Leukocyte türkçesi Leukocyte nedir

  • Beyaz kan hücresi.
  • Lökosit.
  • Akyuvar.
  • Stoplazmasında bulunan taneciklerin kimyasal davaranışlarına ve çekirdeklerinin biçimine göre granüllü ve granülsüz lökosit olmak üzere iki esas tipe ayrılan, kemik iliğinde oluşan, bazıları hücresel bağışıklıktan sorumlu olan renksiz kan hücreleri, lökosit, beyaz kan hücresi, wbc.

Leukocyte ingilizcede ne demek, Leukocyte nerede nasıl kullanılır?

Human leukocyte antigen : İnsan büyük doku uygunluk kompleksi. İnsan lökosit antijeni.

Leukocytes : Lökositler. Akyuvar. Lökosit.

Leukocytic chemotaxis : Akyuvar kemotaksisi. Yangıda, akyuvarların kimyasal uyaranlara karşı harekete geçerek ve yangı bölgesinde toplanmaları.

Leukocytopenia : Kanda lökosit sayısının azalması; lökosit miktarının normalin altına inmesi. Lökositopeni. Beyaz kan hücresi azalması (tıp veya medikal terimi).

Leukocytosis : Lökositoliz. Lökositozis. Kanda lökosit artımı. Kandaki beyaz kan hücreleri sayısının çoğalması (ayrıca leucocytosis). Kandaki toplam akyuvar sayısının artması, lökositoz. çoğunlukla nötrofil lökositlerde, açık veya gizli irinli enfeksiyonlarda görülür. insan, köpek ve atta nötrofil sayısının toplam lökositlere oranı % 60-70 olup bunun % 75-90 ve daha yüksek olması lökositozis olarak değerlendirilir. Lökositoz. Akyuvar çokluğu.

 

Leukoemalacia : Lökomalasi. Poliyoensefalomalasi.

Leukoencephalitis : Lökoansefalit. Beyinde beyaz maddenin yangısı. Lökoensefalit. Beyinde beyaz maddenin iltihaplanması. Lökoensefalitis.

Leukocidin : Lökosidin. Akyuvarları öldüren bakteri ekzotoksini. Lökositleri öldüren bakteri ekzotoksini. Beyaz kan hücrelerini yok eden madde.

Leukodermia : Lökoderma. Lökodermi.

Leukocyturia : Lökosit işeme. Piyüri. İdrarda lökosit bulunması. Lökositüri.

İngilizce Leukocyte Türkçe anlamı, Leukocyte eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leukocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Monocyte : Kanda bulunan, kemik iliği kökenli, oval veya böbrek benzeri görünümde tek çekirdekli, sitoplazmasında azurofilik granüller içeren, fagositoz yapabilen en büyük beyaz kan hücreleri. dokulara göç ederek kuvvetli fagositik aktiviteye sahip olan ve kronik enfeksiyon hastalıklarında sayıları artan makrofajlara dönüşür ve kanda yaklaşık 24 saat süreyle kalırlar. Oval ya da at nalı şeklinde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi. Oval veya at nalı biçiminde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi. Monosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Lymphocyte : Ak kan hücresi. Lenfosit. Akkanyuvar. Akkangöze. Genelde organizmanın yabancı proteinlere karşı korunmasında, doku ve organ nakillerinde doku uyşmazlığı ve ret olaylarında rol oynayan, kronik yangılarda ve ivegen enfeksiyonların iyileşme evresinde sayıları artan, sitoplazmalarında granül içermeyen kan, lenf ve lenfoid dokuda bulunan bağışık cevaba katılan bir akyuvar tipi. hücresel bağışıklıkta rol alan t lenfositleri ve antikor oluşturarak humoral bağışıklıka görev alan iki tipi vardır. lenfositlerin % 2’si dolaşımdaki kanda, büyük bir kısmı ise kan yapan organlarda ve bağ dokuda bulunur.

 

White cell : Beyaz hücre.

Myelocyte : Gelişmemiş kemik iliği hücreleri (anatomi terimi). Miyelosit. İlik gözesi.

Blood cell : Kan hücresi. Kan gözesi. Alyuvar, akyuvar veya kan pulcukları gibi kanın biçimli elemanlarından biri, hematosit, hemosit, kan yuvarı.

Blood corpuscle : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan cisimciği. Kan sıvısı içinde dolaşan şekilli elemanlar; omurgalılarda alyuvarlar ve akyuvarlar ile omurgasızlarda hemosit denilen hücreler. kan yuvarı. Kan yuvarı. Alyuvar, akyuvar veya kan pulcukları gibi kanın biçimli elemanlarından biri, hematosit, hemosit, kan yuvarı. Kan hücresi.

White blood cell : Sitoplazmasında bulunan taneciklerin kimyasal davranışlarına ve çekirdeklerinin biçimine göre granüllü lökositler (bazofil lökosit, eozinofil lökosit, nötrofil lökosit) ve granülsüz lökosit (lenfosit ve monosit) olmak üzere iki esas tipe ayrılan, kemik iliğinde teşekkül eden, bazıları hücresel bağışıklıktan, bazıları da humoral bağışıklıktan sorumlu olan beyaz kan hücreleri. lökosit. Beyaz kan hücreleri. Kanda bulunan ve görevleri mikroplarla savaşmak olan çok küçük özdekler. Organizmayı savunmakla görevli olan, damar içinde etkin olarak yer değiştirme ve damar dışına çıkma yeteneğine sahip olan, nötrofil, eozinofil, bazofilleri içeren granülositlerle lenfosit, monosit içeren agranülositler olmak üzere iki gruba ayrılan kan hücreleri, beyaz kan küresi, lökosit, wbc. insan ve bazı hayvan türlerinde total akyuvar sayıları (x103 /mm3 olarak); insan : 7.0 (5.0-10.0), at: 9.0 (5.5-12.5) sığır: 8.0 (4.0-1 0) koyun: 4.0 (2.5-7.5) keçi: 9.0 (4.0-13.0) köpek. 11.5 (6.0-17.0), kedi: 12.5 (5.5-19.5). Akyuvarlar. Wbc. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Basophile : Bazofil. Lekeye benzeyen hücre veya doku (biyoloji terimi).

Leukocyte synonyms : lymph cell, free phagocyte, white corpuscles, leucocytus, wbc, neutrophil, basophil, leucocyte, eosinophil, white corpuscle, neutrophile, white blood cells, granulocyte, leukocytes, white blood corpuscle, myeloblast, corpuscle, eosinophile, erythroid.