Başla nedir, Başla ne demek

Başla; Sinema, Boks alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu.

Boks terimi anlamı:

Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

Başla ile ilgili Cümleler

  • “Bu düşünce aklına gelince delikanlı hemen söze başladı.”
  • Eflatun rengine başlangıçta "Tyrian moru" denirdi.
  • Bu muhtemelen başlamak için kötü bir yol.
  • “Batı tiyatrosu Türkiye için yepyeni bir şey olduğu için sıfırdan başlamak gerekiyordu.”
  • Burak Tuğba ile yeni bir dostluğa başladı.
  • Tom'un sakal bırakmaya başladığını fark ettim.
  • Ali pazartesi günü yeni işine başlayacak.
  • Başladığımızı bitirelim.
  • Başlaman gerek!
  • Başlangıçta Tom'a inanmadım.
  • Başlasam iyi olur.
  • Başlangıçta Tom'a inanıyordum.
  • “Tarihler, bu sorunu açıklarken 1071 yılını başlangıç tutarlar.”
  • Başlamak için endişeliyim.
  • "Bugün annem öldü." Albert Camus tarafından yazılan "Yabancı" adlı kitap işte bu şekilde başlar.
  • Kış yeni yeni yüzünü gösterdi, ama zemheri ve kocakarı soğukları başlamadı daha.

Başla ile ilgili Atasözü veya Deyim

başlangıç tutmak (veya almak) : bir işi, bir dönemin, başladığı nokta veya tarih olarak kabul etmek, belirtmek.

 

kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar : “yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez” anlamında kullanılan bir söz.

lafa başlamak : söze başlamak.

sıfırdan başlamak : en baştan, hiçbir şeye sahip olmadan bir işe girişmek.

söze başlamak : konuşmaya başlamak, bir konuya girmek.

Başla kısaca anlamı, tanımı

Başla barmak : İşaret parmağı

Başla denge : Başı yere koyup destek yaparak dengeyi sağlama. At üstünde, başı at üstüne koyup bacakları birleştirerek dengeyi sağlama.

Başlak : Müstakil (ev). [Bakınız: başlık]. Bağımsız, hür kimse: Ben başlak bir insanım. Başı açık. Hissesiz, müstakil tarla. Özel isimlerin ve cümlelerin başında kullanılan büyük harf. Başlıktan sonra gelen küçük harflere SIRALIK (Miniscule) denir.

Başlama çizgisi : "Orta çizgi"nin ikişer metre sağında ve solunda, yarışmacıların vuruşmaya başlamadan önce yer aldıkları çizgi. Ağın iki yanında, ağa koşut olarak 6.40 m. uzaklıkta çizilen ve başlama alanını sınırlayan çizgilerin her biri. Çift oyununda masayı yan çizgilere koşut olarak iki eşit bölüme ayıran 3 cm. genişliğindeki ak çizgi.

Başlama değişimi : İlk beş sayıdan sonra başlama atışı hakkının karşılayan oyuncuya geçmesi; sayıların yirmişer olması durumunda başlama atışı her sayıda değişir.

Başlama durumu : Bir oyunun rengini, havasını seyircilerin önüne serecek ilk durum. bk. Serim.

Başlama duruşları : Bir cimnastik alıştırmasına başlamak üzere, vücudun dayanak yüzeyine göre aldığı değişen ilk durum (ayakta, dizüstü oturarak, yatarak, asılarak).

 

Başlama duruşu : Mindere çıkan iki güreşçinin güreşe başlamadan önce minderin iki yakasında yüzyüze durmaları. Alıştırmanın türüne göre vücut bölümlerinin aldığı ilk hazırlık duruşu.

Başlama düdüğü : Hakemin, karşılaşmanın başladığını bildirmek üzere düdük çalması.

Başlama düzenleyicisi : Boşalmanın başlaması için gerekli ön koşulları yaratan aygıt.

Başlama elektrotu : Boşalmanın başlamasına yarayan yardımcı elektrot.

Başlama faktörü : Protein sentezinin başlangıcında nıRNA' nın ribozoma bağlanmasını sağlayan birkaç yardımcı protein. Faktör F. Prokaryotlarda IF, ökaryotlarda elF ile gösterilir.

Başlama gerilimi : Boşalmalı bir lambanın elektrotları arasında boşalmayı başlatmak için gerekli en düşük elektrik gerilimi. Bir ses çıkarmağa hazırlanırken örgenlerin aldığı ilk boğumlama durumu.

Başlama göstergesi : Tiyatroda oyunun başlayacağını belirten görüntüsel ya da işitsel bir gösterge; bu ışıklı panoyla yapılabildiği gibi zille de olur. Kuliste oyuncuların hazar olmaları için yakılan gösterge ışığı.

Başlama kodonu : RNA sentezinin başlamasını sağlayan ilk kodon.

Başlama müziği : Bir oyunun başladığını belirten, girişi sağlayan müzik.

Başlama orta çizgisi : Başlama alanını iki eşit parçaya bölen ve yan çizgilere koşut olarak çekilen çizgi.

Başlama tarihi : Bulgu ya da markanın koruma süresinin başladığı tarih.

Başlama vuruşu projesi : Avrupa Birliği İstihdamı Teşvik Tedbirleri Topluluk Programı çerçevesinde Rosetta Planı’nın bir parçası olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünce ortaklaşa yürütülmekte olan, Belçika Hükümeti ve sosyal taraflarının da desteği ile 2005 yılı sonu itibariyle başlatılan proje.

Başlama zili : Seyircilerin yerlerine gitmeleri için dinlenme yerlerinde çalınan zil; sahne ardında da oyuncuların sahneye gelmelerine işarettir.

Başlamaç : (Yunan Latin tartıbilim Terimi) İlk tam adımın üst tarafında bulunan yarım adım.

Başlamış : Hatay ili, Erzin ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya şehri, Hüyük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Akhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ilinde, Lâdik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Başlanabilme : Başlanabilmek işi.

Başlanabilmek : Başlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Başlandırmak : Tepeleme doldurmak.

Başlangeç : İlk önce: Bu yıl okula başlangeç odunu ben yıktım.

Başlangıç bölütü : Miyelin içeren sinir hücrelerinde akson tepesiyle miyenilleşmenin başladığı kısım arasındaki yer.

Başlangıç çağı : Yer tarihinin, hemen her yerde çok başkalaşmış ve granitleşmiş kayaçlarını kapsayan en eski oluşukları. (İçlerinde, şimdiye değin hiçbir canlı kalıntısının izlerine rastlanmamıştır.).

Başlangıç değer sorunu : Süreye bağlı bir türetik denklemin genel çözümleri arasından, süre başlangıcında istenen koşulları sağlayan özel çözümünü bulma sorunu.

Başlangıç durumu : Oyunu, havası, rengi ve anlamı açısından seyirciye tanıtan olay dizisinin ilk durumu.

Başlangıç faktör donanımı : Bir ekonominin kalkınma süreci başında sahip olduğu faktör yoğunluğu.

Başlangıç güvencesi : Vadeli işlem piyasalarında alım ve satım emirlerinin gerçekleşmesi için takas merkezi hesabına yatırılması zorunlu olan ilk tutar.

Başlangıç hızı : 0 sayısını kapsayan bir I açık aralığından M manifolduna giden bir a : I -> M eğrisi için, ?(0) vektörü.

Başlangıç imi : Bir gösterimin, basımın ya da eşlemenin başlama noktasını belirtmekte kullanılan bir çeşit eşleme imi. Ölçün bir kılavuza konulan ve bu nokta ile filmin ilk resmi arasında ne kadar uzunluk bulunduğunu belirten im.

Başlangıç karsinojeni : Hücrenin DNA zincirinde dönüşümsüz nitelikte bir bozukluğa yani mutasyona neden olan gen veya madde.

Başlangıç kaynaşması : Isıl işlem ya da kaynak yapma sırasında, yer yer olan ve çabucak katılaşmayla sonuçlanan erime ya da kaynaşma.

Başlangıç kirişi : Cirit gelişme alanının yan çizgilerini atış yönünde sınırlayarak kesen kiriş.

Başlangıç kodonu : Bir polipeptit dizisindeki birinci aminoasidi kodlayan AUG (bazen prokaryotlarda GUG) kodonu. AUG kodonu metiyonini, GUG kodonu N-formil metiyonini kodlar.

Başlangıç koşulu : Süreye bağlı bir türetik denklemin genel çözümleri arasından, istenen belirli bir özel çözümünü buldurmaya yarayan ve süre başlangıcında bu özel çözüm eğrisinin konumunu belirten özellikler.

Başlangıç köşesi : Alanda konut birimleri ya da konut kümeleri arasında yapılan bir rastlantılı örneklemede, örnek almak üzere başlangıç ya da izlenecek doğrultunun kalkış noktası olarak belirlenen sokak ya da konut küme başı.

Başlangıç magma etkinliği : Bir dağoluşun yerteknesi evresindeki sokulma ya da yanardağ etkinliği.

Başlangıç müziği : Bir opera gösterisinde perde açılmadan ya da açılırken çalınan başlangıç müziği.

Başlangıç öğleni : Yer yuvarlağı ya da gökküresi üzerinde tanımlanan boylamlar için başlangıç kabul edilen bir öğlen.

Başlangıç önermeleri : Çözümleyici çizelgesi kurulan önermeler kümesi; tutarlılığı denetlenecek önermeler kümesi. Bir çıkarımın geçerliliği çözümleyici çizelge ile denetlendiğinde başlangıç önermeleri çıkarımın geçersiz kılıcı kümesinin öğeleridir.

Başlangıç resmi : Herhangi bir film parçasında, çeşitli işlemler için çıkış noktası olarak alınan resim.

Başlangıç sermayesi : Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu en az çıkarılmış sermaye.

Başlangıç yasası : Sagaların başlangıç bölümlerinde, olayların durgun olarak başladıktan sonra gittikçe hızlanmaları biçimindeki genel oluşuma dayanılarak ileri sürülen halkbilimsel yasa. bk. saga, halkbilimsel yasa. karşılığı sonuç yasası.

Başlangıç yemi : Başlatma yemi de denen, civciv, buzağı gibi hayvanların yaşamlarının ilk haftalarında kullanılan özel yemler, starter yem.

Başlangıçta : İlk zaman, ilk dönem.

Başlanılma : Başlanılmak işi.

Başlar : Meşru olmayan çocuk, piç. Antalya kenti, İbradı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Başları dikenli solucanlar : Son konakları omurgalılar, ara konakları eklem bacaklılar olan, son konakların sindirim sisteminde yaşayan, sindirim sistemleri bulunmayan, vücut yüzeyinden emilim yoluyla beslenen, heteroseksüel, vücutları praezoma ve metazomadan oluşan ve vücudunun ön kısmında dikenli bir hortumu bulunan canlılar, Akantosefalan, Acanthocephala.

Başlarkadı : Zonguldak şehri, Devrek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Başlatabilme : Başlatabilmek işi.

Başlatabilmek : Başlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Başlatıcı : Elektrotların ön ısınmasını ve sıra bağlanmış endüktans bobiniyle birlikte bir yüksek gerilim yaratarak boşalmalı lambanın ve özellikle flüorışıl lambanın yanmasını sağlayan aygıt. Polimerleşme tepkimelerinde, zincir tepkimesini başlatan yapı veya molekül.

Başlatılabilme : Başlatılabilmek işi.

Başlatılabilmek : Başlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Başlatılma : Başlatılmak işi.

Başlatış : Başlatma işi.

Başlatıverme : Başlatıvermek işi.

Başlatıvermek : Çabucak başlatmak.

Başlatma faktörleri : Ribozomlarda protein üretiminin başlamasını sağlayan özgün proteinler, IF.

Başlattırma : Başlattırmak işi.

Başlattırmak : Başlatma işini yaptırmak.

Başlayabilme : Başlayabilmek işi.

Başlayabilmek : Başlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Başlayıcılık : Başlayıcı olma durumu.

Başlayınız : İki yarışmacının karşılaşmaya başlamalarını bildiren başyargıcı komutu.

Başlayıverme : Başlayıvermek işi.

Başlayıvermek : Çabucak başlamak.

Bin başlar : Binbaşılar.

Buzağı başlangıç yemi : Genç buzağıların süt emme döneminde işkembenin gelişimi ve tane yemlerdeki nişastadan uçucu yağ asitleri üretimini uyarabilmek için hazırlanmış ham proteini en az % 18, metabolik enerji değeri 2.80 Kkal/kg olan karma yem.

Çabuk başlamalı flüorışıl lamba : Yapımı ve yardımcı aygıtlarından ötürü elektrik akımı verilince, duraksamadan ve peş peşe yanıp sönmeden, hemen yanan flüorışıl lamba.

Çeri başlamak : Askerin kumandasını ele almak, askere kumanda etmek.

Ese başlamak : Esmeğe başlamak.

Galeye başlamak : Küfre başlamak.

Güvencelilik başlangıcı : Toplumsal Güvenceler Kurumu yasasına göre bu yasanın kapsamına giren sınırlar içinde görevlendirilmiş kişinin başkaca hiçbir işlem yapılmasına yer verilmeksizin işe başladığı andan geçerli olmak üzere güvenceli sayılması.

Güzel başlangıç : Bir yapıtın önsözünde, konusunu, savını, amacını sanatlıca sezdiren tümceler.

Kopa başlamak : Çimlenmeğe, filizlenmeğe başlamak.

Martensit başlama sıcaklığı : Martensit dönüşümünün başladığı ve bileşime bağlı olarak değişen sıcaklık.

Öğretime başlama izni : Yönetmelik ve öğretim programına ilişkin koşulları yerine getiren bir özel öğretim kurumuna öğretime başlaması için Milli Eğitim Bakanlığınca verilen izin.

Örü başlangıç damgası : Bildiri başlığını bitirmek üzere kullanılan ve örünün önüne gelen gönderim güdüm damgası.

Seğirdü başlamak : Seğirtmeğe, koşmaya başlamak.

Sıcak başlamalı lamba : Elektrotların önceden ısınmasını sağlayan bir düzenle işleyen sıcak katotlu lamba.

Soğuk başlamalı lamba : Elektrotlarında ön ısıtma olmadan çalışmaya başlayan (ve çalışan) lamba.

Söylev başlangıcı : Söyleve başlarken uygun bir girişten sonra, konu ve konuyu gerektiren etmenler üzerine söylenen birkaç söz. (Kavrayıcı ve, dikkatleri toplayacak nitelikte olması gerekir.) bk. söylev.

Söyleyü başlamak : Söylemeğe başlamak.

Tümör başlatılması : Kanser yapıcı bir etki veya maddenin hücrede yol açtığı genomdan genoma geçebilen, kalıcı ve dönüşümsüz kalıtsal bozukluk, tümör inisiyasyonu. Hedef hücrede DNA hasarı oluşur.

Ulalu başlamak : Büyümeğe başlamak.

Ura başlamak : Vurmaya başlamak.

Yeniden başlama : Bir izlencenin herhangi bir aksaklık nedeniyle kesilmesi durumunda, işi en baştan başlatmak yerine, öngörülmüşse, yeniden başlama durağından sürdürme.

Yeniden başlama durağı : Uzun bir yürütme süresi gerektiren bir izlencede, herhangi bir aksaklık dolayısıyla kesilme olasılığında, işi en baştan yenileme yerine, belirli sürelerde dış belleğe yapılan dökümlerle desteklenen ve işlenen verilerdeki tutarlılığı bozmadan sağlanan yeniden başlama noktası.

Yerde başlatma : Minder dışına çıkmış güreşçilerin durumuna göre güreşi kuralına uygun bir biçimde yerduruşuna göre başlatma.

Yol başlamak : Kılavuzluk etmek, çığır açmak.

Zaman aşımı başlangıcı : Yasalarda işin gereği, konunun çeşidi ve yapılacak işlemin özelliği bakımından bilimsel yönleri ile incelenilerek temel yargılara bağlanan süre aşımı başlangıçları.

Zincir başlatıcı kodonlar : Polipeptit zincirlerini kodlayan mRNA’nın başlangıcında yer alan, AUG veya GUG kodonları.

Başlahana : Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana (Brassica oleracea).

Başlama : Başlamak işi.

Başlama atışı : Basketbolda oyuna başlarken topun hakem tarafından havaya atılması. Voleybol, tenis ve masa tenisi oyunlarında ilk servis.

Başlama meridyeni : Boylamların hesabında başlangıç olarak kabul edilen meridyen.

Başlama vuruşu : Futbolda oyuna ilk başlamada veya her golden sonra topu orta yuvarlağın merkezinde yeniden oyuna sokmak için yapılmış olan vuruş, santra.

Başlamak : Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek.

Başlangıç : Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü. Ön söz, giriş, mukaddime.

Başlangıç noktası : Bir işin veya şeyin başladığı yer. Sıfır sayısının, sayı doğrusundaki yeri, baş nokta. Parametrelenmiş bir yayın uçlarından biri.

Başlanılmak : Başlanmak.

Başlanma : Başlanmak işi.

Başlanmak : Başlama işine konu olmak. Baş oluşmak.

Başlatılmak : Başlatma işi yapılmak.

Başlatma : Başlatmak işi.

Başlatmak : Başlamasına yol açmak. Birinin kötü konuşmasına yol açmak.

Başlayıcı : Bir şey öğrenmeye yeni başlayan (kimse), müptedi.

Başlayış : Başlama işi.

Canla başla : Seve seve, her şeyi göze alarak, var gücüyle.

Diğer dillerde Başla anlamı nedir?

İngilizce'de Başla ne demek ? : action!, box