrikozis.

Konjenitalis : Doğuştan.

Glandula suprarenalis : Böbrek üstü bezi.

Erkeklik hormonları : Er bezlerinde ve az miktarda dişi ve erkeklerin böbrek üstü bezlerinde meydana gelen, erkek cinsiyet organlarının etkinliklerini uyaran ve erkek cinsiyet karakterlerinin oluşumunu sağlayan testosteron gibi steroit hormonların genel adı, androjenler.

Doğum öncesi dönem : Zigot oluşumundan doğuma kadar geçen dönem, prenatal evre. Doğum öncesi dönem; embriyonel ve fetal dönem olmak üzere ikiye ayrılır.

Böbrek üstü bezi : Böbreklerin üstünde bulunan, hormon niteliğinde salgısı olan bez.

Genital organlar : Dişi ve erkeğin üreme organları.

Hücre dışı sıvı : Hücreler arası sıvı ve plazmadan oluşan, hücre dışındaki sıvı, ekstrasellüler sıvı.

Adrenal korteks : Böbrek üstü bezinin sarımsı, pembe görünen dış kısmı. Dıştan itibaren zona glomerulosa, zona fasciculata, zona reticularis tabakalarından oluşan ve androjen, aldosteron, kortizon gibi birçok hormonun salgılandığı bölge. Böbrek üstü bezinin sarımsı pembe görünen dış kısmını oluşturan, dıştan itibaren zona glomerulosa, zona fasciculata, zona retucularis tabakalarından oluşan ve androjen, aldesteron, kortizon gibi birçok hormonun salgılandığı bölge. Böbrek üstü bezi kabuğu.

Üreme organları : Organizmada üreme görevi için birlikte oluşmuş organlar bütünü.

Biyoistatistik : Canlılara ait her türlü gözlemde uygulanan istatistik biçimi. Biyometri. Canlılara ait her türlü gözlemde uygulanan istatistik dalı. İstatistiksel yöntemleri biyoloji ve sağlık bilimlerine uygulayan bir bilim dalı.

Doğru orantılı : Birbirine bağlı olan ve biri arttığında öteki de artan.

Olmazsa olmaz : Kesinlikle olması gereken.

Yenidoğanlar : Zonguldak şehri, Alaplı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Malformasyon : Abnormalite. Anomali. Yapılış bozukluğu.

Doğru orantı : Birbirine bağlı olan ve biri arttığında öteki de artan iki büyüklük arasındaki bağıntı.

Anlayabilmek : Anlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Organogenez : Organların oluşması ve gelişmesi. Embriyoda organ ve organ sistemlerinin oluşması. Embriyo gelişiminde organ ve sistemlerin oluşmaya başladığı dönem.

Anlayabilme : Anlayabilmek durumu.

Diğer dillerde Konjenital anlamı nedir?

İngilizce'de Konjenital ne demek ? : congenital