Legislated türkçesi Legislated nedir

Legislated ingilizcede ne demek, Legislated nerede nasıl kullanılır?

Legislate away : Yürürlükten kaldırmak.

Legislate : Yasamak. Kanun yapmak. Kanun haline getirmek. Yasa çıkarmak. Yasalaştırmak. Yasallaştırmak. Kanun koymak. Yasa yapmak. Bir kanunu meclise onaylatarak çıkarmak. Kanunlaştırmak.

Legislates : Kanun yapmak. Yasamak. Kanunlaştırmak. Yasallaştırmak. Kanun haline getirmek. Yasalaştırmak. Yasa yapmak. Yasa çıkarmak. Bir kanunu meclise onaylatarak çıkarmak. Kanun koymak.

Legislating : Yasallaştırmak. Kanun yapmak. Yasallaştırma. Kanunlaştırma. Yasamak.

Legislation : Yasa. Kanun yapma. Yürürlükteki yasalar. Tüzük. Kanunlar. Yasalar. Yasama. Mevzuat. Yasama erki.

Legislative enactment : Kanun yaratma. Yasal olarak kanunlaştırma. Kanunu yürürlüğe sokma. Kanun yapma.

Legislative lag : Belirli bir iktisat politikasının uygulanması için gerekli olan yasal düzenlemenin yapılmasına kadar geçen zamanı ifade eden iç gecikme türü. krş. algılama gecikmesi, veri gecikmesi, yürütme gecikmesi. Yasama gecikmesi.

Legislations : Kanunlar. Kanun yapma. Yürürlükteki yasalar. Mevzuat. Yasama.

Legislation and law committee : Yasama ve hukuk komitesi. Yasal konularla ilgili olan hükümet komitesi.

 

Legislative authority : Yasama yetkisi. Kanun yapan otorite.

İngilizce Legislated Türkçe anlamı, Legislated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Legislated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decriminalizes : Decriminalise. Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Suç olmaktan çıkarmak.

Lawgiver : Yasa yapan kimse. Kanun yapıcısı. Kanun yapan kimse. Kanuni. Kanun yapıcı.

Legislating : Kanunlaştırma. Yasallaştırma.

Legitimatized : Yasal hale getirilmiş. Kanunlaştırılmış. Meşrutiyet verilmiş. Meşruluk verilmiş. Yasallaştırılmış (ayrıca legitimatised).

Pass : Piyasaya sürmek. Devretmek. Bir veri kümesi üzerinde bir kez uygulanan iş dönemi. Bir oyuncunun, ayakla ya da başla topu kendi takım arkadaşlarından birine göndermesi. Geçirmek. Bildirmek. Aktarma. Pasavan. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Uç boylarında bulunan küçük kale. dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. iki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz.

Congressman : Abd temsilciler meclisi üyesi (erkek). Abd'de kongre azası. Parlamento üyesi. Milletvekili. Meclis üyesi. Kongre üyesi.

Lawmaker : Yasaman. Kanun koyucu. Kanun yapıcı. Meclis üyesi. Kanuni.

Parliamentarian : Parlamento. Milletvekili. Parlamenter.

Legalizing : Meşrulaştırma. Kanunlaştırma. Yasallaştırma. Kanunlaştırmak.

Legalising : Yetki vermek. Meşrulaştırmak. Kanunlaştırma. Meşrulaştırma. Onaylamak (ayrıca legalize). Yasal veya meşru hale getirmek. Yasallaştırma.

Legislated synonyms : crossbencher, frontbencher, minority leader, party whip, legalised, representative, legalized, ordain, member of parliament, whip, enacted, enacts, majority leader, filibuster, enact, decriminalise, senator, legalizes, congresswoman, floor leader, be it enacted, deputy, decriminalize, legislate, legalise, politician, filibusterer, legislates, legalize, backbencher.