Kovuşturmazlık nedir, Kovuşturmazlık ne demek

Kovuşturmazlık; Edebiyat alanında kullanılan bir kelimedir.

Edebi anlamı:

(Söz sanatı terimi) Cümlede, başlanmış bulunan bir kuruluşu bırakıp sözü başka bir kuruluşla bitirme çalımı. “O sana bu kadar iyilik etsin, sonra da ondan en ufak bir yardımı esirgemek!” gibi ki baştaki cümleye göre son parça «sonra da sen ondan en ufak bir yardımı esirge!» şeklinde olmalı idi.

Kovuşturmazlık anlamı, kısaca tanımı

Kovu : Çekiştirme, yerme, kötüleme, dedikod. Çukur ve bataklık yer. Dedikodu, yergi. [Bakınız: kov]

Kovuş : Kovma işi.

Kovuşturma : Kovuşturmak işi, takibat, takip.

Söz sanatı : Sözün veya yazının ifade temizliğini, güzelliğini, etkenliğini sağlamak için baş vurulan yolları inceleyip kurallara bağlıyan sanat.

Esirgemek : Korumak, himaye etmek, vikaye etmek. Bir şeyi yapmaktan veya vermekten kaçınmak.

Esirgeme : Esirgemek işi, koruma, himaye, vikaye.

Bitirme : Bitirmek işi.

Kuruluş : Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis.

İyilik : İyi olma durumu, salah. Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik. Karşılık beklenilmeden yapılmış olan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet. Yarar ya da elverişlilik, nimet.

 

Yardım : Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bağış, iane.

Kurulu : Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş.

Bırakı : Bırakılmış, terkedilmiş, eskimiş, beğenilmeyip atılmış, artık.

Baştak : Müstakil (ev). Başı açık. Tek başına, yalnız, kimsesiz, çoluğu çocuğu olmayan. Başbuğ. Başıboş, işsiz güçsüz, yaramaz, haylaz (çocuk). [Bakınız: başlak].

Çalımı : Gözleri sarı toz dolu bal peteği. Kırmızı, killi toprak.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

Yardı : Ceza.

Şekli : Havuç. Biçimle ilgili, biçimsel, formel.

Diğer dillerde Kovuşturmazlık anlamı nedir?

Fransızca'da Kovuşturmazlık nedir ? : anacoluthe