Lax türkçesi Lax nedir

Lax ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary both relaxed.
Turkish: Ali ve Mary'nin her ikisi de rahatladılar.

English: Ali and Mary spent a week relaxing on a houseboat.
Turkish: Ali ve Meryem yüzen evde bir hafta geçirip dinlendiler.

English: Ali and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Turkish: Ali ve Mary eski bir filmi izlerken TV'nin önünde birkaç saat dinlendiler.

English: Ali and Mary spent a relaxing week on a houseboat.
Turkish: Ali ve Meryem yüzen evde rahatlatıcı bir hafta geçirdiler.

English: A cup of hot soup relaxed me.
Turkish: Bir bardak sıcak çorba beni rahatlattı.

Lax ingilizcede ne demek, Lax nerede nasıl kullanılır?

Laxation : Gevşeklik. Yumuşaklık. Serbestlik. Gevşeme.

Laxative : Kabız giderici. Yumuşatıcı. İç sürdürücü. Müleyyin. Dışkının yumuşamasını sağlayarak atılımını kolaylaştıran. Laksatif. Gevşetici. Kabızlık giderici. Laksativ. Peklik giderici.

Laxativeness : Yumuşatıcı olma niteliği. Müshil olma niteliği. Gevşetici olma niteliği.

Laxatives : Müshil. Laksatif.

Laxer : Yumuşak. Daha belirsiz. Belirsiz. Daha yumuşak. Daha umursamaz. Daha dikkatsiz. Daha gevşek. Gevşek. Dikkatsiz. Umursamaz.

 

Angle of parallax : Yakınsama açısı. Toplama açısı. Paralaks açısı.

Textus connectivus collagenosus laxus : Kas dokularında kas telleriyle diğer dokuların aralarını dolduran ve organizmada en çok bulunan müköz bağ dokusundan farklılaşan bir bağ dokusu türü. Gevşek bağ doku.

Laxity : Umursamazlık. Laksite. Belirsizlik. Gevşeklik. İhmalcilik. İhmalkarlık.

Softening laxatives : Yumuşatıcı laksatifler. İshal oluşturmaksızın yalnızca dışkıyı yumuşatmak amacıyla kullanılan sıvı vazelin türü ilaç.

Absolute parallax : Salt ıraklık açısı. Başka yıldızlarla bağlantı kurmadan üçgenölçümsel olarak belirlenen ıraklık açısı.

İngilizce Lax Türkçe anlamı, Lax eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lax ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tensionless : Gerilimsiz.

Wanton : Vahşi. Düşüncesiz. Ahlaksız kimse. Oyunbaz. Hafifmeşrep. Maskara. Ahlaksız. Değişken. Kaprisli. Sebepsiz.

Idle : İşsiz güçsüz. Verimsiz. Çalışmayan. İşlemeyen. Avare. Yersiz. Boşta. Kullanılmayan. Boş durmak.

Breezy : Şen. Rüzgarlı. Hareketli. Meltemli. Cıvıl cıvıl. Havalı. Şen şakrak. Havadar. Canlı.

Bap : Küçük topak ekmek. Rulo şeklindeki bir britanya ekmeği. (britanya ingilizcesi) çörek. Kadın göğsü. Geniş.

Dronish : Asalak gibi. Uyuşuk. Miskin.

Dreamy : Dalgın. Nefis. Olağanüstü. Hayalperest. Müphem. Hayalci. Hayal. Düş dünyasında yaşayan. Harika.

Unhedged : Bir çitle çevrilmemiş. Korunmasız. Bir fens teli veya çalı duvarı ile çevresi kapatılmamış. Sınırsız.

Negligent : İhmalkar. Lakayt. Lakayıt. Baştan savmacı. Kayıtsız.

 

Cloudy : Damarlı (ağaç). Kapanık. Bulanık. Hareli. Gölgeli. Töhmet altında. Dumanlı. Muğlak. Kapalı.

Lax synonyms : loose jointed, drone, indifferent, apathetic, cloudier, do little, impassive, laxer, feather like, blithesome, affectionless, unbridled, limp, breezier, delphian, unchecked, bloodless, unregulated, careless, forgetful, incurious, baggy, asleep, distant, airy, crankiest, casual, inadvertent, oblivious, drooping, cloudily, backhanded, cushiony.

Lax zıt anlamlı kelimeler, Lax kelime anlamı

Diligent : Özenli. Dikkatli. Çalışkan. Özenle ve sebat edilerek yapılan (iş). İşine düşkün. Gayretli. Hamarat. Özenle ve sebat ederek çalışan (kimse). Gayretkeş.

Tight : Sarhan. Sızdırmaz. Kritik. Kasılmış. Dar. Zor. Gergin. Sarhoş. Sızmaz. Başabaş.

Tense : Sıkı. Germek. Stres içinde. Gerilmiş. Gergin. Gerginleştirmek. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Çekmek. Stresli.

Lax ingilizce tanımı, definition of Lax

Lax kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Slack. A looseness. Diarrhea. Not tense, firm, or rigid. Loose. Lax fiber. As, a lax bandage.