Kovu nedir, Kovu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çekiştirme, yerme, kötüleme, dedikod.

Çukur ve bataklık yer.

Dedikodu, yergi.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: kov].

Kovu ile ilgili Cümleler

  • Son işinden kovuldun mu?
  • Kovulacağımı biliyor muydun?
  • Kovulacaksın.
  • Ben okuldan kovuldum.
  • Kovulmanı istiyorum.
  • Doğrudan doğruya bana kovulduğumu söyledi.
  • Kovulmadım. İşten çıktım.
  • Kovulduğuna üzüldüm.
  • Kovuldun mu?
  • Uzun lafın kısası, o kovuldu.
  • Kovulduğumu Tom'a söyledim.
  • Kovulduğunu duydum.
  • "İşini bıraktığını duydum." "Aslında kovuldum."

Kovu ile ilgili Atasözü veya Deyim

dokuz köyden kovulmuş : geçimsizliği veya başka davranışları yüzünden birçok yerden atılmış.

kovuşturma açmak : kovuşturma işlemine başlamak.

kovuşturma yapmak : kovuşturma işlemini yürütmek.

Kovu tanımı, anlamı

Kovucak : Bolu kenti, Mudurnu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge

Kovucu : Dedikoducu, söz getirip götüren, arkadan çekiştiren. Doğrudan veya dolaylı olarak insan veya hayvan hijyenine yönelik olanlarda dâhil olmak üzere, pire gibi omurgasız veya kuş gibi omurgalı zararlı organizmaları ortamdan uzaklaştırmak için kullanılan biyosidal ürünler, repellent. [Bakınız: kovcu].

Kovuh : Delik, kovuk, çukur.

Kovuk ışınımı : Aldığı bütün ışınımı soğuran (soğurma katsayısı -1 olan) kovuğun, yaptığı ışınım. Bu durumda salma katsayısı ışınım yeğinliğine eşittir.

 

Kovukçınar : Adana ilinde, Feke ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kovuklaşma : Yenim olayı sonucu metal yüzeyin kovuk kovuk olması.

Kovuklu : Tunceli şehrinde, Kırmızıköprü nahiyesine bağlı bir yer.

Kovukpelit : Sakarya şehri, Kocaali belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kovukyurt : Balıkesir şehri, Sarıbeyler nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kovuluş : Kovulma işi.

Kovunmak : Övünmek.

Kovurgeç : Kahve kavrulan tava.

Kovurma : Kavurma.

Kovurmak : Kavurmak.

Kovurtmak : Bırakmak, salmak.

Kovuşmak : İnek çiftleşmek istemek, boğaya gelmek. Koşmada yarışmak, yarış etmek, birbirini kovalamak.

Kovuşturmazlık : (Söz sanatı terimi) Cümlede, başlanmış bulunan bir kuruluşu bırakıp sözü başka bir kuruluşla bitirme çalımı. “O sana bu kadar iyilik etsin, sonra da ondan en ufak bir yardımı esirgemek!” gibi ki baştaki cümleye göre son parça «sonra da sen ondan en ufak bir yardımı esirge!» şeklinde olmalı idi.

Kovuz : İçi boşalmış, kof (ağaç, kabuklu yemiş ve benzerleri şeyler). Aralık, açıklık : Kapıyı kovuz bırak. Tam dolu olmayan : Testi dolu değil kovuz. Kenarları dik yamaçlı dar vadi. (İçi) boş.

Kristalli kovuk : Kayaçların içinde, mineral kristalleriyle doldurulmuş kovuk.

Yasal kovuşturucu : Yasal ya da türesel işlerde, gerçek ve tüzel kişilere ilişkin hakları davacısı gibi gütmeye ve savunmaya yetkili kişi. Avukat sayısı beşten az olan yerlerde bunların yetkisini taşıyan aynı konularda savunma işi yapan kişi.

Yılan kovu : Yılanın, soyulmuş derisi.

 

Göğüs kovuğu : Göğüs boşluğu.

Kovucuk : Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik, adese.

Kovuk : Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü.

Kovulma : Kovulmak işi.

Kovulmak : Kovma işine konu olmak veya kovma işi yapılmak.

Kovuntu : Kovulmuş kimse.

Kovuş : Kovma işi.

Kovuşturma : Kovuşturmak işi, takibat, takip.

Kovuşturmak : Suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak, takip etmek.

Diğer dillerde Kovirüs anlamı nedir?

İngilizce'de Kovirüs ne demek ? : covirus