Leucite türkçesi Leucite nedir
- Lösit.
- Lüsit.
Leucite ingilizcede ne demek, Leucite nerede nasıl kullanılır?
Chromoleucite : Kromolösit.
Leucin : Lösin.
Leucine : Protein hidrolizi ile elde edilen esansiyel amino asit (biyokimya). Lösin.
L leucine : Sentetik bir amino asit, lösin. L-lösin.
Isoleucine : Kas dokusunda metabolize edilen, daima lösin ve valinle birlikte dengeli olarak alınması gereken, eksikliğinde hipoglisemiye benzer semptomlar oluşan amino asit. Proteinlerde temel besin maddesi olan amino asit (biyokimya). İzolösin. İzolesin. Temel-besi. İsolösin.
Leuco compound : Lökotürev.
Leuco : Löko. Beyaz. Ak.
Leucoblast : Lökoblast. Olgunlaşmamış beyaz kan hücresi (ayrıca leukoblast). Kemik iliğinde bulunan farklılaşmamış granülsüz hücre, miyeloblast. Lökoplast. Kemik iliğinde bulunan farklılaşmamış granülsüz hücre. miyeloblast.
Seleucid : Mö. 341-64 yılları arasında küçük asya ve ortadoğu'da çeşitli bölgelere hükmeden makedonya hanedanı üyesi.
Seleucia : Silifke.
İngilizce Leucite Türkçe anlamı, Leucite eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Leucite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fire : Ateşe vermek. Tezkeresini eline vermek. İş sözleşmesinin işveren tarafından fesh edilerek işçinin işine son verilmesi. Yakmak. Ateş. Tutuşturmak. İktisat, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Isıtmak. İşten atılma. İşten atmak.
Kindle : Alevlendirmek. Canlanmak. Parlamak. Uyanmak. Uyandırmak. Tutuşmak. Ateş almak. Yanmak. Tutuşturmak. Yakmak.
Execute : Tatbik etmek. Düzenlemek. Ortaya koymak. Bir hükmü infaz etmek. İnfaz etmek. Uygulamak. İnfaz etmek (bir yargıyı). Yapmak. Yerine getirmek.
Enkindle : Alevlendirmek. Tutuşturmak. Yakmak.
Provoke : Tahrik etmek. Öfkelendirmek. Kışkırtmak. -e neden olmak. Kızdırmak.
Scan : İyice incelemek. Süzmek. Taramak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Göz atmak. Üstünkörü gözden geçirmek. Bakmak. Görüntülemek. Vezin analizi yapmak. İncelemek.
Mouth : Zırlamak. Dudak bükmek. Akarsuyun göle döküldüğü yer. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Kesici aletlerin keskin yanı. Söylemek. Boğaz. Dırdır etmek. Ağız. Giriş yeri.
Perform : İşlemek. Performans sergilemek. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Temsil etmek. Canlandırmak. Tiyatro yapmak. İcra etme (icra). Rol yapmak. Numara yapmak. Oynamak (rol).
Evoke : Ruh çağırmak. Hatırlatmak. Davet etmek. Neden olmak. Uyandırmak. Yol açmak. Hissettirmek. Aklına getirmek. Çağrışım yapmak.
Enthuse : Azmettirmek. Hayranlık göstermek. Coşturmak. Coşmak. Hayran kalmak. Gayrete gelmek. Şevk vermek. Ballandıra ballandıra anlatmak. Bayılmak. Hayran bırakmak.
Leucite synonyms : elocute, perorate, raise, declaim, utter, elicit, talk, verbalize, speak, lucite, arouse, verbalise, do.
Leucite zıt anlamlı kelimeler, Leucite kelime anlamı
Divide : Bölünmek. Bölüştürmek. Bölme. Paylaşma, paylara ayırma. Sınıflandırmak. Ayrılmak. Dağıtmak. Araları açık olmak. İkiye ayırmak. Bozuşmak.
Stifle : Tutmak. Boğmak. Tıkanmak. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Boğulmak. Gelişmesini engellemek. Soluk almasını zorlaştırmak. Zaptetmek. Soluk almasını engellemek. Bastırmak.
Leucite ingilizce tanımı, definition of Leucite
Leucite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A mineral having a glassy fracture, occurring in translucent trapezohedral crystals. It is a silicate of alumina and potash. It is found in the volcanic rocks of Italy, especially at Vesuvius.

Bu kısımda Leucite kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Leucite ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Leucite anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Leucite ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.